İbn-i Mes'ûd'un (radiyallahü anh) bildirdiği hadis-i şerifde:
“Nama*zını vaktin evvelinde kılan kimsenin namazı büyük nûr ile göğe çıkıp. Arş-ı a'lâya kadar yükselir. Kıyamete kadar, orada sahibi için istiğfar eder. Duâ edip: Sen beni muhafaza ettiğin gibi, Allahü Teâlâ da seni ko*rusun der. Namazını vaktinı geçirerek kılanın namazı nursuz olarak göğe çıkarılır. Göğe çıkınca eski bir paçavraya sarılır Geri çevrilip yüzüne çarpılır. Sahibine bedduâ edip, beni zayi ettiğin gibi, Allahü Teâlâ da seni zayi eylesin der” buyuruldu.[407]
Namaz vakitleri aynı zamanda meridyenlerin akış zamanları, organların kozmik(maneviyat) beslenme saatleridir,zihin, beden seviyesinde, her bir organ, bir Esma’nın, düşünce ve duygunun temsilcisidir.
Akciğer hayatın, “Hay” ve “ Muhyi” esmalarının tecelligahı .
Böbrekler aklın nuru, basiretin, “Alim” esmasının sırrını taşır.
Dalak, suhuletin, kolaylığın,”Halim” esmasının sırrını taşır.
Karaciğer affetmenin, görmezden gelmenin, “Tevvab” Afüvv” Gafur “ esmalarının nurunu taşır.
Kalın bağırsak Rauf esmasının tecelligahı,şefkatli olmayı,hem nefsine, hemde başkalarına saygılı olmayı ifade eder, namus, haysiyeti koruma altında tutar.

Namazın vaktinde kılınması demek, zihin, beden seviyesinde esmaların tecelli, görünmesi demektir, duygu ve düşüncelerin mutfağında, psikolojinin derinliğinde Allah’ın isim ve sıfatları vardır.
Namazın vaktinde eda edilmesi demek, Duygu ve düşünceleri, hormonal, kimyasal manada açılması, sağlık demektir. örneğin anne adayının, hamilelikte bedeni oksitosin ismiyle bir hormon salgılatır, bu hormon babada şefkat ve kolaylık hislerini tetikler, Esma bakışıyla, Rauf ve Halim esmasının sırrını verir, beden ve ruh birdir, madde ve mana iç, içedir aslında,bir noktada ruhsal bir tıkanma, maddi bir rahatsızlığıda tetikler diyebiliriz.
Bir de Kerahat vakitleri vardır ki, güneşin 90 açı, 180° açı verdiği zamanlarda beden yorgun ve bitap düşer, bu zaman zarfında namaz kılmak mekruhtur.