![]() |
3 çeşit Zaman vardır
ÜÇ ÇEŞİT ZAMAN VARDIR.
1_ Nisbi zaman 2_İzafi zaman 3_Hakiki zaman NİSBİ ZAMAN güneşin hareketlerine göre belirlediğimiz zaman dilimidir. Nisbi zamanda bir yıl 365 gün 52 hafta vs.bunlar Güneş'in nispi hareketlerine göredir. Güneşe yapılan nispetle bizim zamanımızı belirleyen şey güneştir . Dünya içerisinde varlıkların hareketlerine nispet edilen zamana nispi zaman diyoruz. Güneş'e göre tayin edilmiş zamandır. Makam atlamamış insan ruhu; nispi zamana hapsolmuştur. İZAFİ ZAMAN insan nisbi zaman ötesine geçmeye başladığında izafi zaman kavramına geçer zamana yolculuğu başlar. Geçmişe gitme ile alakalı Cenabı Hak insanlara tecelli kapısı açar. Zaman yolculuğuna açılan kapı 1.si Marifet kapısı Yani geçmişteki kaybettiğin şeyleri telafi edebileceğin bir kapı vardır marifet kapısı; Marifet kapısı dediğimiz şey insanın Cenabı hakk'a yönelerek ama aynı şeyleri tekrar etmek kastıyla değil. Geçmişteki hataları yapmamak kaydıyla kastıyla Cenabı hakk'a yönelerek gittiği yaptığı tövbeye biz marifet kapısı diyoruz. Zamana yolculuk mümkündür geleceğe de açılan kapılar vardır. Zamana yolculuk 3 şekilde mümkün. 1_Tefekküri olarak 2_Fikri olarak 3_ Eylemsel olarak zamana yolculuk Farz ibadetler insanın geçmişine açılan kapılardır. ( Nispi zamandan çıkılıp izafi algıların açılması lazımdır Havass ehli olanlar izafiyeye ulaşıyor). Kalbinizin feyiz kaynağı Cenabı Hakk'ın zatı ilahiyesi' dir. "Tek bir yere tecelli ederim "dediği yer insanın kalbidir. Kalbi zikre ulaşan insan o hale gelen insan zamanı izafiden de ZAMANI HAKİKİ' ye gider. Tasavvuf ehli şöyle der.; Kalbi Allah'ın zatının zikriyle meşgul olan insan rabıta halinde ya da zikir halinde geçirdiği şey zamandan ömürden sayılmaz derler. Çünkü o izafi zamanın ötesindedir. Artık o hakikata eren'e gece gündüz yoktur. Bugün yarın yoktur tek bir şey vardır o da hakikat vardır. Zat-ı İlahiye'nin zikrini kalbini yönlendiren bunu başaran insan izafi zamanın ötesinde hakiki zamana ulaşmıştır. Güneşin doğması , batması ,oraları aşmış ötelere geçmiştir. |
İnsanoğlu çoğu zaman elindekilerin kıymetini, onları kaybettikten sonra anlıyor. Zamanı da, dostluğu da, sevgiyi de tüketirken farkına varmıyoruz aslında. Cheng Haver’in sözlerinde işaret ettiği gibi, biriktirdiğimiz saatler, kitaplar, eşyalar geçmişin gölgesini taşır ama asla zamanın kendisini geri getiremez. Çünkü zaman, ne elde tutulur ne de bir kenara kaldırılır; akar, geçer ve insanın hayatından bir daha dönmemek üzere çıkar.
Önemsenmenin kıymeti de tıpkı zaman gibi ancak yokluğunda anlaşılır. İnsan bazen kalabalıklar içinde görmezden gelinirken, en çok ihtiyaç duyduğu şeyin bir tebessüm, bir gönül teması, bir içtenlik olduğunu fark eder. Ne var ki, çoğu zaman bu idrak, çok geç gelir. Elimizin tersiyle ittiğimiz, bizi sıkan, hatta uzaklaşmak istediğimiz kişiler bir gün öyle bir noktaya gelir ki; onların en küçük sevgisine, en küçük varlığına bile muhtaç oluruz. Geçmişe dönüp baktığımızda, “keşke”lerle dolu sahneler çıkar karşımıza. Birlikte geçirilen vakitler, sıradan sandığımız sohbetler, bir kahve eşliğinde edilen kısa muhabbetler… Zamanında pek önemsemediğimiz bu anlar, yıllar geçtikçe zihnimizin en kıymetli hazinesi olur. Fakat ne kadar istesek de, o dostluğu, o sohbeti, o zamanı aynı tazelikle yeniden bulamayız. Çünkü hayat, tekrarı olmayan bir yolculuktur. Bütün bunlar bize bir gerçeği hatırlatır: Şu anın kıymetini bilmek. İnsanı sevmek, dostluklara değer vermek, vakti hoyratça harcamamak… Çünkü dün geçti, yarının garantisi yok; elimizde sadece bu an var. Şayet bu anı hakkıyla yaşar, sevgiyi esirgemez, dostluğu büyütürsek; geleceğe devrettiğimiz miras, pişmanlık değil, huzur olur. Zamanı tutamayız ama içinde yaşarken onu anlamlandırabiliriz. Dostlukları geri getiremeyiz ama yaşarken koruyabiliriz. Ve önemsenmenin kıymetini bilmezsek, bir gün biz de yokluğunun derin boşluğunda kalırız. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:10. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com