Tasavvufta zulmânî perdelerden nûrânî perdelere
25- Tasavvufta zulmânî perdelerden nûrânî perdelere; gafletten zikre ermek için ne yapmak gerekir? Gönüldeki manevi temizlik nasıl yapılır?
– Tasavvufta “hicâb” adıyla anılan ve kulun Allah ile yakınlığına engel olan perdeler genellikle zulmânî ve nûrânî hicâb olmak üzere iki adla anılır. Zulmânî hicâb, beden kaynaklı; tenle ilgili maddî perdelere denir. Nûrânî hicâb ise ruh kaynaklı hicâbdır. İnsan ruhu “Ben Adem’in yaratılışını tamamladığım zaman ona ruhumdan üfürdüm.”[16] âyet-i kerimesinin ifâdesine göre ilâhî menşelidir. İnsan ruhu ten kafesine girdikten sonra maddî ve zulmânî bir hicâb ile perdelenmiştir. İnsanın hamurunda “anâsır-ı
erbaa” denilen toprak, su, hava ve ateşten oluşan dört unsur vardır. Bunlardan toprakla su, zulmânî özelliğe sahiptir. Et ve kemikten meydana gelen insan vücûdunun temel unsuru toprak ve sudur. Bu yüzden tasavvufta zulmânî hicâb sayılan bedenin ve bedenî ihtiyaçların riyâzat ve mücâhede ile inceltilmesi gerekir.
Mücâhede ve riyâzat, bedenin ruhî ihtiyaçların önüne geçen taleplerini önlemede insana bağışıklık ve irâde gücü kazandırır. Çünkü bedenin zulmânî perdeleri tensel ihtiyaçların iradî kontrolü ile incelir. Bu sayede ruhun beden üzerindeki etkisi artarak zulmânî perdelerin ruhanî perdelere dönüşmesi sağlanır. Farzların yanısıra yapılan nafile ibâdet ve zikirler, ruhanî perdelerin incelmesini ve böylece ilâhî vuslatın gerçekleşmesini; kulun “Allah’ı görürmüşcesine kulluk şuuruna ermesi” ni sağlar. Kalb zâkir hâle gelince gaflet asgarî seviyeye düşer. “Maıyyet-i ilâhiyye” gerçekleştiği için gönüldeki manevî temizlik tahakkuk eder. Kulun gönlünde “ilâhî emirlere ta’zim ve yaratıklara şefkat duygusu” yerleşir.
|