Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Tecrübe Ettikleriniz (https://www.havasokulu1.com/tecrube-ettikleriniz/)
-   -   Havas, inanç ve Yüzleşme: 31 Yıllık Bir Tecrübe (https://www.havasokulu1.com/tecrube-ettikleriniz/103132-havas-inanc-ve-yuzlesme-31-yillik-bir-tecrube.html)

Ero1 21.01.26 19:41

Havas, inanç ve Yüzleşme: 31 Yıllık Bir Tecrübe
 
Selamun aleyküm dostlar,

Buraya yazacaklarım ne bir alıntı ne de bir varsayımdır; tamamen kendi hayatımdan süzdüğüm gerçeklerdir. Havas ilmiyle ilgilenen siz değerli topluluğa, bu yollardan geçmiş bir kardeşiniz olarak içimi dökmek istedim.

Sene 2012, 17 yaşındayım. Ailem dindar, kendi halinde insanlar. Ama benim içimde bir şüphe tohumu filizleniyor. Bize anlatılan din ile yaşanan hayat arasındaki tutarsızlıklar canımı sıkıyor. Dedemin babası gibi derin İslami bilgiye sahip büyüklerimden dinlediğim hikayeler ile Peygamber Efendimiz ve sahabenin hayatı arasında uçurumlar görüyorum. Sanki herkes dünya zevkine dalmış da, sadece ilim insanları hakikatin peşinden gitmiş gibi...

Bizim nesil (şu an 31 yaşındayım), televizyonlardaki o meşhur "sırlar dünyası" tarzı dizilerle büyüdü. Hatırlarsınız; gökten gelen ani müjdeler, anında tecelli eden ilahi adaletler... Bilinçaltımıza kazıdılar: "Sen iyi ol, Allah bir mucize gönderir." Bizi bu "beklenti" ile zehirlediler. Bu yüzden gerçeklikten kopuk, hayalperest bir nesil olduk.

Ama bugün anlıyorum ki; Mutlak Yaratıcı’nın sistemi kesinlikle böyle işlemiyor.

Ben Edebiyat mezunuyum. Öyle sıradan bir eğitimden geçmedim, Türkiye'nin en kıymetli hocalarının rahle-i tedrisinden geçtim. Analiz etmek, metni sökmek benim işim. Bu yetkinlikle Şemsü'l Maarif, Marifetname, Gizli İlimler Hazinesi gibi kadim eserleri sadece okumadım; adeta hatmettim, her hücresini inceledim. Havas ilmini hayatımın merkezine koydum, uyguladım, denedim.

Sonuç? Koca bir SIFIR.

Yanlış anlaşılmasın, bu süreçte açıklayamadığım, metafizik diyebileceğim çok acayip şeyler de yaşadım. Bunları inkar edemem. Ama vardığım en büyük ders şu oldu: İnsan neye gerçekten inanır ve iman ederse, hem bu dünyada hem ahirette onunla yüzleşiyor. Bunu bizzat deneyimledim.

Abilerim, kardeşlerim... Herkesin inancı kendine, saygım sonsuz. Ama size bir kardeş tavsiyesi; Havas'tan, tılsımdan, vefkten önce asıl mesele "İNSAN" olabilmekte. Çalmamak, dürüst olmak, kul hakkına girmemek, bir çocuğun başını okşamak, bir yaşlının elinden tutmak... İşte asıl tılsım bunlar.

Eğer bu temel insani değerleri kaybedersek, hangi ilmi bilirsek bilelim, inanın bana kendi cehennemimizi hazırlıyoruz demektir.

Sağlıcakla kalın.

Ero1 21.01.26 19:59

Abilerim, kardeşlerim "Koca bir SIFIR" derken beni yanlış anlamayın. bu koca sıfır biz içinde bulunduğumuz bedenden kaynaklı frekans bozukluğudur. bu frekansı yakalayabilen etten kemikten insanlar elbetteki vardır ama her insana nail olmayacak bir lütuftur bu. beni lütfen hemen inançsız diye yargılamayın. Hangi dine hangi öğretiye bakarsanız bakın zirve nokta hep ahlaktır. Komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir Peygamberin ümmetiyken, işi sadece şekilciliğe ve tılsımlara dökmek büyük bir çelişki. "Çalmamak, hak yememek, muhtaça yardım etmek" dediğim nokta, evrensel doğrunun ta kendisidir. Buradaki "sıfır", o ilimlerin tamamen yalan olmasından ziyade, insanın o ilimlerden beklediği "sihirli değnek" etkisinin yalan olmasıdır. İnsanlar Havas'ı, çalışmadan kazanmak, sevilmeden sevilmek veya hastalanmadan iyileşmek için bir kestirme yol sanıyor. ben bunun bir kestirme yol olmadığını, hayatın fizik kurallarının (emek, çalışma, strateji) her zaman baskın geldiğini deneyimledim. Yani asıl tılsımın kitapta değil, insanın iradesinde olduğunu fark etmem... Bu da aslında bir "sıfır" değil, büyük bir farkındalık.

Vakia 21.01.26 22:04

Alıntı:

Ero1 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696682)
Abilerim, kardeşlerim "Koca bir SIFIR" derken beni yanlış anlamayın. bu koca sıfır biz içinde bulunduğumuz bedenden kaynaklı frekans bozukluğudur. bu frekansı yakalayabilen etten kemikten insanlar elbetteki vardır ama her insana nail olmayacak bir lütuftur bu. beni lütfen hemen inançsız diye yargılamayın. Hangi dine hangi öğretiye bakarsanız bakın zirve nokta hep ahlaktır. Komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir Peygamberin ümmetiyken, işi sadece şekilciliğe ve tılsımlara dökmek büyük bir çelişki. "Çalmamak, hak yememek, muhtaça yardım etmek" dediğim nokta, evrensel doğrunun ta kendisidir. Buradaki "sıfır", o ilimlerin tamamen yalan olmasından ziyade, insanın o ilimlerden beklediği "sihirli değnek" etkisinin yalan olmasıdır. İnsanlar Havas'ı, çalışmadan kazanmak, sevilmeden sevilmek veya hastalanmadan iyileşmek için bir kestirme yol sanıyor. ben bunun bir kestirme yol olmadığını, hayatın fizik kurallarının (emek, çalışma, strateji) her zaman baskın geldiğini deneyimledim. Yani asıl tılsımın kitapta değil, insanın iradesinde olduğunu fark etmem... Bu da aslında bir "sıfır" değil, büyük bir farkındalık.

Havvas sır içinde sırdır ya ahvan.
O halde birazda biz açıklayalım.
Havvas büyük bir okyanustur .
Simya kimya tılsımlar hüddamcılık büyü vefk
Alternatif tıp da havvasa dahildir. Havvas, bir maddenin kendine has gizli ve açık özellikleridir.
Yani sadece cin ve cinlikle sınırlı değildir.
Bizlerin ilgilendiği kısım havvasın batıni kısmıdır o da senin dediğin gibi boş bir iş değildir .
Havvas sevmeden sevilmek çalışmadan zengin olmak için değildir.!
Çok büyük bir genelleme yapmışsın.
Havvas insanlara fayda sağlamak için vardır.
Kişi havvas ilmi ile yüksek dereceleri elde edebilir
Gizli işler kişiye açılabilir. Maddi manevi her türlü sıkıntıya dermandır. Havvası ne cin çıkarma olarak nede tılsım olarak tasvir ve tabir etmek büyük hatadır.
Ayrıca dünyanın en güçlü tılsımınıda çizseler çalışmayan adama para gelmez.
Onlar kişinin gayretine destek olarak vardır.
Aksi olsaydı yani dediğin gibi , herkes çizerdi bir tılsım yatardı evinde akşama kadar.
Havvas ilmi icazet vede maharet ister.
Senin yaptıklarından bir sonuç alamaman çok normal ve doğaldır.
Havvası ehli bilir maharetinide öyle.
Biz ehil olmadığımız halde kendi çağımızda ziyadesiyle istifade etmekteyiz.
Yaptıkalarımızdanda biiznillah sonuç alıyoruz.
Senin bu ikimden nasibin yokmuş icazetinde.
Bu sebeple bu şekilde bir düşünce içerisine düşmüşsün. Yanlış yoldasın.

bintulvakt 22.01.26 02:15

Kardeşim zannederim demek istediğin ya da benim anladığım şu ki;nefis terbiyesi olmadan, eskilerin tabiriyle tezkiyeyi nefs ve tasfiyeyi kalp olmadan olmayacağı :)

Bence burada önemli olan kişinin bu ilme hangi amaçla yaklaştığı, yani niyeti? Kişi samimi bir şekilde Allah'a olan yakınlığını arttırmak için mi ilmini arttırmak için mi bu işlere merak sardı, yoksa dediğin gibi dünyalık hevesler için kısa yollar bulmak umuduyla mı? Her iki tip insan da öyle veya böyle her alanda ve her yerde bulunacaktır, yani mümin ve münafık her yerde ve her zaman olacak ve zaman eleğinden geçerek kendini gösterecektir

Mubinn 22.01.26 08:20

Alıntı:

Ero1 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696679)
Selamun aleyküm dostlar,

Buraya yazacaklarım ne bir alıntı ne de bir varsayımdır; tamamen kendi hayatımdan süzdüğüm gerçeklerdir. Havas ilmiyle ilgilenen siz değerli topluluğa, bu yollardan geçmiş bir kardeşiniz olarak içimi dökmek istedim.

Sene 2012, 17 yaşındayım. Ailem dindar, kendi halinde insanlar. Ama benim içimde bir şüphe tohumu filizleniyor. Bize anlatılan din ile yaşanan hayat arasındaki tutarsızlıklar canımı sıkıyor. Dedemin babası gibi derin İslami bilgiye sahip büyüklerimden dinlediğim hikayeler ile Peygamber Efendimiz ve sahabenin hayatı arasında uçurumlar görüyorum. Sanki herkes dünya zevkine dalmış da, sadece ilim insanları hakikatin peşinden gitmiş gibi...

Bizim nesil (şu an 31 yaşındayım), televizyonlardaki o meşhur "sırlar dünyası" tarzı dizilerle büyüdü. Hatırlarsınız; gökten gelen ani müjdeler, anında tecelli eden ilahi adaletler... Bilinçaltımıza kazıdılar: "Sen iyi ol, Allah bir mucize gönderir." Bizi bu "beklenti" ile zehirlediler. Bu yüzden gerçeklikten kopuk, hayalperest bir nesil olduk.

Ama bugün anlıyorum ki; Mutlak Yaratıcı’nın sistemi kesinlikle böyle işlemiyor.

Ben Edebiyat mezunuyum. Öyle sıradan bir eğitimden geçmedim, Türkiye'nin en kıymetli hocalarının rahle-i tedrisinden geçtim. Analiz etmek, metni sökmek benim işim. Bu yetkinlikle Şemsü'l Maarif, Marifetname, Gizli İlimler Hazinesi gibi kadim eserleri sadece okumadım; adeta hatmettim, her hücresini inceledim. Havas ilmini hayatımın merkezine koydum, uyguladım, denedim.

Sonuç? Koca bir SIFIR.

Yanlış anlaşılmasın, bu süreçte açıklayamadığım, metafizik diyebileceğim çok acayip şeyler de yaşadım. Bunları inkar edemem. Ama vardığım en büyük ders şu oldu: İnsan neye gerçekten inanır ve iman ederse, hem bu dünyada hem ahirette onunla yüzleşiyor. Bunu bizzat deneyimledim.

Abilerim, kardeşlerim... Herkesin inancı kendine, saygım sonsuz. Ama size bir kardeş tavsiyesi; Havas'tan, tılsımdan, vefkten önce asıl mesele "İNSAN" olabilmekte. Çalmamak, dürüst olmak, kul hakkına girmemek, bir çocuğun başını okşamak, bir yaşlının elinden tutmak... İşte asıl tılsım bunlar.

Eğer bu temel insani değerleri kaybedersek, hangi ilmi bilirsek bilelim, inanın bana kendi cehennemimizi hazırlıyoruz demektir.

Sağlıcakla kalın.

Bence siz Kur'an'ı Kerim'i tam olarak anlayamamışsiniz. Mutlak yaraticinin sistemi kesinlikte tam olarak böyle işliyor aslında. Bahsettiğiniz kitapların orijinallerini bulmak oldukça zor. Bir çoğunun içeriği değiştirilmiş hatta orjinalinde bile boşluklar olduğu söyleniyor ki işinin ehli tamamlasin. Bazen o mertebelere çıkmadan böyle kitapları okumakta yanlış.
Sizin düştüğünüz yanılgıya şuan ülkenin %95 i dusmus durumda ki sırf dinden uzaklaşmak için kendilerine güzel bir kılıf oluyor. İnsana insan gerek, Allah CC. Ye kul gerek. En doğru as olan Kur'an-ı Kerim de tarif edilendir. İnsan nefsidir. Ölmeden nefsini öldüren kaç kişi var? Vaktiyle peygamberler dahi çeşitli hatalara düşmüş, ahir zamanda bizler mi dusmeyecegiz? Musa yanlışlıkla da olsa bir cana kiymasaydi Rabbim senden gelecen olan her hayra muhtacım diye bir dua yükselir miydi? O imdadin yüzü suyu hürmetine ahir zaman kulları sıkıştığında aynı duayi edip Rabbinden bir rahman beklemiyor mu ? Tıpkı sırlar dünyası gibi mucize yaşayan yok mu çektiği zikirden, belki de canı gönülden okuduğu bir ayette? Rabbe kul gerek, mümin olabilmek gerek..

Ero1 22.01.26 21:56

Alıntı:

Vakia Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696703)
Havvas sır içinde sırdır ya ahvan.
O halde birazda biz açıklayalım.
Havvas büyük bir okyanustur .
Simya kimya tılsımlar hüddamcılık büyü vefk
Alternatif tıp da havvasa dahildir. Havvas, bir maddenin kendine has gizli ve açık özellikleridir.
Yani sadece cin ve cinlikle sınırlı değildir.
Bizlerin ilgilendiği kısım havvasın batıni kısmıdır o da senin dediğin gibi boş bir iş değildir .
Havvas sevmeden sevilmek çalışmadan zengin olmak için değildir.!
Çok büyük bir genelleme yapmışsın.
Havvas insanlara fayda sağlamak için vardır.
Kişi havvas ilmi ile yüksek dereceleri elde edebilir
Gizli işler kişiye açılabilir. Maddi manevi her türlü sıkıntıya dermandır. Havvası ne cin çıkarma olarak nede tılsım olarak tasvir ve tabir etmek büyük hatadır.
Ayrıca dünyanın en güçlü tılsımınıda çizseler çalışmayan adama para gelmez.
Onlar kişinin gayretine destek olarak vardır.
Aksi olsaydı yani dediğin gibi , herkes çizerdi bir tılsım yatardı evinde akşama kadar.
Havvas ilmi icazet vede maharet ister.
Senin yaptıklarından bir sonuç alamaman çok normal ve doğaldır.
Havvası ehli bilir maharetinide öyle.
Biz ehil olmadığımız halde kendi çağımızda ziyadesiyle istifade etmekteyiz.
Yaptıkalarımızdanda biiznillah sonuç alıyoruz.
Senin bu ikimden nasibin yokmuş icazetinde.
Bu sebeple bu şekilde bir düşünce içerisine düşmüşsün. Yanlış yoldasın.

"Güzel kardeşim, 'ahvan' demişsin, 'nasip' demişsin, 'icazet' demişsin... Eyvallah.

Ama yazdıklarımı savunma refleksiyle değil, hakikat aynasıyla okumanı isterdim. Bana 'senin nasibin yokmuş' diyerek aslında Havas'ın o en derin sırrını ıskalıyorsun.

Senin nasipsizlik veya sonuç alamamak dediğin o Koca Sıfır, benim için bir başarısızlık değil, bir uyanıştı. Ben o hiçliğin içinde, aradaki perdeleri, tılsımları, vefkleri ve kağıt parçalarını kaldırıp; Yaradan ile çırılçıplak, aracısız kalabilmenin dehşetini ve güzelliğini yaşadım. Asıl Havas, asıl Batıni ilim insan acziyetini kabul edip, süslü ritüellerden medet ummayı bıraktığı an başlar.

Kendi cümlenle beni doğruladın aslında 'Dünyanın en güçlü tılsımını da çizseler çalışmayan adama para gelmez' demişsin. İşte hakikat budur. Eğer asıl keramet çalışmaktaysa, alın terindeyse, eylemdeyse o zaman o tılsım sadece bir psikolojik değnektir. Ben o değneği attım kardeşim. Kendi ayaklarımın üzerinde, Yaradan'ın yarattığı fizik kurallarına ve ahlak yasasına (Hakk'a) güvenerek yürümeyi seçtim.

Selametle.

Ero1 22.01.26 22:00

Alıntı:

Mubinn Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696735)
Bence siz Kur'an'ı Kerim'i tam olarak anlayamamışsiniz. Mutlak yaraticinin sistemi kesinlikte tam olarak böyle işliyor aslında. Bahsettiğiniz kitapların orijinallerini bulmak oldukça zor. Bir çoğunun içeriği değiştirilmiş hatta orjinalinde bile boşluklar olduğu söyleniyor ki işinin ehli tamamlasin. Bazen o mertebelere çıkmadan böyle kitapları okumakta yanlış.
Sizin düştüğünüz yanılgıya şuan ülkenin %95 i dusmus durumda ki sırf dinden uzaklaşmak için kendilerine güzel bir kılıf oluyor. İnsana insan gerek, Allah CC. Ye kul gerek. En doğru as olan Kur'an-ı Kerim de tarif edilendir. İnsan nefsidir. Ölmeden nefsini öldüren kaç kişi var? Vaktiyle peygamberler dahi çeşitli hatalara düşmüş, ahir zamanda bizler mi dusmeyecegiz? Musa yanlışlıkla da olsa bir cana kiymasaydi Rabbim senden gelecen olan her hayra muhtacım diye bir dua yükselir miydi? O imdadin yüzü suyu hürmetine ahir zaman kulları sıkıştığında aynı duayi edip Rabbinden bir rahman beklemiyor mu ? Tıpkı sırlar dünyası gibi mucize yaşayan yok mu çektiği zikirden, belki de canı gönülden okuduğu bir ayette? Rabbe kul gerek, mümin olabilmek gerek..

Güzel kardeşim niyetinin halis olduğunu görüyorum ama verdiğin Hz. Musa örneği ile benim anlattığım şeyi nasıl teyit ettiğinin farkında değilsin.
Hz. Musa o kazayı yapıp Rabbim sana muhtacım dediğinde gökten bir el inip onu sarayına geri götürmedi, ya da cebine bir tılsım koyup artık her şey yolund demedi. Tam tersine; o duadan sonra yollara düştü, aç kaldı, korktu, yıllarca bir başkasının yanında çobanlık yaptı, emek verdi, ter döktü. Yani bedel ödedi. O dua, ona oturduğu yerde mucize getirmedi; ona yürüyeceği o zorlu yolda dayanma gücü verdi. Benim itirazım duaya değil; duayı hareketsizliğin kılıfı yapan zihniyete.

Bana Kur'an'ı anlamamışsındemişsin. Ben Kur'an'ı insanı harekete geçiren, akletmeye zorlayan, 'insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır diyen bir hayat rehberi olarak anladım. Onu bir dilek kutusu veyasihirli değnek olarak görenler asıl anlamayanlardır.
Ülkenin %95'i dinden kaçmak için kılıf arıyor' tespitin ise çok büyük bir haksızlık. İnsanlar Yaradan'dan kaçmıyor insanlar, dini sadece şekilciliğe, gizeme, sırra ve menfaate indirgeyen, aklı devre dışı bırakan anlatıdan kaçıyor. Biz insana insan gerek derken, Yaradan'ı inkar etmiyoruz Yaradan'ın yeryüzündeki halifesi olan insanın, sorumluluğunu hatırlatıyoruz.

Ölmeden önce ölmek konusuna gelince... Bunu kitaplardan okumak başkadır, hayatın sillesini yiyip egon tuzla buz olduğunda yaşamak başkadır. Ben o ölümü, Havas kitaplarının tozlu sayfalarında değil, hayatın en acı gerçekleriyle yüzleştiğimde tattım.

Rabbe elbette kul gerek. Ama Rab ne dediğini bilmeyen, mucize bekleyen, pasif bir kul değil iradesini kullanan, ter döken ve sebeplere sarılan şuurlu bir kul ister. Sırlar Dünyası bitti, burası Gerçekler Dünyası.

Mubinn 23.01.26 07:18

Alıntı:

Ero1 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696805)
Güzel kardeşim niyetinin halis olduğunu görüyorum ama verdiğin Hz. Musa örneği ile benim anlattığım şeyi nasıl teyit ettiğinin farkında değilsin.
Hz. Musa o kazayı yapıp Rabbim sana muhtacım dediğinde gökten bir el inip onu sarayına geri götürmedi, ya da cebine bir tılsım koyup artık her şey yolund demedi. Tam tersine; o duadan sonra yollara düştü, aç kaldı, korktu, yıllarca bir başkasının yanında çobanlık yaptı, emek verdi, ter döktü. Yani bedel ödedi. O dua, ona oturduğu yerde mucize getirmedi; ona yürüyeceği o zorlu yolda dayanma gücü verdi. Benim itirazım duaya değil; duayı hareketsizliğin kılıfı yapan zihniyete.

Bana Kur'an'ı anlamamışsındemişsin. Ben Kur'an'ı insanı harekete geçiren, akletmeye zorlayan, 'insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır diyen bir hayat rehberi olarak anladım. Onu bir dilek kutusu veyasihirli değnek olarak görenler asıl anlamayanlardır.
Ülkenin %95'i dinden kaçmak için kılıf arıyor' tespitin ise çok büyük bir haksızlık. İnsanlar Yaradan'dan kaçmıyor insanlar, dini sadece şekilciliğe, gizeme, sırra ve menfaate indirgeyen, aklı devre dışı bırakan anlatıdan kaçıyor. Biz insana insan gerek derken, Yaradan'ı inkar etmiyoruz Yaradan'ın yeryüzündeki halifesi olan insanın, sorumluluğunu hatırlatıyoruz.

Ölmeden önce ölmek konusuna gelince... Bunu kitaplardan okumak başkadır, hayatın sillesini yiyip egon tuzla buz olduğunda yaşamak başkadır. Ben o ölümü, Havas kitaplarının tozlu sayfalarında değil, hayatın en acı gerçekleriyle yüzleştiğimde tattım.

Rabbe elbette kul gerek. Ama Rab ne dediğini bilmeyen, mucize bekleyen, pasif bir kul değil iradesini kullanan, ter döken ve sebeplere sarılan şuurlu bir kul ister. Sırlar Dünyası bitti, burası Gerçekler Dünyası.

Bazı söylemleriniz var: " içimde şüphe tohumlari yeşerdi, bize anlatılan din ile yaşanan aynı değil. Sen iyi ol Allah bir mucizesini gösterir. Kitapları okudum inceledim hatmettim hiçbir şey olmadı" gibi. Ben bu tarz ifadelerinize karşılık söyledim. Eğer size anlatılanlar mülk/ vakıa suresini oku hiç calismana bile gerek yok para yağacak ustune. Benzeri tarzda şeyler ise zaten buna inanmak başta hata. Her kulu çabasına bağlı kıldık.. kelamina terstir. Eğer kisi iyi olursa Allah elbet mucizesini gösterir. Zira tevekkül denilen şey tam olarak burda başlar. Kişi her şeye rağmen doğru yolda giderse Allah elbet ummadık yerden kapı açar. Buna binlerce kişi şahit olduk. Havas kitaplarina gelince muhtemelen hatalı eksiktir. Çünkü herkesin eline geçsin istenilmez. Heves edenlerin genelde sonu hüsran oluyor. Tılsım yazmak öyle kolay değil.. Alt yapı icazet olmadan çok zor. Bir de orijinal kitabı bulmak mesele. Büyük ihtimal sizdeki hatalıdır. Çünkü özel olarak saklanan şeyler.
Hz Musa meselesinde ise zaten Hz Musa yol yürüdükten sonra perişan, aç halde iken bu duayı etti. Mucize olarak Şuayip peygamberin yanında huzur buldu. Evi yoktu evi oldu, ailesi oldu. Allah hemen saraya koymadı, Ona çok daha iyisini verdi. Bundan ala mucize mi olur? Mucize dediğimiz şey saraya isinlanmak değil, önüne bir kapı açılması, bir fırsatın önüne düşmesidir. Tüm bu nedenlerden dolayı Kur'an-ı tam olarak anlayamamışsiniz dedim.
Kişiler çabasız gaypten bir şey beklerse bu kulun hatasıdır. Allah böyle bir şeyi emretmiyor. Ama bir çok insan bu kişiler böyleyse deyip dinden uzaklaşıyor. Ya da sizin gibi şüpheye düşüyor.. anlatılan ve yaşanılan farklı olabilir. Yaşayan kullardir çünkü hatalarla doludur. Anlayan ise Allah CC dir. En iyi bilendir. O yüzden şüpheye yer yoktur.
Ayrıca başta yazdığınız yazinile şimdi yazdığınız çaba/ mucize meselesi biraz bağlantısız kaldı..


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:05.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148