Abdulkadir Geylani'nin Şahı Bahauddin'e "Nakşibend" ismini takması
Rivayete göre; Gavs'ül-Âzam'ın Hakk'a yürümesinden takriben yüz elli sene sonra Nakşiye Pîri Şah Bahâüddin Nakşi-bend'e müridleri sual ettiler:
Gavsü'l-âzâm Şeyh Seyyid Abdülkâdîr:
— «Kademi hazâ alâ rekabeti külü veliyullahî teâlâ» buyurmuşlar, buna ne
dersiniz?
Bunun üzerine Hazret-i Şah Nakşibend, elini göğsüne koyarak dedi ki:
— «Alâ aynî ve alâ basireti.»
Yâni: Hazret-i Abdülkâdîr'in ayağı benim gözüm ve basiretimin üzerine olsun... demiştir.
Zaten Şah Bahâüddin Hazretlerinin, Nakşibend ismini almaları şöyle olmuştur:
Bir gün Şah Bahâüddin sahrada dolaşırken Hazret-i Hızır (a.s.)'ı gördü. Hazret-i Hızır onu bir anda Bağdat'ta Hazreti Şeyh Abdülkâdîr'in yanına iletti ve Hazreti Pîr ile aralarında şöyle bir konuşma oldu.
Şah Bahâüddin:
— Ey âlemlerin elini tutucu! Sen benim elimi tut ki, sana el tutucu desinler.
Hazreti Pîr mübarek eiini uzatıp Hazreti Şah Bahâüddin'in kalbi üzerine koydu ve dedi ki:
— «Yâ Nakşebendi âlem, nakşi mârâ begir ki tura nakşebend güyend...»
Yâni: Ey âlemlerin nakşini tutucu! Sen benim nakşımı tut ki; sana Nakşibend desinler.
|