6. His kişinin ruhsal şuur seviyesine bağlı olarak aktive edilebilir
Kuantum mekaniği en küçük ölçekte atomların ve atomaltı parçacıkların enerji paketçiklerinden oluştuğunu keşfetti. Şimdi, insan şuuru üzerine önde gelen araştırmalar şunu gösteriyor ki bu enerji de belli bir skalada titreşiyor.
Evren, her varlığının eşi olmayan bir bir sayısal özellikle ya da eşsiz bir sesle temsil edildiği dev bir ses senfonisi olarak düşünülebilir. Herşey nümerik ya da ahenkli olan tek birşeyin ifadesinden başkası değil. Tanrıyı Evrenin düzeninde ve ahenginde görebilirsiniz.
Evren bir müzik enstrümanıdır ve içindeki herşey onu da içine alan ve daha geniş olanla ahenk içinde titreşiyor.
Titreşim skalası her insan duygusunun maddeninkiyle tam olarak aynı şekilde bir titreşime sahip olduğu keşfi üzerinde işleyişe sahip.
Korku, kızgınlık veya utanma gibi ağır hisler düşük frekanslarda titreşiyor. Ama sevgi, sevinç ve huzur gibi hisler yüksek, yükseltici frekanslarda titreşiyor.
Enerjiyle ilgili keşfedilen en ilginç şeylerden biri de enerjetik frekansınızın etrafınızdakilerin de frekansını etkileyebileceğiyle ilgili Örneğin, frekansı sevgi frekansı olan 500 seviyesinde olan biri 750 000 diğer kişiyi 200 seviyesinin üzerine çıkarabilir.
Üniversitelerde ve diğer araştrımacılar tarafından bulunan diğer bir kanıtsa titreşiminizi etkileyebilecek tek şeyin diğer insanlar olmadığını gösteryor; diğer nesneler ve KENDİ REALİTENİZ de (en başta olmak üzere) sizin titreşim seviyenizi belirlemede etken.
Sicim kuramı da , Evrendeki var olan herşeyin gerçekliğin esas öğelerinin rezonans frekanslarında titreşen temel parçacıkların aynı keman tellerinden çıkan notalar gibi ,ufak sicimlerin titreşimleri ile olduğu prensibine dayanıyor ve Evrenin müziğini oluşturuyor. Tüm atom,dnamız, yıldızlar, ışık, herşey titreşimsel sicimlerle birbirine bağlı bir ağı oluşturuyor. Kadim bilgiler de bizlere evrenin bu ritmiyle senkronize ve eşzamanlı olmayı öğretiyor ....Her şeyi birbirine bağlayan ve rezone olmamız gereken kozmik bir ağ var..
Genetik bilimciler bir kişinin şükür hali içinde pozitif olumlamalar yoluyla pozitif frekanslar gönderdiğinde insan DNA'sının bazı artık DNA’ları aktive ederek evrimsel bir sıçrayışı gerçekleştirdiğini keşfettiler.
Tüm diller ses, dalga ve titreşimdir ve yaşam çiçeği formundaki kutsal geometriyle komut verilerek doğanın yasalarına bağlanırlar. Herşey sestir, sizler bile.
İnsanların söylemeyi ve duymayı seçtiği kelimeler insan DNA’sını değiştiren bir frekans gönderir. DNA’da 64 kodon bulunuyor. Duygu dalgaları kodonların aktive olmalarını sağlıyor. Biz sadece iki duyguyu aktive ediyoruz, bunlar korku ve sevgi olup farklı sinüs dalgalarına sahiptir. Korku daha kısa bir frekanstır ama koşulsuz sevgi daha fazla kodonu aktive ederek bedeninizde daha fazla genetik modeli aktifleştiren daha uzun bir frekansa sahiptir.
Bunun nedeni evrenin hepimizin ilkokulda öğrendiği ve hala yaşamda anlamaya çalıştığımız basit bir matematikle fonksiyon görmesidir. (+)+(-)=sabitliktir, ileri yönde hiçbirşey ve geri yönde hiçbirşeydir. Bu yüzden pozitif bir şey söylediğinizde veya yaptığınızda ve ardından onu bir negatifle değiştirdiğinizde, duygusal bir çıkmaza girersiniz. (-)+(-)=(-)’dir, ve bu da iki negatifin daha da ileri seviyede bir düşüş getirdiği anlamına gelir. Negatif bir söz söylediğinizde veya yaptığınızda ve daha da negatiflikle devam ettiğinizde uçurumda daha aşağılara düşersiniz. (+)+(+)=(+)’dır, ve ancak iki pozitifin yükselteceğini ve büyüteceğini gösterir çünkü ikisi de birlik içinde birbirini besleyecektir. Bu, pozitif bir söz söylediğinizde ya da yaptığınızda ortaya çıkacaktır, kendinizi iyi hissedersiniz ve hissetmeye devam edersiniz. İşin püf noktası da burasıdır, beyniniz kendinize ya da başkalarına negatif bir söz söylediğinizde ya da yaptığınızda size bunun farkını söyleyemez çünkü beyniniz sizi ve başkalarını tek bir varlık olarak görmektedir. Dolayısıyla başkalarına negatif bir şey söylediğinizde ya da yaptığınızda bedeniniz hala stres, endişe ve paranoya hislerini deneyimleyecektir tıpkı kendinize söylediğinizde olduğu gibi.
Böyle bir negatifliğin sürekliliği bedeninizde stres ve hastalıklar meydana getirir. Kendiniz ve başkaları için koşulsuz bir sevgi duyarak yaşamak epifiz bezinizdeki Kundalini kaynak enerjisini aktive eder ve bu da çağlar boyunca çeşitli ruhsal sanat çalışmalarında belirtilen altıncı his olarak kendini gösterir. Kalbinizin etrafında bir manyetik elma alanına benzeyen bir huni olan torus aslında kendi içinde izole birçok torustan oluşur, dairesel bir şekil çizerek döner ve ta tepeye kadar çıkar ve yine bir kara delik gibi geriye döner. Sonsuzluk matematiği uzayda DNA iplikçikleriniz arasında daire oluşturuyor ve bu sürekli olarak devam ediyor.
Tamamen bütünleşmiş insan aydınlanmıştır ve ilahi olanla fiizksel olanın deneyimi arasında gelişmiş bir deneyim yaşamaktadır. Bu yüzden ilahi enerjetik bedeninizi, sevgi sözleri ve düşünceleri formundaki koşulsuz sevgi frekanslarıyla pozitif yükleyin. İnsan DNA’sının uzun zaman şüphe edilen 6. Hissi kişinin ruhsal şuur seviyesine bağlı olarak aktive edilebilir, bilim, Budistlerin, Kızılderililerin, Mayalıların inandığı gibi uzun süre devam ettirilen şifa mantralarının veya ilahilerin ekilerinin gerçek olduğunu kanıtlıyor.
Şu an kendimize sormamız soruysa şu: Kendinize ve başkalarına hücresel gelişiminizi ilerletecek veya durduracak olan neler söylüyorsunuz?
|