Hasan'ları Hans yapıyorlar.!!
Federal Asayiş Dairesi’nin verilerine göre
Almanya’da 9 bin mülteci çocuk kayıp.
Haberin medyaya yansımasıyla,
başta Türkiye olmak üzere
dünyanın birçok ülkesinden
konuya duyarlı insanlar
sosyal medya yoluyla
bu skandala tepki gösterdi
ve şimdi herkes kaybolan bu çocukların
nerede ve akıbetlerinin
ne durumda olduğunu merak ediyor.
Öte yandan olayla ilgili
resmi makamlardan gelen
açıklamalar ise alçaklığın dik alası!
Neymiş efendim!
Kendilerinin de bir bilgisi yokmuş.
Benim de şimdi haberim oldu” diyorlar.
Esasında Avrupa politikası için
bu yeni bir retorik değil.
Sıkıştıkları her konuda
kendilerini deliye vurarak
insanların zihinleriyle alay etme
çabaları bunlar için ata sporu.
Fakat mesele bu sefer çok farklı;
Söz konusu olan durum
hiçbir şeyden haberi olmayan,
güçsüz ve savunmasız çocuklar.
Üstelik bu çocukların çoğu
dünyaya gözlerini ezanla açan
Müslüman nesiller.
Yani bizim çocuklarımız, geleceğimiz…
Konuyla alakalı bir takım
komplo teorileri olsa da
bunların içinde en öne çıkanı
çocukların organ mafyalarının
eline düştüğü yönünde.
Mafya tanımı bir bakıma doğru,
kaybolan binlerce Suriyeli hatta
Türk çocuklar bu mafyaların elinde.
Fakat bu mafyalar öyle bildiğiniz
suç örgütleri gibi değil,
dertleri organ filan da değil.
Devletin bizzat finanse ettiği
ve yönetim hakları yerel
belediyeler de olan resmi bir mafya.
Öyle gizlisi saklısı da yok!
Almanya seyahatlerinizde
ülkenin muhtelif bölgelerinde
bunlardan 600 tane var,
gittiğinizde dışarıdan
rahatça görebilirsiniz
ancak içine giremezsiniz.
Resmi adıyla
JUGENDAMT
(GENÇLİK DAİRESİ)
olan bu kurum,
günümüzde revize edilmiş
Nazi kampları olarak
işlevini devam ettiriyor.
Özelde Türklerin genelde ise
Avrupa’da yaşayan tüm
Müslüman ailelerin çocukları
bu kurum tarafından keyfi sebeplerle
zorla ellerinden alınarak köklü bir
asimile politikasına maruz bırakılıyor.
Öyle ki, domuz eti yedirmekten tutun
erkek çocuklarının sünnet olmasını
engellemeye kadar birçok
insanlık dışı yaptırımlar uygulanıyor.
Tabi her şey bu kadarla sınırlı değil.
Asıl ürkütücü olan ise teknik detaylar.
Her ne kadar federal daire,
rakamı 9 bin olarak verse de
gerçek veriler öyle demiyor.
2004 yılından Suriye savaşının başladığı
2011 yılına kadar, gençlik dairelerinde
yıllık ortalama artış seviyesi 2 bin.
Fakat 2012 yılından sonra
40 bin olan çocuk sayısı
günümüzde resmi olmayan rakamlara göre
60 bin seviyesinde
( Resmi olmayan diyorum çünkü kurumun
2016 yılına ait rakamlarını bulamadım,
bu da ayrı bir garabet tabi).
Yani normal artış seviyesine bakacak olursak
bu rakamın en fazla 48 bin olması gerekirken,
arada 12 bin gibi korkunç bir açık var
ve en önemlisi de bu kurumlar sadece
Almanya’da yok.
Göçmenlerin yoğun yaşadığı bütün
AB üyesi ülkelerde faaliyet gösteriyorlar.
Dahası da var.
Kendi rezil kepaze tarihlerine bakmadan
her fırsatta insan haklarından dem vuran
çocuk tacirleri kurdukları
paravan şirketler üzerinden
özellikle zeki çocukları
5.000-10.000 Euro karşılığında
zengin ailelere satıyor.
En son Almanya’da bununla ilgili
büyük bir skandal yaşandı.
Gelsenkirchen
Gençlik Dairesi’ndeki
yetkili iki müdürün,
Macaristan’da kurdukları
“Yeni Başlangıç” isimli
bir şirket üzerinden çocuk sattığı
medyada patlak verince
müdürler apar topar görevden alınmıştı.
Geriye kalan diğer çocuklar ise,
ya radikal hıristiyan ailelere
ya da uyuşturucu gibi ahlaki sorunları olan
ailelere koruyucu aile maskesi altında veriliyor.
Sadece Hamburg’da 50 koruyucu ailenin
uyuşturucu kullandığı resmi tespitler arasındadır.
Bunlar gibi medyaya yansımayan yüzlerce olay var.
İnsanlar zorla ellerinden alınan çocuklarının
hesabını hiç kimseye soramıyor.
Her ne kadar bazı vakıf ve STK’lar
bu konularda hukuki girişimlerde bulunsalar da
maalesef çok fazla
olumlu sonuçlar alınabilmiş değil.
Adları Muhammed olan,
Hasan olan binlerce çocuk,
Hans’ların elinde göz göre göre yok olup gidiyor.
Ülkelerine aldıkları mültecileri adeta
tek tek sayarak alan yetkililer ise
“bilmiyoruz” deyip
işin içinden sıyrılmaya çalışıyor.

Öyle ya, çıkıp da;
Bizler çocuk tacirleriyiz,
En fazla çocuk tecavüzü,
çocuk pornoları bizde,
Her türlü pislik bizde,
Bizler Küresel Emperyalizm’in
modern Firavunlarıyız, diyecek halleri yok.