Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 30.07.17, 10:57
Havasokulu Havasokulu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 28.04.15
Bulunduğu yer: Nefes Aldığım Yerde
Mesajlar: 14,528
Forum Puanı: 10311
Etiketlendiği Mesaj: 907 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Tarikat bahsi

(Sûre-i Maide, Ayet 48)

قَالَ اللّٰهُ تَعَالٰى: لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا ﴿٤٨﴾

Şeriat ve tarikat hakkında ayetin başında Ahkâm-ı Kur'ândan ayrılmamayı söyler.

Tefsiri Kur'ân'da yani Kur'ân tefsirinde aynen şöyledir:

“Ey Nas! Sizden her bir taife için, bir şeriat ve tarık koydum, ittihaz ettim,”[1] diyor.

Cenab-ı Allah'u Teâlâ şeriatı ve tarikatı bizim için bu erkânı kurmuştur. Bunun ikisini birbirinden ayırmak, birini tutup, birini yermek, ayırmak ve amel etmemek ne haddimizedir. Her kim ayeti kerimelere itiraz ederse, dini imanı gider, kendi kafir ve avradı boş olur. Çünkü Kur'ân-ı Kerim Allah'u Teâlâ'nın bizzat kendi sözüdür. Hadîs-i Şerîfler yine böyledir ki, bizzat Resûlullah'ın sözüdür. Buyuruyor ki:

“Benim hadîslerime inanmayan ve hadîslerimi tasdik etmeyen müslüman değildir.”[2] Hadîsi şeriflerin içinden hadîs-i mevzular (uydurma hadisler) İmam-ı Azam Efendimizin zamanında ondokuz din uleması tarafından seçilmiştir. Bir kimse hadîs-i şerîflere inanmıyorsa o kimse kendi dinini yalanlamıştır, itham etmiştir. Kendi dininden şüphesi vardır. Gayrı mezhebin (Fırkâ-i Dâlle) kitaplarını okumak, onlara inanmak, insanın dinini, imanını parçalar. Sözüne inanılacak adamın takvası kuvvetli olanıdır. Bir kimse Kur'ân'dan, Hadîs-i Şerîften ve kelâmı kibardan çok yakışıklı hayrete düşürecek sözler söyleyebilir, hakiki mü'minin sözlerini söyler. Fakat bu adamın takvası nasıl, sünneti Resûlullah'a uyması nasıl, sözü, fiili birbirini tutuyor mu? Asıl işleğine bakılır. Münâfıklar çok güzel konuşur, onlara bakma. Bunların beyanı ayeti kerimelerle gelecektir. İnşallah'u Teâlâ.

Allah'u Teâlâ'ya yakınlık kazanmağa vesile aramak hakkında:

(Sûre-i İsra, Ayet 57)

قَالَ اللّٰهُ تَعَالٰى: اُولٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ اِلٰى رَبِّهِمُ الْوَس۪يلَةَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ

وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُ اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُورًا ﴿٥٧﴾

“Benim o kullarım ki siz onları tanrımız diye zuum edersiniz. Halbuki onlarda kendilerine kılavuz, delil, yol gösterici ararlar.”

Tefsirde “onların ilah dedikleri İsa (Aleyhis-selâm), Üzeyr (Aleyhis-selâm) onlarda Rabb'ılarına yakınlık için vesile, vasıta ve kılavuz arayanlardır. Onlar Allah'u Teâlâ'nın rahmetini isterler ve azabından korkarlar. Allah'ın azabı korkmayı değer!” İşte yukarıdaki ayetlerde iman takva ile amelden sonra Allah'u Teâlâ'ya yakınlık için vesile, çareler aradıkları ulemaya ihtiyaç olduğunu beyan eder. İyi kimseler kurbiyete, yakınlık kazanmaya çalıştıklarını, Peygamberlerin bile vesile aradıklarını haber veriyor. Peygamberimize Cebrail (Aleyhis-selâm) delil olmuştur. O vesile ile Rabb'isine kavuşmuştur. Adem (Aleyhis-selâm)'e Cebrail (Aleyhis-selâm) ekmeyi, biçmeyi, un etmeyi, yemeyi vesaireyi öğretmiştir.

(Sûre-i Kehf, Ayet 84)

قَالَ اللّٰهُ تَعَالٰى: كُلِّ شَيْئٍ سَبَبًا ﴿٨٤﴾

“Her şey için sebeb vardır.”

Allah'u Teâlâ'ya da kavuşmak için sebebler vardır. Padişahın yanına onun adamlarını vesile, vasıta ederek varırsın. Allah'u Teâlâ'nın adamını bulup onunla huzuru bulmak istemez misin? Muhakkak o huzura onun adamları ile varabilirsin. İşte bunlar şeriatla amel, tarikatla sülûk eden hakiki şeyhlerdir. Onlar o huzuru, o halı buluncaya kadar ne ömürler sarf edip, ne emekler çekmişlerdir. Ne mücahedeler, ne riyazatlar yapmışlardır. Asıl ulema bunlardır.

İlim ikidir: Biri fıkıh ilmi, biri maneviyat ilmidir. Fıkıh şeriattır, maneviyat tarikattır. Bunların yalnız şeriat ilmini bilen ulemâ-i fıkhiyye denir. Hem şeriat, hem tarikat ilmini bilen “ulemâ-i billah (Allah'ın ulemâsı)” dediği bunlardır. Yalnız şeriat ilmini bilen tek kanatlıdır. Hem şeriat hem tarikat ilmini bilen çift kanatlıdır. Yani hem şeriatla amel, hem tarikatla süluk eden ve bu huzuru bulanlar vesile, vasıta olacaklardır. İnşallah'u Teâlâ. İlerde buna dair ayetler, hadîs-i şerîfler gelecektir, hepsi isbat edilecektir. Bu adamlar Allah'u Teâlâ'ya kullarını hidayet ve irşada vesile olurlar.

İrşad ediciler olduğu, tefsirde:

(Sûre-i A'raf, Ayet 159)

قَالَ اللّٰهُ تَعَالٰى: وَمِنْ قَوْمِ مُوسٰى اُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِه۪ يَعْدِلُونَ ﴿١٥٩﴾

“Musa (Aleyhis-selâm)'ın kavminden bir taife haklı olarak nâsı irşad eder ve adaletle muamele ederler ve hüküm verirler.”

İşte Musa (Aleyhis-selâm)’ın ümmetinde bunlar var olunca Resûl-i Ekrem Efendimiz müteessir olmuş, “benim ümmetimde yok mu acaba?” Hemen şu ayet gelmiştir.

(Sûre-i Araf, Ayet 181)

قَالَ اللّٰهُ تَعَالٰى: وَمِمَّنْ خَلَقْنَا اُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِه۪ يَعْدِلُونَ ﴿١٨١﴾

Tefsirde: “Halk ettiklerimizin içinde bir kimse var ki, halkı Hakka irşad ederler ve muamelelerinde adaleti tutarlar ve iltizam ederler.”

Bu ayeti kerime gelince Resûl-i Ekrem Efendimiz çok sevinmiş.

“Elhamdülillah! Musa (Aleyhis-selâm)'ın ümmetinde Peygam-berler nasıl irşad ve hakka hidayet ettiler ise benim ümmetimde de öyle irşad sahibi olurlar,” diye buyurdu.

Hadîs-i Şerîf'de:

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: عُلَمَٓاءِ اُمَّت۪ى كَاَنْبِيَٓاءِ بَن۪ى اِسْرَائ۪يلَ

“Benim ümmetimin uleması Ben-i İsrail Peygamberleri gibidir”[3] dediği budur. (Ulemâ-i Ümmeti) dediği bazı sarığı, cübbesi büyük olan bir tek fıkıh ilmini bilip bu dediklerimizden haberi olmayan hocalar değildir. Hem şeriatla, hem tarikatla çalışıp, esrar-ı ilahiyeye erenlerdir.


[1] Taberi Tefsiri, Cild 2, s. 491; Kur'ân Meâli ve Tefsiri (Ömer Nasuhi Bilmen) Cild 2, s. 779.

[2] Kütüb-i Sitte, Cild 1, s. 322.

[3] Berika, Cild 1, s. 58; Müzekkî'n-Nüfus, s. 417, Mir'ât-ı Kainat, Cild 1, s. 619.

CEVAHİR'UL İSLAM


__________________
Sözün kıymetini '' Lal'' olandan,
Ekmeğini kıymetini ''Aç '' olandan,
Aşkın kıymetini ''Hiç'' olandan öğren..

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148