Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 04.10.17, 01:21
Aliye Aliye isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 05.05.17
Bulunduğu yer: Bursa
Mesajlar: 538
Etiketlendiği Mesaj: 113 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Nazar ber-Kadem
Bakışını kendi adımlarına yöneltmek
Yürürken gözlerin kendi ayaklarında olması, kişinin bakışını ve dikkatini kendi adımlarına yöneltmesi anlamına gelen nazar ber-kadem, özellikle yolun başındakiler için uyulması gereken zahirî ve bâtınî bazı edepleri ifade eder.
Önüne, yere veya ayaklarına bakarak yürümenin istenmesi, dikkat ve ilginin dış dünya üzerine toplanmaması içindir. Çünkü etrafa bakmak, çevre ile lüzumundan fazla ilgilenmek kalbi olumsuz etkiler, Allah’ın zikrinden alıkoyar. Görülen her suret, dikkatin yöneltildiği dünyevî her iş ve olgu kalbi perdeler. Perdelenen kalp ilahî tecellilerden mahrum kalır, huzur ve sükununu yitirir, dil ile yapılan zikre iştirak edemez.
Halbuki Allah’ı kalp ile yahut kalpten anmak esastır. Zikir kalpten olmayınca en temel kulluk vazifeleri bile ağır gelir insana. Sürekli sağa sola takılan göz, tecessüs hastalığının ve dünyaya meylin alâmetidir. Lüzumsuz, faydasız, hatta zararlı şeyleri de görür ve mutlaka masivanın ağına düşürür sahibini. Masivaya ilgi tefrikaya, yani kalbin dağılıp parçalanmasına yol açar ve tefrikanın olduğu yerde tevhit olmaz. Nazar, nazar edilen şeydeki zulmeti kalbe aktarır. Hele de bu, Rasulullah s.a.v.’in “İblis’in zehirli oklarından bir ok” diye nitelediği, harama yönelmiş bir nazarsa, kalbin ölümü bile söz konusudur.
İşte bütün bu tehlikelere karşı nazar ber-kadem, kalbi muhafaza için nazarı, dolayısıyla dikkat ve ilgiyi dış dünyadan kesmenin zahirdeki yöntemi, yürürken gözleri ayaklarımıza sabitlemektir.
Nazar ber-kadem Hz. Peygamber s.a.v.’in yürüyüşünün de tarifidir aynı zamanda. Zira Âlemlerin Efendisi, vücudunun üst kısmını ve başlarını hafifçe öne eğerek, gözleri yere bakar halde tevazu ile ama seri adımlarla yürürdü. Sağa sola bakmaz, bir tarafa bakması gerektiğinde o tarafa bütün vücuduyla dönerlerdi. Nazar ber-kadem esası bu yönüyle, yolu Rasul-i Ekrem s.a.v. gibi yürüme çabasının, Sünnet’e uyma hassasiyetinin gereğidir. Kaldı ki yol madem ancak O’nun izlerini takiple kat edilebilmektedir, dikkatin adımlara yöneltilmesi, bu izleri gözetme titizliğinin de nişanesidir. Zira adımımızı nereye attığımıza bakmayınca, bastığımız izler O’nun mudur, değil midir, anlama imkânımız yoktur.
Yürürken atılan adımlara dikkat, yol alma niyet ve çabasındaki samimiyetin de gereğidir. Bu dikkat, seyr ü sülûk denilen manevî yolculukta mürşidin talimatına harfiyen uymak şeklinde tezahür eder. Tökezleyerek düşmek, yoldan çıkmak, yanlış istikamete sapmak tehlikesine karşı tedbirdir.
Nazar ber-kadem nihayet bir tevazu eğitimidir. Dik ve böbürlenerek yürümek nasıl kibir eseri ise, ayakların ucuna bakarak yürümek de tevazu eseridir. Kişi başlangıçta alçakgönüllü değilse bile, nazar ber-kadem ile zamanla tevazu sahibi olur denilmiştir.

---------- Post added 04.10.17 at 01:22 ----------

Sefer der-Vatan:
Dünyada sefer halinde olmak
İnsanın macerası bir seyr ü seferden, bir yolculuktan ibaret. Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz. Dünya denilen ikâmet vatanından, er veya geç aslî vatana, yani ahiret yurduna göçeceğiz bir gün. Allah’ın huzuruna ölümle, mecburi bir gidişle, yüzümüz yerde, zilletle ve gönülsüz dönmek de var; ölmeden evvel muhabbetle koşarak, izzetle ve gönüllü dönmek de…
Sefer der-vatan bu ikinci yolculuğun, dünyada iken Allah’a muhabbetle dönüş yolculuğunun esaslarını belirleyerek, bizi hem zahirde hem bâtında kutlu bir hicrete davet ediyor. Gönlün, Zariyat suresinin 50. ayetindeki “Allah’a koşun!” davetine icabetle, ecel kapıyı çalmadan, yegane Dost’a kavuşmak üzere yola koyulmasıdır bu hicret. Her hicret gibi daha iyiye, daha güzele doğru sürekli yol almayı, bizi yavaşlatan ağırlıkları terk etmeyi gerektirir.
Sefer der-vatan, tasavvufta seyr ü sülûk denilen ve insanın iç dünyasında gerçekleşen manevî bir yolculuktur. Bütün yolculuklar gibi bunun da kendine mahsus menzilleri, makamları vardır. Her menzil veya makam belli bir hali zaruri kılar. Haliniz yoksa yürüyemez, yol alamazsınız. Başlangıçta bir yürüme kararlılığının olması şarttır meselâ. Bu kararlılık samimi bir tevbe ve kalbi Allah’a döndürmek anlamına “inabe” ile hasıl olur. Sonra kalbin tasfiyesi, yani saflaştırılması gelir. Kalp, dünya hırsından, günah kirinden, gafletten; mal, mülk, makam, itibar sevgisinden arındırılarak zühd elde edilir. Sıra, nefsin tezkiyesinde; kibir, benlik, gösteriş, cehalet gibi kötü sıfatlarından kurtarılmasındadır. Güzel ahlâkla, takva ile artık beşerî sıfatlardan melekî sıfatlara, halktan Hakk’a, mülk aleminden melekût alemine, ilm’el-yakîn mertebesinden ayn’el-yakîn mertebesine sefer mümkündür. Nihayet kalp müşahede halinde ihsan mertebesine ulaşacak, her yerde ve her şeyde Allah’ı görecek, “huzur”a erecektir. İnsan böyle bir manevi yolculuğu tek başına gerçekleştiremez. Doğruyu yanlışı bilen, tasfiye ve tezkiye usulünden anlayan bir mürebbiye, bir mürşide, bir rehbere ihtiyacı vardır. Bu nedenledir ki sefer der-vatan esası, önce bir mürşid-i kâmili arayıp bulmak için zahirî anlamda bir sefer olarak düşünülmelidir. Mürşid-i kâmilin bulunduğu beldeye sefer etmek, mürşidin nazarından istifadenin, manevî nasibimizi arama sorumluluğunun ve Lokman suresinin 15. ayetindeki “Bana yönelenlerin yoluna tabi ol!” buyruğunun icabıdır. Mutlaka o beldeye yerleşmeyi gerektirmez. Aslolan mürşidin beldesinde değil, terbiyesi dairesinde ikamettir.
Hz. Peygamber s.a.v.’in, “Gerçek muhacir, Allah Tealâ’nın yasakladığı haram işlerden kaçınan kimsedir.” hadisi, hicret yolculuğunun illa bir beldeyi terk edip diğerine yönelmek suretiyle yapılmayacağını da anlatır. Kötülüğe, günaha teşvik eden bir ortamı, çevreyi veya arkadaş grubunu terk edip iyilerin meclisine katılmak da bir hicrettir. Sefer der-vatan’la kastedilen hicrette, kötülükten iyiliğe doğru yol almak esastır. Her halükârda bir mücahededir. Temenni ile yetinmemeye, tembellikten kaçınmaya, arayışa, salih amel ve ibadete davettir.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148