Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 31.12.18, 23:22
Hadimulkutup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
🔶️Hadimulkutup Hadimulkutup isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 28.11.18
Bulunduğu yer: Henüz dünyada
Mesajlar: 483
Forum Puanı: 4095
Etiketlendiği Mesaj: 422 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Mazlumun Ahı

Mazlumun Ahı:

İsmail Fakirullah Hazretleri’ne hizmet eden İbrahim Hakkı Hazretleri, birgün su almak için çeşmeye gider.

Su dolduracağı sırada oraya gelen bir atlı:

“–Çekil önümden be çocuk!” diye bağırır.

İbrahim Hakkı Hazretleri’ni azarlayarak atını çeşmeye sürer.

O da testisini alıp bir kenara çekilmeye uğraşırken atını mahmuzlayan adam, onu bir köşeye sıkıştırır.

İbrahim Hakkı, testisini bırakıp kendisini kurtardığı esnâda at da testinin üzerine basarak onu paramparça eder.

Ağlayarak hocasının huzuruna gelen İbrahim Hakkı olup biteni anlatır. Hocası sorar:

“–Testini kıran atlıya sen bir şey söyledin mi?”

“–Hayır, hiçbir şey söylemedim.” der. Hocası:

“–O hâlde çabuk git ve o adama bir-iki lâf söyle!” diye emreder.

İbrahim Hakkı Hazretleri gider, çeşmenin başında atını tımar etmekte olan adamın yanına varıp bekler.

Fakat terbiyesinden dolayı bir türlü:

“–Benim testimi niye kırdın be zâlim adam!” diyemez.

Dönüp geldiğinde hocası Fakirullah Hazretleri sorar:

“–Ona bir şey söyleyebildin mi?”

“–Söyleyemedim efendim; niyetlendim, lâkin bir türlü dilimi çevirip de ağır bir söz sarf edemedim!” der.

Hocası tekrar ve daha yüksek bir sesle haykırır:

“–Sana diyorum, çabuk git ve o adama bir şey söyle, yoksa sonu. felâket!”

İbrahim Hakkı Hazretleri bu defa kararlı olarak koşup çeşmenin başına gider.

Bir de bakar ki, testisini kıran adam, kendi atından yediği çiftelerle yerde hareketsiz yatıyor.

Koşarak gelip, hocası İsmail Fakirullah Hazretleri’ne bu vahim vaziyeti haber verir. Hocası bu hâle üzülür:

“–Vah vah, bir testiye mukâbil, bir adam!..” der.

Huzurundakiler bundan bir şey anlamadıklarını söyleyince, büyük veli şöyle îzah eder:

“–O atlı adam, İbrahim Hakkı’ya zulmetti.

Zulme uğrayan da tek kelimeyle olsun mukâbelede bulunmadı, böylece zâlimi Allâh’a havâle etmiş oldu.

Bu da Allah Teâlâ’nın gayretine dokunup zâlimi cezalandırdı.

Şayet İbrahim Hakkı onun zulmüne karşılık verip bir şeyler söyleseydi, ödeşeceklerdi.

Fakat İbrahim, büsbütün mazlum olmayı tercih etti. Bense ödeştirip adamı kurtarmak için uğraşıyordum, maalesef muvaffak olamadım!”

Olgun mü’minler, sûretâ insanlardan geliyormuş gibi görünen ezâ ve cefâların, aslında

Hak’tan gelen bir imtihan cilvesi olduğunu düşünerek onlara en güzel bir sûrette tahammül etmeye çalışırlar.

Mevlânâ Hazretleri buyurur:

“Mâdeninde birkaç geçer akçesi olan dağ, kazma darbeleriyle paramparça olur.”

Yâni meyveli ağaç taşlanır. Meyveli ağaç nasıl ki başına yağacak taşlara hazırlıklı olmalıysa,

kâmil mü’minler de câhil ve kaba insanlardan gelebilecek eziyetlere hazır olmalıdırlar.

Hak rızâsı için insanların ezâ ve cefâlarına katlanmak da, yüksek bir îman şuurudur.

Cenâb-ı Hak, velî kullarına lutfettiği bu firâset, basîret, incelik ve hikmetten gönüllerimize hisseler ihsân eylesin!

Câhil ve nâdanların kabalıklarına, sataşma ve tahriklerine kapılmaktan cümlemizi muhâfaza buyursun!

Hepimizi, kâmil mü’minlere yakışan akl-ı selîm ile yaşayıp huzûr-ı ilâhîye selîm bir kalb ile varabilenlerden eylesin!

Âmîn…

__________________
Sen Kendine Dost Ara Düşmanı Anan Bile Dogurur
M.A.Ersoy
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148