Ey Can! Canda ve Ruhta Kin Nasıl Yer Edinebilir?
Bir gün Mevlana Hazretleri şeyhlerin şeyhi ve zamanın az yetiştirdiği insanlardan olan muhaddislerin sultanı, Şeyh Sadreddin-i görmeye gelmişti. Şeyh Sadreddin Mevlana’yı tam bir ağırlama ile karşılayıp, kendi seccadesinin başköşesine oturttu. Kendisi de onun karşısında iki dizi üzerine edeple oturup, murakabeye daldılar ve nurla dolu olan huzur deryasında bir zaman yüzüp geldiler.
Şeyhin hizmetinde bulunan, birkaç defa Kâbe’yi ziyaret eden, dünyanın dörtte birinde seçilmiş şeyhlerin sohbetine kavuşmuş olan bir derviş vardı. Ona Haci-i Kâşi derlerdi. Mevlana Hazretlerine “fakirlik nedir” diye sordu. Mevlana cevap vermedi. Derviş sualini üç defa tekrar etti. Mevlana yine hiçbir şey söylemedi ve hemen kalkıp yürüdü. Şeyh Sadreddin onu dış kapıya kadar uğurlayıp döndü ve kızarak;
“Ey kemale ermemiş olgunlaşmamış ihtiyar ve ey vakitsiz öten kuş. O sırada sual sorma ve konuşmanın yeri miydi ki terbiyesizlik ettin. Mevlâna senin sualine doğru cevap verdi. Şimdi sen, habersiz, vaktine hazır ol, çünkü gayb (görünmez alem) aleminden darbe yedin“ dedi.
Derviş Kaşi “Cevabı ne idi?” dedi.
Şeyh: Allah'ı bilenin dili körleşir, yani tam derviş, velilerin huzurunda dille ve kalple bir şey söylenmez. Hakikati görenlerin önünde söz söylemek hatadır, çünkü bu bizim gaflet ve noksanımızın delilidir. Senin faydan, görenin önünde susmaktır.
Üç gün sonra ayaktakımı onu bağının yolunda giderken öldürdüler ve nesi var nesi yoksa alıp götürdüler.
Yine bir derviş Mevlana Hazretlerinden, "Arif kimdir?" diye sordu. Mevlana, “Arif, hiç bir bulanıklık temiz olan meşrebini bulandırmayan kimsedir. Çünkü arif değişmez ve ona gelen her bulanıklık durulur,” buyurdu.
Nitekim demiştir;
"Akan suda çerçöp nasıl bulunabilir?
Ey can! Canda ve ruhta kin nasıl yer edinebilir?''
Alıntı
__________________
Sözün kıymetini '' Lal'' olandan,
Ekmeğini kıymetini ''Aç '' olandan,
Aşkın kıymetini ''Hiç'' olandan öğren..
|