Yaratan’la kendi özelliklerimizi, arzularımızı ve hedeflerimizi O’nunkiler ile eşdeğer hale
getirerek, egoizmi tamamen yok edip özgecil olarak iyi şeyler yaparak, birleşebiliriz.
Ancak bir soru ortaya çıkar: tam bir egoist (kişisel fayda sunmayan hiçbir manevi ya
da fiziksel hareketi yapamayan kişi) başkaları için yaşama güç ve motivasyonunu
nereden bulacak?
Bu sorunun cevabı hayattan bir örnekle kolaylıkla anlaşılabilir:
Sizin gözünüzde önemli olan, sevdiğiniz ve saygı duyduğunuz birine tüm kalbinizle
hediye vermek istediğiniz bir durumu hayal edin. Farz edin bu kişi hediyenizi kabul
etmeye, ya da evinize yemeğe gelmeye razı oldu.
Para harcamanıza ve önemli misafiri iyi ağırlamak için çok çalışmanıza rağmen, siz
değil de sanki misafiriniz sizin iyiliğinizi kabul etmeyi onaylayarak size verip,
eğlendiriyor, lütufta bulunuyormuş gibi zevk alırsınız. Dolayısıyla, eğer Yaratan’ı saygı
duyduğumuz biri gibi hayal edebilirsek O’nu seve seve memnun ederiz.
Evrenin yasalarını sadece Yaratan’ın yüceliğini edinirsek gözlemleyebiliriz. O zaman,
O’nun uğruna çalışıp ihtişamını anladığımızda, sanki O’ndan alıyormuş gibi oluruz.
Ancak, düşünceler toplumun ve sosyal çevrenin etkisine bağlı olduğundan, toplumun
övdüğü her şey bireyin gözünde de yükselmiş olur. Dolayısıyla, en önemli olan şey
mümkün olduğunca Yaratan’ı yücelten kişilerin arasında olmaktır.
Eğer çevremiz Yaratan’ı layık olduğu seviyeye çıkartmıyorsa bizim maneviyatı
edinmemize izin vermeyecektir. Bir öğrenci, tüm öğrencilerin içinde kendisini en
önemsiz olarak görmelidir. Bu yolla, öğrenci toplumun görüşlerini kendine katabilir, bu
durumda, öğrenci toplumun görüşlerini önemli sayar. Bu nedenle herkesçe bilinen
gerçek “Kendine bir dost satın al” ortaya çıkar. Gerçekten de ne kadar çok insan
düşünceleri ile beni etkilerse Yaratan’ı hissetmek adına, egoizmimi ıslah etmek için
kendi üzerimde o kadar çok sabırla çalışmam mümkün olur.
Her kişinin Kökü, ruhunun kaynağını, edinmesi gerektiği söylenir. Başka bir deyişle,
son hedef Yaratan’la tamamen birleşmek olmalı. Yaratan’ın özelliklerinden Sefirot diye
bahsedilir. Bu nedenle, Sefirot’u ve onların eylemlerini çalışırken, bu özellikleri öğreniyor, onlarla kaynaşıyor, Yaratan’ın aklı ile birleşiyor ve Yaratan’la bir oluyor
gibiyizdir. Kabala’nın önemi, onu çalıştıkça dünyaların nasıl yaratıldığını ve yönetildiğini
öğrenmemiz gerçeğinden kaynaklanır. Yaratan’ın eylemlerini ve özelliklerini çalıştıkça,
Onunla birleşmek için nasıl olmamız gerektiğini keşfederiz.
|