Gölgeni yakala
Bir molla vardı. Seyda Hazretleri ile aynı medresede beraber talebelik yapmışlar. Güzel de bir Sofiydi. Bu molla fakir bir kimse idi. Bir gün Allah’tan zenginlik diledi. Allah Teala da nasip etti. Fakat malı arttıkça Menzil’e gelip gidişi azaldı. Gün geldi sadatların yanına hiç uğramaz oldu. Namazlarını aksattığını da duyduk. Bakın Sofiler, şeytan sadece cahili kandırmıyor. Alimi bile yoldan çıkarabiliyor. Seyda Hazretleri; -“Şu Sofiyi alıp getirin” diye emir verdiler.
Dünyaya daldı diye onu bırakmadı. O sadatları belki unuttu ama mübarekler unutmadı. Sofiler, o mollayı alıp getirdiler. Mübarekler o sırada namazı kılmış evine gidiyordu. Avluda karşılaştılar. O alim zat utancından başını kaldırıp bakamıyordu. Muhammed Raşid Hazretleri eliyle işaret ederek ona, -“Sofi! Şöyle bir yürü. Şu gölgeni yakala” dedi. Seyda Hazretlerinin sırtı güneşe dönüktü. O molla da yürümeye başlayınca gölge önüne düşüyordu. Molla yürüdükçe gölgesi de onun önünde yürüyordu. Seyda Hazretleri, -“Ne o Sofi. Gölgeni yakalayamıyor musun?” deyince, molla,
-“Kurban nasıl yakalayayım. Ben yürüdükçe o da yürüyor, ilerliyor” dedi. Seyda Hazretleri,
-“O zaman bize doğru gel” deyince Sofi, Seyda Hazretlerine doğru yürümeye başladı. Muhammed Raşid Hazretleri,
-“Şimdi gölgene bak” deyince, molla,
-“Kurban gölgem beni takip ediyor” dedi. Seyda Hazretleri,
-“Sofi! Gölge dünyadır. Ne kadar yakalamak istesen de yakalayamazsın. Hatta onlarca yıl peşinden gitsen bile. Ama yüzünü sadatlara çevirirsen dünya dahi aynı gölge gibi sahibini takip eder. Sen sadatlara doğru yürü” buyurdu.
__________________
“gücümü, içimdeki güçsüzlükle boğuşurken tükettim.”
|