Alıntı:
Fena Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 701449)
ben bunu birkaç kere yaptım ama hala bekliyorum, bir yerde berhetiyye isimlerinden bahsederken ''sabırla ısrarla devam edilmeli'' yazıyordu inşallah dileklerimiz gerçekleşir şahsen çok umudum kırılmaya başladı son zamanlarda okumadığım dua,davet azimet kasem kalmadı nerdeyse en tehlikeli denlienleri bile yaptım, en ufak bi hareketlenme bile olmadı, yahu öyle çaresiz duruma düştüm ki niye hüddam gelmiyor niye cin hatta ifrit bile olsa niye gelmiyor diye buhrana girdim. çünkü bıktım artık, ''senin için hayırlı değildir'' sözünün safsata olduğunu öğrendim bu arada, bazı kıssalar okudum, peygamger efendimizin zamanında bir adam cehennemdeki azabını dünyada çekmeyi istiyor, peygamber efendimiz de o sırada bir yere giderken adamın bu şekilde dua ettiğini görüyor döndüğünde adamın tüyleri yolunmuş tavuk gibi acı içinde kıvrandığını görünce ona ''niçin kendin için azab istedin? oysaki affedilmeyi isteseydin azab zaten kalkacaktı'' şeklinde bir kıssa geçiyor başka örneklerde var yani demek istediğim hayırlı veya hayırsız veya ikiside değil sadece malayani bir istek belki ama istiyorum sonuçta illa her şeyin zaruri mi olması lazım? dilek dediğin herhangi bir istek olabilir gerekli veya gereksiz verecek olan Allah sonuçta. benim ev havas kitabı kaynıyor birsürü değişik uygulama gördüm yaptım, maksimum gördüğüm etki elektiriklerin gitmesi oldu ki tesadüf de olabilir emin değilim. ben gerçekten bi dua veya davet havas uygulaması da olabilir kim yaparsa yapsın işe yarayacak bi uygulama arıyorum. manevi halden bağımsız olarak kim okursa okusun kim yaparsa yapsın işe yarayacak bir uygulama. yani ne bileyim bi kağıdı ateşe tuttuğunda yanması gibi, bunu kim yaparsa yapsın o kağıt yanacak sonuçta. kusura bakmayın amacım moral bozmak değil fakat gerçekten ne yapacağımı şaşırmış durumdayım ve bazılarının tecrübe ettiği şeyleri aynı şekilde ben de yapıp sonuç alamayınca gerçekten kafam beynim gidiyor benim
|
Senin aradığın şey — “kim yaparsa yapsın kesin çalışan, mekanik bir uygulama; dinî olarak da, aklen de tehlikeli bir kapı. Çünkü bu, duayı ibadetten çıkarıp mekanizmaya çevirmek demek. İbadet mekanizma değildir; Allah Teâlâ bir “otomat” değildir. “Kâğıdı yakınca yanar” benzetmesi, dua için doğru benzetme değil.
“En tehlikeli denilenleri bile yaptım, yine de hiçbir kıpırdama olmadı” cümlesi, senin sandığın gibi “dua işe yaramadı” demekten ziyade, çoğu zaman Rabbimin seni koruduğuna işaret eder. Çünkü bu tür kapılarda “kıpırdama” diye aranan şeyin kendisi bile bazen bir imtihandır. Sen bugün “niye olmadı?” diye üzülüyorsun ama aynı cümle başka bir açıdan şunu da söylüyor: “O kapı açılmadı; demek ki oraya sürüklenmeme izin verilmedi.” Zira o kapı açılsaydı, yaşanacakların nereye varacağını kimse bilemezdi; insan bazen bir şeyi “çözüm” sanır, sonra onun bedelini ömür boyu taşır. Rabbimiz bir şeyi vermeyerek de verir; bazen “vermeme” bizzat rahmetin kendisi olur.
Bu yüzden “hayırlı değilmiş” sözünü safsata diye kenara atmak, tam da bu tecrübeyi yanlış okumaktır. Hayır-hayırsız meselesi, “her isteğim mutlaka kötü” demek değildir; fakat özellikle şer’î sınırları zorlayan şeylerde bu cümle daha da hakikatli hâle gelir. Sen “tehlikeli” diye bilinen şeylere yönelmişsin; buna rağmen bir netice çıkmaması, ‘sebep-sonuç’ diliyle değil, korunma diliyle okunmalıdır. Çünkü kimi şeyler vardır; sonucu değil, sonucu sandığın “açılmanın” kendisi beladır. Bu yüzden büyükler, “Kapı açılmadıysa şükret; açılan her kapı hayır değildir” demişlerdir.
Şunu da açık söyleyeyim: Bu alanlarda “ben yaptım oldu” diye konuşanların çoğu, işin arka yüzünü anlatmaz. Bir süre sonra korku, takıntı, uyku bozulması, vehim, çevreyi düşman görme, sürekli işaret arama gibi hâller başlar. İnsan bunu “manevî hareketlenme” zanneder; hâlbuki çoğu zaman zihin ve sinir sistemi tükenmiştir. Senin “hiç kıpırdamadı” dediğin şey, bu açıdan da rahmettir.
|