Tekil Mesaj gösterimi
  #7  
Alt 29.07.19, 21:51
everex - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
everex everex isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 02.04.18
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 272
Forum Puanı: 3071
Etiketlendiği Mesaj: 19 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Bir Gecede Cahil Kaldık Yalanları
1928 Yılında Atatürk tarafından yapılan Yeni Türk Harfleri'nin kabulü ve 1932 yılında gerçekleştirilen Dil Devrimi günümüzde hala tartışma konusu olabilmektedir. Tartışma konusu yapan kesim ise tarihi olayları yaşandığı devrin siyasal, sosyal, toplumsal ve ekonomik şartlarına göre değerlendirme yapmayan bir zihniyettir. Ayrıca Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı olan insanların en sık sarıldığı yalanlar ve iftiralar bu devrimler üzerinden yapılmaktadır. Mesela, “Bir gecede bütün alimler cahil kaldı” ve “Dedemizin mezar taşını okuyamaz hale geldik” söylemleri çok sık dillendirilmeye başlandı.
Şimdi buraya dikkat...!
Osmanlı’nın son yıllarında 32 yıl tahtta kalan başarılı padişahlarından Sultan II. Abdülhamit’in sözleriyle başlayalım. “Halkımızın okuma yazma bilmemesinde şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü bizim yazımızın sırlarına alışmak kolay değildir. Latin alfabesini almakla belki, halkımızın işini kolaylaştırabiliriz.” (Kaynak; Prenses et Souvenirs de l’ex Sultan Abdülhamit sy. 65)
Osmanlı’nın son döneminde vatandaşların okuma oranı 2,5 civarında idi ve alfabenin zorluğundan dolayı ve bizim dilimizin Arap alfabesine uymamasından dolayı insanlar kolaylıkla okuma yazma öğrenemiyorlardı. Alfabenin Türkçe diliyle uyumsuz olmasından dolayı bazı kelimeler doğru şekilde ifade edilememekte ve Türkçe’de yer alan sesli harfler Arapça harflerle ifade edilememektedir. Atatürk dilimizde ve alfabemizdeki bu sorunları görüp sırasıyla da müdahale etmiştir. Harf devrimiyle vatandaşların okuma yazma oranını artırmak isteyen Atatürk, dil devrimi ile de dilimizdeki yabancı harfleri temizleyerek kendi milli dilimizi koruma altına almıştır.
Atatürk düşmanı ve inkılaplara karşı olan kesimlerin iddialarına cevabı bir de Atatürk’ün hayatı ve inkılapları konusunda bir uzman tarihçi yazar olan Sinan Meydan Cumhuriyet Tarihi Yalanları kitabından verelim:
“Harf Devriminden dolayı Türk Gençleri 80 yıl sonra bugün Atatürk’ün Nutuk’unu bile okuyamaz oldu” diyerek Yazı ve Dil Devrimine saldıran Cumhuriyet Tarihi yalancılarına, “dikensiz gül bahçesi diye anlattığınız Osmanlı eğer biraz Türkçe’ye sahip çıksaydı, Türkçe yamalı bohça haline getirilmeseydi, Atatürk de Dil ve Yazı Devrimine gerek duymaz böylece 80 yıl önce ve 180 yıl önce de yazılan metinler bugünkü nesiller tarafından kolayca okunabilirdi. Örneğin, İngiltere’de 400 yıl önce yazılan Shakespeare’in eserlerini bugün İngiliz gençleri okuyup anlıyorsa bunun nedeni İngiliz İmparatorluğu’nun her dönemde dilini ve yazısını korumasıdır” diye cevap vermek gerekir.
Yine diğer iddialara da yine Tarihçi yazar Sinan Meydan’ın Cumhuriyet Tarihi Yalanları adlı kitabından alıntı yaparak yanıt verelim:
Alfabe değişikliğinin bizi bir gecede cahil bıraktığı iddiası ise bu iddianın sahiplerini mahcup edecek türden bir yalandır. Çünkü o zaman adama siz alfabe değişikliğinden önce (Osmanlı Dönemi) çok mu kültürlüydünüz? Eğitim sisteminiz çok mu moderndi? Halkınız harıl harıl kitap mı okuyordu? Hurafe bataklığında, çarpık dini yorumların girdabında debelenmiyor muydunuz? diye sorarlar ve şöyle devam ederler: “İleri miyidiniz? O zaman neden askeri, teknolojik, kültürel, hukuksal konularda Batı’nın çok gerisinde kaldınız? Madem ileriydiniz de neden en yüksek eğitim kurumumuz medreselerde 17-19. yüzyıllar arasında “don ve çakşır giymek”, “derslerde harita kullanmak” şeriata uygun mudur diye tartıştınız? İleriydiniz de neden “göklerin sırrını bilmek Allah’ mahsustur.” diyerek ilk rasathanenizi yıktırdınız? İleriydiniz de neden kız çocuklarını okutmuyordunuz? ileriydiniz de neden sanatta ve bilimde çağın çok gerisinde kaldınız? İleriydiniz de neden matbaayı 1727 gibi çok geç bir tarihte kullanmaya başladınız? Sahi halkınız kitap okumadığı, okuyamadığı için matbaayı getiren İbrahim Müteferrika’nın bastığı ilk kitaplar elinde kalmadı mı? Sonra da bu matbaa 200 yıl boyunca hiç kitap basmadan atıl durumda bekletilmedi mi? Osmanlılarda okuma yazma oranı erkeklerde %7 kadınlarda % 3 değil miydi? Hani siz 1928’de Atatürk’ün alfabe değişikliğiyle bir gecede “cahil” kalmıştınız..!

1928’de Harf Devrimi yapıldıktan sonra Millet Mektepleri ve Halkevleri seferberliği sonunda 1935’te toplumun toplamda % 23’ü okuma yazma öğrenmiştir. Dolayısıyla 1935’te toplumun % 23’ü Yeni Türk Harfleriyle yazılan dedelerinin mezar taşlarını okumaya başlamıştır. Hesap ortadadır 600 yıl sonunda Osmanlı’da toplumun % 8’i , dedesinin mezar taşını okuyabilirken, üstelik bazı mezar taşları Osmanlıca’nın en ağdalı üslubuyla yazıldığından her Osmanlıca bilen bu mezar taşlarını okuyamazdı. Sizin anlayacağınız, Osmanlıda okuma yazma bilen o % 8’in iyimser bir tahminle ancak % 2’si, 3’ü dedesinin mezar taşını okurdu. Harf Devriminden sonra ise çok kısa bir sürede ( 7 yıl sonunda) toplumun % 23’ü dedesinin Yeni Türk Harfleriyle yazılmış mezar taşını okudu. Bu oran 1960’larda
% 50’leri geçti.
Sonuç olarak bu devrimi gerçekleştiren insana bizim hakaret değil dua etmemiz gerektiğine inanıyorum.İslamın ilk emri olan '' OKU '' emri Atatürk sayesinde bu coğrafyada yeniden hayata geçmiştir...


Fatih BAYRAKOĞLU

---------- Post added 29.07.19 at 21:54 ----------

1980 darbesi sonrası Türkiye'de içi boş bir ''hamasi Atatürkçülük'',yani gardırop ve rozet Atatürk'çülüğü ortaya çıkmıştır. Malesef o dönemlerde bir taraftan gerçekler çarptırılmış, diğer taraftanda bilinçli ilahlaştırma yapılmıştır.Örneğin Doğu Perinçek'in ifadesiyle 12 Eylül'ün '' Kenaninst Kemalistleri '' antiemperyalist olan Atatürk'ü ''Batıcı''. antiemperyalist olan Kemalizmi de ''Batıcılık'' olarak anlatmışlardır. Kemalizm ilk olarak Kurtuluş Savaşı yıllarında ingilizler tarafından kullanılmıştır.İşgalci ingilizler Anadolu'da Mustafa Kemalin etrafında kenetlenen Kuva-i Milliyecileri Kemalistler olarak adlandırmıştır. Bu çerçevede antiemperyalist çağrışım yapan ''Kemalizm''kavramının yerine 1950'de icat edilip batıcılıkla doldurulmuş olan ''Atatürkçülük''
kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Böylece çarpıtmalarla içi olabildiğince boşaltılan Atatürk imgesi,
ne kadar yüceltilmisse o kadar da sarsılmıştır.Bu içi boş yüceltme Atatürk düşmanlarının ekmeğine yağ sürmüş, hatta bu oyun 1980 öncesinde 1950'ler de Menderes dönemine ilk defa baş göstermiştir.


Atatürk Devriminin neredeyse tüm kazanımlarına darbe vuran Adnan Menderes yönetimi siyasi rakibi İsmet İnönü'ye karşı kullanmak için içi boş bir ''Atatürk kültü'' oluşturmak istemiştir. Bunun için Türkiye'nin her yanını Atatürk heykelleriyle donatmış, yasalara göre paraların üzerine kim Cumhurbaşkanıysa onun resmi konulması gerekirken paralara yeniden Atatürk resimleri koymuş, yetmemiş Ticani Tarikatı'nın Atatürk heykellerine yaptığı saldırıları bahane ederek Atatürk'ü koruma kanunu çıkarmıştır.Gerçeklerden habersiz biri Menderesin bu çalışmalarına bakarak gerçek bir Atatürk dostu sanabilir; ancak DP dönemi hakkında az çok bilgi sahibi olan herkes bilir ki Menderes,
Atatürk Devrimi'ne en büyük darbeyi vurmuş bir kaç siyasetçiden biridir.Örnek vercek olursak; Emperyalizmi dize getiren Atatürk'ün ''tam bağımsızlık'' politikasını tümden terk ederek Türkiye'yi ABD'ye ''tam bağımlı'' hale getirmiş ve laikliği hiçe sayarak dini siyasete alet etmiştir !


Mustafa Kemal'in karga kovaladığını bilirdik ama 5000'e yakın kitap okuduğunu bilmezdik. Laikliği az çok bilirdik ama Kurtuluş Savaşı sırasında işgalci yunanlılarca yıkılan, ahır yapılan yüzlerce camiiyi tamir ettirdiğini bilmezdik. İçki içtiğini duyardık da, Kur'an 'ın ilk gerçek tefsir ve tercümesini yaptırmak için verdiği mücadeleyi hiç duymamıştık. Devrimlerini ezberlerdik tarih sırasına göre ama o devrimlerin ardındaki tarihi, kültürel, sosyal, bilimsel, hatta dinsel gerçeklerden haberimiz yoktu. Örneğin Halifeliği ''dinin bir gereği'' diye anlattıklarından halifeliğin kaldırılmasının dine aykırı olduğunu düşünürdük ! Harf Devrimini bilirdik de Latin harfleri diye bildiğimiz o harflerin aslında Göktürk-Etrüsk kökenli harfler olduğunu, dahası bu devrim yasasının adının Latin Harflerinin Kabülü değil Yeni Türk Harflerinin Kabulü olduğunu bilmezdik. Bu konu hakkında bize okutulan tarihin 1950'ler den beri nasıl ABD çıkarlarına göre yazıldığını Nerden bilebilirdik ki yıllar sonra birilerinin ''Atatürk Latin Harflerini kabul etti, bir gecede cahil kaldık !'', ''Dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz ! '' deyip gerçeği çarpıtacağını..!

 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148