ÜSTÜNLÜĞÜ
Gavsu'l Azam, Sultanü’l Evliya, Kutbu’l Aktab, Bazü’l Eşheb, Gavsü's Sakaleyn unvanlı Abdülkadir Geylani Hazretleri çok üstün vasıflar ve seçkin özellikler sahibidir.
Seyyah olup şol âlemi ararsan,
Abdülkadir gibi bir er bulunmaz.
Ceddi Muhammed'dir eğer sorarsan,
Abdülkadir gibi bir er bulunmaz.
Hazret-i Mevlânâ'nın; “Yücelerde nereye vardımsa o Türkmen kocasının ayak izlerini önümde gördüm.” dediği Yunus Emre, bu dizeleriyle Abdülkadir Geylani Hazretlerinin evliya içinde eşsizliğini ilan etmiştir.
Onun büyüklüğünü dile getiren yalnız Yunus Emre değildir. Aktâb-ı Erbaa denilen dört büyük kutbun biri olan Ahmed er-Rufâi Hazretleri ona çok derin bir hürmetle bağlıydı; yakınlarına ve mürîdlerine daima Gavsu’l Azam Hazretlerini ziyaret etmelerini emreder, onu ziyaret etmeden kendisine gelenlerin ziyaretini kabul etmezdi. Bağdat’a gitmek üzere kendisine uğrayanlara şöyle derdi: “Bağdat’a vardığınızda ilk yapacağınız iş, Abdülkadir Efendimiz'i ziyaret etmektir. Onu ziyaret etmeden hiçbir şey yapmayın. Şayet vefat etmişlerse mübarek kabirlerini Bağdat’a varır varmaz ziyaret edin.” Yeryüzünde en geniş tarîkat halkalarından birinin sahibi Şah-ı Nakşîbend Hazretleri'nin şu kıtası meşhurdur:
Pâdişâh-ı her dü âlem şah-ı Abdülkâdirest
Server-i evlâd-ı Âdem şah-ı Abdülkâdirest
Afitâb-ı mâhitab-ı arş u kürsi ve kalem
Nûr-ı kalb ez nûr-ı a’zam şâh-ı Abdülkâdirest
Şeyhü'l Ekber Muhyiddin Arabî, Gavsu'l Azam’ın karşılaştığı kimseleri kokusundan tanıdığını, kendisinin “ricalü’r-revayih”ten olduğunu söylemiş ve Fütûhat’ta şöyle demiştir: “Velîler içinde her zamanda “Allah Teâlâ, kulları üzerinde kahredicidir” (6/18) âyetine mazhar bir zât bulunur ki, Allah’tan başka her şeye gücü yeten bir kudrete mâliktir. Bütün cesur ve bahadır kimseler ondan korkup çekinirler. Büyük dava ve iddia sahipleri o zâtın huzurunda hakkı itiraf ederler, adalet gösterirler. İşte bu yüksek makamın sahibi şeyhimiz Seyyid Abdülkadir Geylani’dir. Kendisinin bütün yaratılmışlar üzerindeki gücü malûm ve meşhurdur. Ben o zâtla görüşemedim. Yalnız zamanımızın sahibiyle buluştum. Gavs Hazretleri ondan daha üstün ve Allah katında yüce bir derecededir, öyle ki o yüce makama bu ana kadar Gavs Hazretlerinden başka erişen kimse yoktur. Daha doğrusu onun eriştiği makama ulaşmak mümkün değildir.” İmam-ı Rabbanî, Mektûbat'ında Gavs Hazretlerinin velâyet yolunun feyiz kaynağı ve vasıtası olan on iki imamın makamında olduğunu, onun da on iki imam gibi bütün ümmete sonsuz feyizler dağıttığını, bu inayet ve yüce makamın ancak ona ihsan buyrulduğunu yazmıştır.
Kendisinin büyük bir hürmetle bağlısı ve Eşrefiyye tarikatının kurucusu Eşrefoğlu Rûmî’nin onu metheden birçok şiiri vardır:
Hak katında uludur / İki cihan doludur;
Eşrefzâde kuludur / Pirim Abdülkadir'in.
Abdülkadir Geylani Hazretleri mücahedeleri sırasında bir yıl ayaküstü ibadet etmeyi âdet edinmişti. Bir gün kendisine ferman-ı ilâhı erişti: “Ey Abdülkadir! Meşakkati seçip ayakta ibadet etmeyi âdet edinmenin sebebi nedir?” “Ey bütün gizlileri ve sırları bilen Allah’ım, zâtına her şey malûmdur. Senin sevdiklerin ve âşıklarınla yeryüzü her yanda doludur. Bunun için ayağımı uzatmaktan utanırım.” Bunun üzerine şöyle hitap geldi: “Ayağını bütün velîlerin boyunlarına koy!” Bu İlâhî emir üzerine evliyalar; “Gavsü’l-â’zâm’ın ayakları başımız ve gözümüz üstüne olsun.” diyerek boyunlarını uzattılar. Bu özel mertebesi menkıbelerinde hep dile getirilmiştir.
Uluvv-i kadr-i Abdülkâdiri evc-i ûlâdan sor,
Gubar-ı hâk-i na'linin rikab-ı evliyadan sor,
O bâz-ı serfirâzın âşiyânı nerdedir bilmem,
Anı bâlâ-neşîn-i bârgâh-ı kibriyadan sor.
Hem seyyid hem de şeriftir; annesi tarafından seyyid, babası tarafından şeriftir. Yani soyu, babası yönünden Hazret-i Hasan (r.a)'a, annesi yönünden Hazret-i Hüseyin (r.a.)’e yani ehl-i beyte ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme kavuşur. Hak Teâlâ ile vasıtasız konuşmuştur ki, en yüksek tevhid mânâları içeren bu mükâleme 'Gavsiyye' risalesi olarak elimizdedir. Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ruhaniyetinin kendisine görünerek görüştüğü meşhurdur. Hızır aleyhisselam ile de birçok defa görüştüğü muteber kitaplarda yazılıdır.
Kendisinden çıkan ilmî ve kevnî kerametler başka hiçbir velîde görülmemiştir. Muhyiddin Arabî Hazretleri bu kadar çok ve büyük kerametler göstermesini “Kün!” emr-i ilâhisine mazhar olmasına bağlayarak açıklamaktadır.
Fıkıh ve hadîs ilimlerinde müctehid, tasavvufta yüksek bir evliya ve mürşid-i kâmillerin en başta gelenlerinden olup tesis ettiği tarîkat fevkalade bir hızla dört bir yana yayılmış, çeşitli kollara ayrılarak hemen her kıtada takip ve tatbik edilegelmiştir. Bu olağanüstü hususiyetlerin doğumunda hatta doğumundan da önce ortaya çıktığı görülmüştür. Babası Seyyid Ebu Salih Cengidost, doğduğu gece Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi rüyasında gördüğünü, kendisini şöyle müjdelediğini anlatmıştır: “Yâ Eba Salih, bu gece Hakk Teâlâ sana mükemmel bir oğul bağışladı. O benim evladımdır, rütbesi diğer evliya ve kutuplardan yüksek olacaktır."
---------- Post added 24.12.19 at 22:55 ----------
DOĞUMU
Doğduğu gece 1100 oğlan çocuğunun doğduğu, hiçbir kız çocuk dünyaya gelmediği, oğlanların her birinin Gavs Hazretlerinin hürmetine kâmil velî oldukları söylenmiştir. Doğumunda annesinin altmış yaşında olduğu rivayetlerdendir. Hicri 470 yılının, Ramazan ayının ilk gecesinde doğmuştur. Annesi daha beşikteyken gösterdiği kerameti anlatarak şöyle demiştir: Oğlum Abdülkadir’in doğumu mübarek Ramazan ayına tesadüf etmişti. Bu ay boyunca gündüzleri ne zaman emzirmek istesem, iftar vaktine kadar asla süt emmezdi. Ancak akşam namazından sonra emzirirdim. Anladım ki, Ramazan-ı Şerif'e hürmet ediyor, oruç tutuyordu.
İkinci sene, Şaban ayının son günleri hava çok bulutlu geçmişti, insanlar hilali göremedikleri için Ramazan ayının girip girmediğini tespit edememişlerdi. Abdülkadir’in Ramazan-ı Şerif'te süt emmediğini bilenler bana gelip sordular. O gün imsak vaktinden beri süt emmemişti. Bunu gelenlere söyledim. Anlaşıldı ki, Ramazan-ı Şerif başlamıştı."
Bunu şu beyitle kendisi de beyan eder:
“Bidayette işim, ağzım dolu dolu Allah'ı zikretmekti.
Henüz beşikte iken oruç tutmakla şöhret bulmuştum."
Doğum tarihini belli eden şu beyit yüksek mertebelerini de belirtmektedir:
lnne bâzalllahi sultanur-ricâl
Câefî aşk'ın teveffa fî kemâl
(O Allah’ın şahini, velîlerin sultanı 'aşk'ta geldi, 'kemâl'de vefat etti.)
Aşk kelimesi ebced hesabıyla 470 tarihini, kemâl kelimesi ise doksan bir olarak ömür süresini göstermektedir. Doğum yeri İran'da Gilan şehrinin Neyf (Nif) köyüdür. Doğum yerine atfen Cîlânî veya Gîlânî, Türkçe’de Geylânî olarak tanınmıştır. Babası velî bir zât olan Ebu Salih Musa Cengidost olup soy şeceresi şöyledir: Abdullah bin Yahya bin Muhammed bin Musa el-Cevn bin Abdullah el-Kâmil bin Hasan el-Müsenna bin Hasan (r.a.) bin Ali Murtaza (r.a.). Annesi Seyyide Ummü’l-Hayr Emet ül-Cebbar Fâtıma, Ebu Abdullah Savmaî adlı velî olarak tanınmış bir sûrınin kızı ve kadın velîlerdendir.
Gavs Hazretleri çok küçük yaşta yetim kalmış, annesi ve dedesi Savmaî'nin yanında büyümüştür. Babası ve annesinden tasavvuf terbiyesi görürken mektebe de gitmiş, ilim tahsil etmeye başlamış, Kur’ân-ı Kerim'i ezberlemişti. Ancak ilmini artırmak, bunun için de ilim merkezi olan Bağdat'a gitmek için büyük bir istek duyuyordu.
|