İbnü’l Arabî’ye göre hac, sadece Mekke’ye yapılan bir yolculuk değildir; kulun kendi hakikatine ve Rabbine yaptığı ontolojik dönüş yolculuğudur. Hac, insanın varlık mertebeleri boyunca gerçekleştirdiği mânevî seyrin sembolü olarak ele alınır.
1.Evden çıkış: Kesretten vahdete yöneliş
Hacca çıkmak, alışılmış hayatı, makamı, serveti ve kimliği geride bırakmaktır.
Bu, insanın nefs merkezli hayattan Allah merkezli hayata yönelmesini temsil eder. Hakikatte kul, kendi benliğinden çıkıp Rabbine yönelmektedir.
2.İhram: Kimliklerin soyunulması
İhramın en derin anlamı elbise değiştirmek değildir.
İnsan;
-makamını,
-zenginliğini,
-milletini,
-soyunu,
-nefsini sembolik olarak çıkarır. İki parça beyaz örtü adeta kefeni hatırlatır.
Mesaj şudur:
“Allah’ın huzuruna yalnız hakikatinle çıkabilirsin.”
İbnü’l Arabî’ye göre ihram, nefsin iddialarından soyunmaktır.
3.Kâbe: Kalbin hakikati
İbnü’l Arabî’nin en dikkat çekici yorumlarından biri budur.
Taştan yapılmış Kâbe kıble olsa da, marifet ehlinin gerçek kıblesi Allah’ın nazargâhı olan kalptir.
Hadis-i kudsîde ifade edilen:
“Yere göğe sığmam; mümin kulumun kalbine sığarım.”
anlayışı burada belirleyicidir.
Dolayısıyla Kâbe’nin ziyareti, kalbin hakikatine yöneliştir.
4.Tavaf: Varlığın ilâhî merkezin etrafındaki dönüşü
İbnü’l Arabî’ye göre tavaf yalnız insanların yaptığı bir hareket değildir.
Bütün evren tavaf halindedir.
-Elektron çekirdeğin çevresinde,
-Gezegen güneş etrafında,
-Galaksiler merkezleri etrafında,
-Melekler Arş’ın çevresinde,
hep aynı kozmik hakikati temsil eder.
İnsan tavaf ederek bu kozmik zikre katılır.
Yedi şavt ise kemâl ve tamamlanmayı simgeler.
5.Hacerü’l-Esved: Misakın yenilenmesi
Taşı öpmek taşa saygı değildir. İbnü’l Arabî bunu, Elest Bezmi’nde verilen ahdin yenilenmesi olarak yorumlar.
Kul:
“Evet Rabbim, hâlâ Senin Rabbim olduğunu kabul ediyorum.” demektedir.
6.Safâ ile Merve: Sebep ile tevekkül arasındaki denge
Hz. Hacer su ararken sebeplere sarılmıştır.
Su ise Allah tarafından zemzem olarak verilmiştir.
Mesaj şudur:
Sebeplere sarıl.
Ama sonucu sebeplerden değil, Allah’tan bekle.
7.Arafat: Marifet makamı
İbnü’l Arabî için haccın zirvesi Arafat’tır.
“Arafat” kelimesi “irfan, marifet” köküyle ilişkilendirilir.
Burada insan Rabbini,
kendini ve yaratılış gayesini tanımaya yönelir.
Bu nedenle:
“Hac Arafat’tır.” hadisi yalnız mekânı değil, marifetin zorunluluğunu ifade eder.
8.Müzdelife: Cem
Arafat’ta kazanılan marifet,
Müzdelife’de toplanır.
Dağınık bilgiler, tek hakikatte birleşir. Bu cem makamıdır.
9.Mina ve şeytan taşlama
Şeytan dışarıdaki bir varlıktan önce, insanın içindeki;
-kibir,
-benlik,
-hırs,
-öfke,
-haset gibi perdelerdir.
Taşlanan bunlardır. Her taş, nefsin bir iddiasını reddeder.
10.Kurban:
İbnü’l Arabî’ye göre Allah ete ve kana muhtaç değildir.
Kurban edilen aslında; İsmail değil, İbrahim’in oğluna duyduğu sahiplenme duygusudur.
Yani:
Allah’tan başka bağlandığın her şeyi Allah’a teslim etmendir.
11.Saç tıraşı:
Eski benliğin sona ermesidir.
Yeni bir yaratılışın başlangıcıdır.
Kul, haccı bitirirken, eski kimliğini de geride bırakır.
Ontolojik açıdan hac:
MertebeHacdaki karşılığı
•LâhûtAllah’ın daveti “İnsanlar arasında haccı ilan et.”
•Ceberûtİlâhî isimlerin kulu kendine çekmesi; ilâhî iradenin çağrısı.
•MelekûtMarifet, Arafat, niyet, teslimiyet ve kalbin uyanışı.
•Hayâl/BerzahKâbe, tavaf, sa’y, şeytan taşlama gibi sembolik fiillerin bâtınî anlamları.
•NâsûtYolculuk, ihram, tavaf, kurban ve diğer fiilî ibadetler.
Özetle:
İbnü’l Arabî’nin nazarında hac, insanın varlık dairesini bilinçli olarak yeniden katetmesidir. Kul, kesretten çıkar, ilâhî merkeze yönelir; nefsini soyar, kalbin Kâbe olduğunu idrak eder, bütün varlıkla birlikte Allah’ın etrafında dönen kozmik zikre katılır. Arafat’ta marifeti tadar, Mina’da nefsini taşlar, kurbanda Allah’tan başka her bağı teslim eder ve sonunda yeni bir varoluş bilinciyle döner.
Bu nedenle İbnü’l Arabî’ye göre hac, Allah’a doğru, Allah ile ve Allah için gerçekleştirilen ontolojik bir dönüş yolculuğudur
|