İnsan yaratılmışların en güzeli, en iyisi, Allah'ın(CC) yarattığı bir şaheser, bir seçilmiş, üzerinde titrenen, her şey emrine verilen, bunların karşılığında bedel istenilmeyen Allah'ın(CC) yeryüzündeki halifesi ve emanetçisi, onun başarılı olması için yer gök çaba gösteriyor, onun maddi ve manevi alanda başarılı olması için her gün adetsiz melekler çalışıyor ve yaratılıyor herkes üzerine düşen vazifeyi eksiksiz yerine getiriyor, güneş ben bugün doğmak istemiyorum demiyor ya da melekler biz bu gün grevdeyiz demiyorlar. Allah(CC) insanların imtihanı için gereken bütün ortamı hazırladıktan sonra insanları topladı ve sordu “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” İnsanlar da cevapladı “Evet sen bizim Rabbimizsin” dediler. Sonra Yaratan ve Yaratılan belli oldu, herkesin konumu belirlendi. Yaratan Rab, yaratılan Kul, Rab kuluna her şeyi, yaratılışını, yaratılışının nedenini anlattı, en önemlisi yaratılışının gereği olarak nasıl düşünmesi, nasıl davranması ve nasıl yaşaması gerektiğini anlattı, isimleri öğretti. Kul bütün bunlara tamam dedi, anladım dedi, sonra bu sınanmak istenildi, sınav için dünyaya gönderildi ve anlatılan her şey ona unutturuldu.
Allah(CC) cinleri ve insanları bu şekilde muhatap kabul etmesinin altında yatan neden onların özgür iradelerinin olması idi. İnsanlardan başka yaratılanların hepsi Melekler, hayvanlar ve diğer cansızların özgür iradeleri olmadığı için Allah'ın (CC) katındaki derecelerinde bir değişiklik olmaz ve Allah'a(CC) olan uzaklıkları sabittir nasıl yaratılmışlarsa öyledir. İnsanın derecesinin artması ise yaratılışının gereklerini yerine getirmesi ve yaratılışına göre davranmasına bağlıdır. Milyonlarca Lira verip aldığımız bilgisayarı gerektiği gibi kullandığımızda onun değerini anlar ve korunmasına özen gösteririz, işte böyle hayatımızı kolaylaştıran şeyleri severiz ve kendimize yakın tutarız. Bütün dünyayı tanımamıza yardımcı olan, bilgimizi ve dünya görüşümüzü geliştirmemize yarayan televizyonu kalkıp ta akvaryum olarak kullanırsak maddi olarak değerinden bir şey kaybetmez ama ondan gerektiği gibi yararlanamayız ve değeri bizim gözümüzde azalır bu da ona olan yakınlığımız ve sevgimizi öldürür ama ne zaman gerçek vazifesini yerine getirir ve imalat amacında kullanırsak tam tersi olur. Allah(CC)indirdiği kitapları, Peygamberleri ve Salih kulları vasıtasıyla insanların yaratılışları gereği nasıl davranmaları gerektiğini bize hatırlatıyor, tek yapmamız gereken verdiğimiz söze uymak, yaratılışımızın gereklerini yerine getirmek. Allah(CC) bizi seviyor, isteseydi tüm bunları bize hatırlatmazdı. O bizi gerçekten çok seviyor ama biz verdiğimiz sözü tutmuyoruz her şey bize zor geliyor, doğruyu ölünce anlayacağız, gözlerimiz o zaman açılacak.
Anne ve çocuk arasında ilişki Allah(CC) ile insan arasındaki ilişkinin bir yansımasıdır. Çocuk belirli bir yaşa geldiği zaman annesi ya da babası onun elinden tutar, okula götürür, sırasına oturtur, bundan sonra belirli saatlerde ve günlerde bu okula gelip eğitim alacağını söyler, iyi bir eğitimin gelecekteki hayatı için ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışır, bunu anlamayan çocuk genelde ağlamaya başlar, okula gitmek istemez ama anne veya baba zorla da olsa onu okula gönderir çünkü onlar bunun doğru olduğunu bilirler ve hiçbir zaman çocuklarının kötülüğünü istemezler. Bu ve buna benzer birçok şeyi bize yapmamızı söylerler ve bunların çoğu bize zor gelir, çoğuna itiraz ederiz ama eninde sonunda onların dediği olur. Belirli bir yaştan ve eğitimden sonra ebeveynlerimizin hiçbir zaman bizim kötülüğümüzü istemediğini, bizden yapmamızı istedikleri şeylerin aslında bizim iyiliğimiz için olduğunu anlarız. Genelde hatalar yapar ve onların sözünü dinlemeyiz onlar da tabiri caiz ise yola getirmek için bazen bizi döverler, bizi sevmediklerini söylerler, bazen de bizim istediklerimizi yapmazlar ya da geç yaparlar. Bu gibi anlarda bile bizi sevdiklerinden kesin eminizdir. Bu ve buna benzer yollarla bizi yola getirmeye çalışırlar Allah(CC) da buna benzer yollar kullanır. Ebeveynler sahip oldukları her şeyi çocukları için harcarlar ve bunun için bir karşılık beklemezler, çocukların tek yapmaları gereken ebeveynlerini sevmek ve istemektir. Dikkat edin çocuklar ebeveynlerinin sözünden çıkmayıp onları sevdikleri zaman tüm kapılar sonuna kadar onlara açılır. Biz de çocukların anne ve babalarından bir şey istedikleri zaman kullandıkları stratejileri iyi gözlemlemeliyiz ve aynı tekniği kullanarak isteklerimizi Allah'tan(CC) istemeliyiz. Çocuk bir şeyi isteyeceği zaman önce ister verilmeyince yalvarır, ağlar, inler anne ve babasının ayaklarına kapanır ve daha bir çok şey yapar eğer istenilen şey ebeveynlerinin onun için hazırladıkları geleceğe uygunsa, onun hayrınaysa ve istenilen şey imkanları dahilinde ise istediğini alır. Şunu da unutmamak gerekir eğer anne veya babamız bir istediğimiz yerine getirebilecek durumda iken yerine getirmiyor ise muhakkak bu bizim hayrımıza değildir.
Bu ilişkiyi daha iyi anlayabilmek için Allah'ı(CC) daha iyi tanımamız gerekir, onun varlığına birliğine kesin ve şüphesiz inanmamız gerekir, bizi nasıl ve hangi özelliklerde yarattığını bilmemiz gerekir, emir ve yasaklarının ne anlama geldiğini bilmemiz gerekir. Emrettiklerini neden emretmiş, yasakladıklarını niye yasaklamış, tüm bunları anlamak için çalışmak gerekir. Bunları öğrenip tatbik ettikten sonra, gerekenleri yapıp istediklerimizi Rabbimizden gönül rahatlığı ile isteyebiliriz ve Rabbimiz isteklerimizi inşallah geri çevirmeyecektir. Allah'ın(CC) tüm emir ve yasakları akla uygundur ve tüm bu emir ve yasaklar insanın imtihanında başarılı olması için konmuştur. İmtihan özgür irade ile Allah'ı(CC)tanımak idi her şey bize unutturulacak ve özgür irade kullanılarak dünyaya ait beş özelliği çalışarak asıl 5 saf özelliğe dönüştürüp Allah'a(CC) ulaşılacak, insan saf işte, imtihanı kabul etti.
Şöyle düşünelim, tüm sokaklarda bir toplantıdan bahseden broşürler dağıtılıyor bu toplantıya tüm dünyadaki herkes davetli, yemekten içmeye her şey bedava, inanılmaz zevklerin sınırsız yaşanabileceği gibi reklamlar yapılmış ve dünyanın en meşhur kadın erkek sanatçıları, orada ve tek katılım şartı temizlenmek, erkek için takım elbise kravat, kadın için tayyör giymek, üstelik giriş ücretsiz. Bu broşürü görenler, çağrıyı duyanlar kulaklarına inanamıyor bazıları gitmek istiyor, bazıları bu saçmalık ta nedir diyor.
İnanıp gitmek isteyenler, imkanları elverdiğince temizliğini yapıyor aldığı takım elbiseyi ve kravatı takıp partinin yapılacağı yere gidiyor, bazıları binlerce dolar ödemiş, emek sarf etmiş en pahalı giysileri almış, bazıları ise ikinci el giysileri almış oraya gelmiş. Görevliler temizlenmiş ve kurallara göre giyinmiş herkesi ayırım yapmadan partiye alıyor. Partinin varlığına inanan ama herhangi bir sebepten dolayı şartları ya yarım yerine getiren ya da hiç getiremeyenler için ayrı bir bölüm hazırlanmış orada eksikler tamamlanıyor ve partiye gönderiliyor tabiî ki orada eksik tamamlama işlemi evinde ya da hazırlandığın yerdeki gibi rahat değil, çok zor ve meşakkatli bir iş ama en önemlisi partinin varlığına inanıp kapıya giden boş dönmüyor parti sahibinin ihsanı ile eksikler kolayca tamamlanıp partiye alınıyor, söylediğim gibi inanıp giden boş dönmüyor. Bizde Allah(CC) varlığına inanalım elimizden geldiği kadar onun emirlerini yerine getirelim ve ona tevekkül edelim ve affını dileyelim. Toplantının yapılacağı zaman Kıyamet günü. Mekan Cennet. Eksikliklerin tamamlandığı yer Cehennem. Bu açıdan bakıldığı zaman Cehennem bile inanmış insanlar için ne kadar büyük bir nimet.
Antony Robbins, Amerikalı bir kişisel gelişim uzmanı, İçindeki Devi Uyandır ve Sınırsız Güç adlı kitapların yazarıdır. Bir kitabında şunu anlatıyor, deniz kenarında aldığı şatoya piyano satın almış, piyanoyu akort eden görevli bir ya da iki ay sonra piyanonun yeniden akort edilmesi gerektiğini söylüyor, o da bildiği kadarıyla akordun sadece montaj sırasında yapılması gerektiğini anlatıyor, uzun tartışma sonucu akordu yapan görevli, evin deniz kenarında olduğunu, ortamın daima nemli olduğunu bundan dolayı tellerin esneyeceğini söylüyor. Yazar bu konuşmadan motive ettiği insanları ara ara tekrar motive etmesi gerektiğini anlıyor. Namazın günde 5 vakit olmasının da sebebi budur. Şimdi biz zikir (zikirden amaç sadece Allah(CC) isimlerini söylemek değildir, namaz kılmak, dua etmek de zikirdir) ederek kendimizi motive ediyoruz ve Allah(CC) ile aramızdaki mesafeyi azaltıyoruz derecemizi yükseltiyoruz. Bu ilişkiyi devamlı hale getirmek ve bulunduğumuz mevkide sabit kalmak istiyorsak kendimizi devamlı motive etmeliyiz.
Günahlarımızın büyük bir kısmı Allah(CC) sonsuz rahmetinin bir göstergesi olarak affedilir . Bir kısmı ise Allah'ın(CC) ”El Adl” (Kulları arasında adaletle davranan, sonsuz adalet sahibi) isminin gereği olarak cezalandırılır. Ceza ya dünyada
ya da ahirettedir, ahiretteki cezalandırmayı herkes biliyor dünyadaki cezalandırma ise küçük büyük bela ve musibetlerdir ve bunlar insana bir uyarıdır, gittiği yolun yanlış olduğunu ve hemen kendini düzeltmesi gerektiğini anlatır.
Tüm bunlardan anladığımız şu ki başa gelen her kötü şey günahlarımız yüzünden yani yaratılışımızın gereği davranmamamızdan dolayı başımıza gelmektedir. Kura'n-i Kerimde “Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. Allah(CC) hatalarınızın birçoğunu affeder. Sana gelen her iyilik Allah'tandır (CC) sana gelen her kötülük de kendindendir” Bununla ilgili bir Kudsi Hadis-i Şerif ise “Ey kullarım! Sizden kim bir hayırla karşılaşırsa Allah'a(CC) hamd etsin. Kim de hayır değil de başka bir şey bulursa kendinden başka bir şeyi kınamasın” Diğer bir Hadis-i Şerif'te “Dünyada bir bela ile karşılaşan bir kul yoktur ki, bu günahı sebebi ile olmasın. Allah(CC) ise kerim ve af yönüyle çok büyüktür ve o günahı sebebi ile kıyamet gününde tekrar ona hesap sorsun, bu olmaz”
Allah(CC) Peygamberleri, Velileri, Salih kulları vasıtasıyla ve indirdiği Kutsal kitaplarda O'na nasıl ve hangi şartlarda Dua etmemiz gerektiğini bize öğretmiştir. Tüm Peygamberlerin, Sahabilerin ve Velilerin hayatlarında sözlü, yazılı ayrıca hem sözlü hem yazılı dua örnekleri vardır. Allah(CC) sonsuz bilgisiyle ezelden ebede kadar olacakları, hangi kulunun ne zaman ne yapacağını, kaza ve kaderi Levh-i Mahfuz'a yazmıştır. Buna hangi kulun ne zaman hangi dua'yı edeceği de dahildir. Allah(CC) yarattığı küçük, büyük her şeyin idaresi için görevli melekler yaratmıştır, bu meleklere Müdebbirat melekleri adı verilmektedir. Bunlar maddi Alemin nizam ve düzeninde, ilahi kudret ve iradenin tasarrufunu tatbike görevlidirler. Alemin seyrinde ve gelişmesinde vazifelidirler. Başlıca yer ve gök melekleri diye ikiye ayrılırlar. Kullar dua ettiği zaman isteğini yerine getirmesi için bu melekler Allah'ın(CC) izni ile hemen harekete geçerler.
Vefk vasıtasıyla istek talep edilecekse oluşturulacak vefkin hizmetlilerinin adını bulmak, yemin ve dua vasıtası ile onları harekete geçirmek, Dua'yı bir nüsha haline getirip taşımak ve Esmalarını gereken saatlerde okumak Dua'nın tesirini arttırır ve Allah(CC) katında kabulünü hızlandırır.
Allah'ı(CC) sevelim, çünkü seven sevdiğinin kapısından boş çevrilmez, çünkü seven sevdiğinin her istediğini yapar. Kısaca Duanın kabulü Allah'ı(CC) ne kadar çok sevdiğimize ve onun emirlerini ne kadar yaptığımıza bağlıdır.
__________________
Hâşâ zulm etmez hiç, kullarına Hüdâsı. Herkesin çektiği, kendi işinin cezâsı.!
|