Tekil Mesaj gösterimi
  #6  
Alt 12.07.19, 01:30
gvndin gvndin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Acemi
 
Üyelik tarihi: 27.07.15
Mesajlar: 17
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

yaje hakkında çok şey bilmeden gittiğimde doğal olarak ürkek davrandım.yaje hakkında bir şey öğrenmek için uzun sürelere ihtiyacınız var. kırkın üzerinde deneyimde bulunmuş bir arkadaşım doğal olarak yaje hakkında hiçbir şey bilmiyorum dediğinde demek istediğini anlamıştım. yaje'nin sizi ve bedeninizi tanıması için gerekli bu zaman ve ilk içişinizde pinta görülebilmesi bu nedenle biraz zor. yerliler daha çocukken bunu içmeye başlayıp yıllar sonunda onun bütün potansiyelini kullanabiliyorlar. sorun kısaca yeterince içememeniz olarak özetlenebilir. mideniz daha fazlasını almıyor. tabi ki onu dinlemeyip içmeye devam edebilirsiniz. bu aslında teşvik de ediliyor ama bunun anlamı pinta dahil yan etkilerini çok daha şiddetli yaşamanız demek olurdu. ayrıca midenizdeki o his sürerken devam edebilmek gerçekten çok zor. bu histen biraz daha detaylıca bahsetmek istiyorum. yaje'nin etkisi altında kötü hissetmenizden sorumlu olan içinizde biriken pislikten daha çok onu dışarı atamayı başaramamanız. bu başınıza gelebilecek en kötü şey olurdu ve sıklıkla da benim gibi yeni başlayanlar bu durumu yaşıyor zaten. üstüne üstlük şehirli bir yaşamdan geliyorsanız durum katmerleniyor çünkü bedenimizle olan ilişkimiz son derece çarpık durumda. o kadar çarpık ki bedenimizin basitçe kusmasına izin veremiyoruz. bugüne kadar öğrendiğimiz dışkılamak, kusmak gibi eylemlerin kontrol edilmesi gerektiğiydi. oysa yaje'nin etkisi altında ne kadar kontrol etmeye çalışırsanız o kadar sürünüyorsunuz. ilk denememde diğerleri gibi kusamadığımı görünce paniğe kapılıp kusmaya zorlamıştım kendimi. bana denilen sadece yaje istediğinde kusabileceğim oldu. fakat toplum içerisinde o kadar beynimiz yıkanmış ki içgüdülerimizle hareket etmeyi unutmuşuz ve bedenimizin kendine kendine çalışıyor olmasını bir şekilde kabullenemiyoruz. bugüne kadar üzerinde durduğun sana dayatılan o egonun hiç bir şeye yaramadığını o anda kabullenemiyorsun. sahip olduğun her şeyi, kendini bırakamıyorsun. oysa yaje tamamen kendini bırakmak demek. içinde bulunduğunuz bu hücreden çıkmak bu kadar basitken sinirli bir insanın anahtarı deliğe sokamaması misali bocalayıp duruyorsunuz. zekanız anahtarı nasıl deliğe sokulacağını size anlatabiliyor ama onun daha fazla bir faydası yok; egolarımızla tatmin olamıyoruz. bize ait olmayan bu görünmez dar elbise ile kolumuzu bile kıpırdatamıyoruz. tamamen boşalmakla, sizi rahatlatmakla alakalı olan içgüdüleriniz egonuz tarafında yıkıma uğradıkça çıkış yolunu da kapıyorsunuz ve yajeye geldiğinde sıra neden bir türlü çıkaramadığınızı, kusamadığınızı düşünüp duruyorsunuz, deliriyorsunuz. yaje asla vazgeçmiyor tabi bu arada. onunla mücadele etmenin faydasız bir çaba olduğunu anladıktan sonra gücünüz kalmıyor zaten. iradenizi teslim ediyorsunuz ve kusuyorsunuz. bu, iyi o halde baştan teslim edeyim denerek başarılabilen bir şey değil maalesef. yönetemediğimiz içsel engellerle doluyuz. çoğumuz çocukluktan itibaren çeşitli travmalara mağruz kalıyoruz ve yaşadığımız bütün olayların organizmamız üzerinde farkedilebilir bir etkisi oluyor. içgüdüsel tarafın ağır bastığı çocuklar olarak her türlü konuda (en başta cinsellik gelmek üzere) ahlaktan, dinden, geleneklerden bağımsız olarak hareket ediyoruz. bu doğrudan davranışlar da sonuç olarak bir şekilde cezalandırılıyor. nasıl yıkıma uğrayan kaslar bir sonraki travmayı atlatabilmek için gelişiyorlarsa bu tür psikolojik travmalara mağruz kalan çocuk da bir sonraki travmayı atlatabilmek için değişiyor. yaje kitabında bu durum wilhelm reich'in zırhı ile anlatılmış. reich'e göre bu kuşandığımız kat kat zırhlar ileriki dönemlerde özellikle cinselliğimiz üzerinde derin sorunlar oluşturuyor. cinsellik sevgi dolu olmaktan ziyade agresif bir hale bürünüyor. orgazm üzerinde de olumsuz etkileri oluyor. taitaların ruhsal problemleri kaslar üzerinden işaretlemeye çalışması ve hastalığı bu noktalardan yelpazesi ile çağırdığı ruhlarla defetmesi de bu anlamda çok ilginç. yaje bütün bu savunmaları ve zırhları teker teker soyarken benliğizin daha derin kısımlarına nüfuz etmeye başlıyor ve tamamen çıplak kaldıktan sonra yüzleşdiğiniz yabancı 'şey' ile uzlaşmanız biraz zor oluyor doğal olarak. günlük hayatın sıradanlığında 'göründüğümüz gibi olmak ya da olduğumuz gibi görünmek' pek mümkün değil ama yajenin etkisinde bu söz konusu bile olmuyor; bu durum gerçeklikten kaçamadığınız bir korku filmine benzetilebilir ve yaje bütün gizli saklı duygularınızı ve korkularınızı çıkarmak konusunda son derece kusursuz. onunla deliliğin sınırlarında geziyorsunuz ve hatta ötesinde. taitanın bir diğer önemli işlevi de bütün bu deliliği yönetmek, yönlendirmek ve çok kötü durumda olan varsa ona yardım etmek konusunda gerçekleşiyor. yine de bütün bu çekilen sıkıntıların kendi iyiliğiniz için olduğunu unutmamak gerek.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147