Din denilen olgu o kadar saptırılmış ki ritüeller bütününe dönmüş, otomatik aktarılan bir reflekse dönmüş. Herhangi bir adı, şekli, ritüeli olmasına gerek yok. Gerçekden insan gibi yaşayan, “nizama” uygun(oluş haline hizmet eden, yani deneyimleyen), ve anlamaya çalışan her varlık Yaratıcının bir suretidir. Yaratıcı kimisini ibadetler ile eğitip şuurlandırır, kimisini hayatın içinde deneyimle eğitip şuurlandırır, kimisini kötülükle, kimisini acıyla şuurlandırır. Bu kadarı da O’nun için yeterlidir. Yaratıcı şuurlanmak için burdasın derken, -İnşaa edilen- din olgusu şuurlanmaya yönelik olan herşeye savaş açmış.
__________________
Hiç kimse vazgeçilmez değildir.
Ve kimse kendini vazgeçilmez sanan
biri kadar aptal değildir.
|