Üst Yönetime inanan insanlar eylemleri için bir sonraki dünyada ödül veya ceza
beklerler. Ateistler ise bunu bu dünyada beklerler. İnsanlar eylemlerinden dolayı ödül
veya ceza bekledikleri için özgür seçimlerinin olduğunu sanıyorlar.
Bu olgunun kökü, doğayı bir bütün olarak ve özellikle her bireyi etkileyen sebep sonuç
yasasında yatar. Diğer bir deyişle, Yaratılışın tüm dört çeşidi – cansız, bitkisel, canlı
(hayvansal) ve insan – sürekli olarak nedensellik ve amaç yasası tarafından etkilenir.
Bunların her durumu, gelecek durum olan, kendi seçtikleri önceden belirlenmiş amaca
göre dış sebeplerin etkisiyle belirlenmiştir.
Dünyadaki her nesne sürekli gelişir. Bu, her nesnenin sürekli bir önceki formunu
bıraktığını ve dört faktörün etkisiyle yenilerini edindiğini gösterir:
1. Köken
2. Kendi doğasından kaynaklanan evrim; dolayısıyla değişmezdir.
3. Dış faktörlerin etkisiyle değişen evrim
4. Dış faktörlerin değişim ve evrimi
İlk faktör, kök ya da ilk maddedir, bir önceki formu. Her nesne sürekli form
değiştirdiğine göre, her bir önceki form bir sonrakine göre “ilk” diye adlandırılır. İçsel
özellikler tamamen köke bağlıdır, bir sonraki formu belirler ve ana faktörü, bireysel
bilgisini, gen ya da özelliğini oluşturur.
İkinci faktör, nesnenin köküne bağlı sebep-sonuç gelişiminin sırasıdır. Bu sıra
değişmez. Bir örnek toprağın altında çürüyen tahıl tanesidir ve sonuç olarak yeni bir
filiz meydana getirir. Buğday tanesi orijinal formunu kaybeder, yani tamamen yok olur
ve yeni bir başlangıç formu oluşturacak, aynı orijindeki bir tahıl tanesi gibi, yeni bir filiz
formu edinir. Sadece tahıl tanelerinin sayısı ve muhtemelen nitelikleri (büyüklük ve
tat) değişebilir. Başka bir deyişle, kişi, her şeyin nesnenin orijinine bağlı olduğu sebep-
sonuç sıralamasını gözlemleyebilir.
Üçüncü faktör: Dış güçlerle temastan sonra özelliklerini değiştiren ilk maddenin
sebep-sonuç bağlantısıdır. Sonuç olarak, tahılın miktar ve niteliği, ilk maddenin niteliklerini tamamlıyor görünen ek faktörlerden dolayı (toprak, su, güneş) değişir.
Orijinin güçleri ek faktörlere üstün geldiğinden, değişiklikler tahılın niteliğini
değiştirebilir ancak türün kendisini değil, mesela buğday tanesini arpa tanesine
çevirmek gibi. Diğer bir deyişle, ikinci faktör gibi üçüncü faktör de nesnenin içsel
faktörüdür fakat ikincisinden farklı olarak niteliksel ve miktarsal olarak değişebilir.
Dördüncü faktör: Dışarıdan tesir eden güçlerin arasındaki, mesela şans, doğanın
unsurları ve komşular gibi, sebep-sonuç bağlantısıdır. Çoğunlukla, bu dört faktör
birlikte her bir nesneyi etkiler.
İlk faktör (orijin) bizim için önemlidir çünkü ebeveynlerimizin yarattıklarıyız. Onların
ürünleri olarak, bir bakıma onların kopyalarıyız; yani ebeveynlerin ve büyük
ebeveynlerin hemen hemen tüm özellikleri kendini çocuklarında gösterir. Atalar
tarafından edinilen olgu ve bilgi, bilinçsiz bir seviyede bile olsa, torunlarda alışkanlık ve
nitelikler olarak ortaya çıkar. Kalıtımın gizli güçleri torunların hareketlerinin tamamını
etkiler ve nesilden nesle geçerler.
Bu, insanlarda gözlemlenebilen çeşitli eğilimlere sebep olur: inanç, eleştirme,
maddesel rahatlık, pintilik, ya da tevazu. Bunların hiç biri edinilen özellik değil daha
ziyade çocukların beyinlerine yakın ve uzak atalardan kaydedilmiş kalıtımdır.
Otomatikman atalarımızın kazanılmış özelliklerini miras olarak aldığımızdan, bu
nitelikler toprakta formunu kaybeden tahıla benziyor. Ancak, bizim aldığımız bazı
özellikler içimizde zıt bir şekilde ortaya çıkar. Çünkü ilk madde, dış formu olmayan
güçlerde ortaya çıkar, bu madde hem pozitif hem de negatif özellikler taşıyabilir.
Diğer üç faktör de bizi etkiler. Sebeplerin sırası ve onların kişinin orijininden gelen
sonuçları (ikinci faktör) değişmez. Tahıl tanesi çevrenin etkisi altında çürür ve yeni bir
tane meydana gelene dek yavaş yavaş formunu değiştirir. Diğer bir deyişle, ilk faktör
ilk maddenin formunu alır; önceki bitki ile yeni filiz arasındaki fark sadece miktar ve
nitelikte görünür.
|