Netice olarak Şarm denilen sun’î uykunun birinci safhası şu vasıfları haizdir:
1 — Göz kapakları kapalı. 2 — Medyom etrafında olup bitenlere karşı kayıtsızdır. Operatörden başkalarının sesini işitmez. 3 —
Ciltte his yoktur. İğne batırılsa duymazlar. 4 — Umumî hali normaldir. 5 — Ekseriya kendi kendilerine hiç bir hareket yapamaz.
Celse esnasında operatör uyandırmadıkaç uyanamazlar. 6 — Hararet bazan düşüktür. Süjenin elleri buz gibidir. Onun için tecrübeyi
soğukta yapmamalıdır. 7 — Süjenin iradesi zayıflamıştır. Telkin kabiliyeti artmıştır. Bu telkin mizaç ve seviyeye göre idare edildiğitakdirde çok iyi bir netice almaya müsaittir. 8 — Hafızada şayanı
dikkat değişmeler gösterir. Operatör telkin ederse uyandıktan sonra
bütün olanları unutur ve hiç birisini hatırlıyamaz. Tersine, hatırlamasını telkin ederse bütün konuşulanları en ufak teferruatına
kadar tekrarlar. 9 — Bu devre giriş ve çıkış diğer safhalara nazaran
daha kolaydır. 10 — Gerek Spiritizma gerek tedavide bu devrenin
ehemmiyeti büyüktürBu uyku, bilhassa ilk tecrübelerde istenildiği kadar derin olmıyabilir. Maamafih sun’î uykuda bir kaide vardır ki hemen bütün
usullerde hükmü carîdir. O da, tecrübe celselerinin adedi arttıkça
medyumlar daha çabuk uyurlar ve daha geç uyanırlar. Bu kaide
daima hatırda tutulmalıdır. Yukarıda saydıklarımız sun’î uykunun
ilk devresi yani «Şarm» dır. Manyetizma ve Hipnotizma yapılan süjelerin hemen ekserisi doğrudan doğruya bu devreye girerler. Keza,
ruhî infisalde de bazı süjelerin izolman sırasında bu Şarm devresinde bulunduğu görülür. Nâdir ahvalde medyomlarm kendi iradelerile
ve hattâ otomatikman bu devreye girebildiklerini de görüyoruz. Bu
müstesna vak’alar bir tarafa bırakılırsa kaide olarak bütün sun’î
uyku hallerinde Şarm ilk devreyi teşkil eder diyebiliriz. Pek nâdir hallerde sun’î uykunun ilk safhası atlanarak süje doğrudan doğruya ikinci safhaya yani Somnambül haline girer. Keza mûtat olmıyan bir şekilde bu ikinci devir de atlanarak üçüncü Katalepsi
devresine girilebilir. Bunları sıra gelince yazacağız. Şimdi Şarm halinde bulunan bir medyomun, sun’î uykunun ikinci devresine sokabilmek için yapılacak hareketleri gözden geçirelim:
İster yalnız Manyetik veya yalnız Hipnotik, ister Karma (yani
(Manyetizma ve Hipnotizma usullerini karıştırarak) usulle yapılan
sun’î uykuda süjeyi daha derin olan Somnambül devresine getirmek
için, önce yapılan paslar, telkinler vesaireye devam edilmekle beraber süjeye: [Daha derin uyuyorsunuz... Somnambül haline giriyorsunuz...] gibi telkinler yapılır. Ayni zamanda tam tepeye gelen kafa kısmı sağ elin baş parmağı vasıtasile sıkı bir surette oğulur. Bu
oğuşturma ve tazyik bir iki defa — telkinlerle beraber— tekrarlanırsa medyom Somnambül haline girer. Tabiîdir ki bu kabiliyet her
medyomda ayni derecede değildir. Şurası da dikkate değer ki gerek
3 üncü Katalepsi devresinde hattâ 4 üncü Letarji devresinde bulunan süjelere ayni iş yani «tepenin baş parmakla uğulup tazyik edilmesi» yapıldığı takdirde medyom Katalepsi veya Letarji devresinden 2 inci Somnambül devresine avdet eder. Hipnotik usullerle hazan Somnambül elde etmek için daha başlangıçta süjenin gözlerine
gayet şiddetli (2-3 yüz mumluk) aydınlık tutulursa, medyom doğrudan doğruya Somnambül haline girerh Bu devrenin mümeyyiz vasıfları şunlardır:
1 — Süjenin gözleri kapalı veya yarı açıktır. Fakat görme fiili
normal değildir.
2 — Eller ve ayaklar gevşektir. Baş bir tarafa düşmüştür.
3 — Kendi halinde bulunan süje, derin bir uyku içindedir. Sorulara cevap verir. Hattâ doğrulur, kalkar da... cevapları mantıkîdir.
4 — Bu devrede telkin kabiliyeti çok artmıştır. İstenilen şeyleri
harfiyen yapar.
5 — Bütün vücudun acı duyma hissi kaybolmuştur. Hiç bir acı
duyurmadan üzerinde ameliyat bile yapılabilir.
6 — Bu devrede Lüsidite denilen seyyallik hâli ziyadedir. Görme, işitme, koklama... ilâh hassaları çok artmıştır. Normal olarak
hissedilemiyecek derecelerdeki müessirleri duyarlar. Hattâ «Clairevoyance- ve «Claire audiance» gibi hâdiseler bu devrede görülür.
Katalepsiyi elde etmek için 2. nci safhada bulunan süjenin gözlerini açmak kâfidir. Böylece medyom Katalepsiye girer. 3 üncü devre, bazan 1 inci ve 2 nci devreler atlanarak da husule gelebilir. Bunun için şiddetli ziya veya sesin tesiri lâzımdır. Yahut 1 inci devrede iken medyomun gözleri açılır ve omuzlardan kalçalara doğru
paslar yapılmakla beraber «adalelerin» gerildiği ve katılaştığı telkin edilirse, süje 2 nci devreye girmeden 3 üncü devreye girebilir.
Bu devrin hususiyetleri:
1 — Gözler tamamen açıktır. Bakışlar korkunç ve cansızdır. Göz
yaşları akmakta devam eder. Göz kapakları kırpılmadan açık kalır.
2 — Bu devrin bir hususiyeti olmak üzere süjeler müzikal seslerden fevkalâde hoşlanırlar. Hattâ dansederler. Maamafih bu müessirlerin tesiri yoksa süje tamamen hareketsiz ve kaskatıdır. Süjeye ne vaziyet verilse öylece yorulmadan saatlerce kalabilir. Hattâ
bu vaziyetler ne kadar zor ve yorucu olsa da...
3 — Bu devrede de telkin kabiliyeti çok artmıştır.
4 — Vücudun hissi yoktur. Acı duymaz. Fakat eline verilen bir
fıraç ile mütemadiyen fırçalar durur.
5 — Taklit kabiliyetinin artması dolayısile karşısında yapılan
her hareketi taklit eder.Katalepsi halinde bulunan süjenin gözleri kapanırsa Letarji haline girilir. Bu devre sun’î uykunun en tehlikeli ve derin bir devresidir. Teneffüs, nabız bozuktur. Umumî hal bir ölüyü andırır. Mühim olan bir nokta da bu devreye girmiş bir süjenin uyandırılması
çok zordur. Bu devrede bulunan bir süje haleti nezide bir bedene
benzer. Bütün vücut bir lapa gibidir. His, hareket, irade yoktur. Telkin kabiliyeti sonsuz derecede azalmış, gözler kapalı, baş yana düşmüş bir haldedir. Hissizlik tam ve mutlak bir durumdadır. Refleks
hareketleri artmıştır. Adalelere dokunulsa bütün vücut «tetani»
halinde takallüs eder. Kuduz ve Tetanoz hastalıklarında görülen vaziyet gibi...
Yukarıda söylediğimiz Kataleptik bir süjenin gözlerini kapayarak Letarji hali husule geldiği gibi bazan Hipnotizma yapılan histerik süjelerde 1, 2, 3 üncü devreler atlanarak doğrudan doğruya
4 üncü safhaya girildiği de vâkidir. Bu şekil, nâdiren, çok şiddetli
bir ziyayı ânî olarak sü]enin gözlerine tevcih etmekle olur. Letarji
safhasının hususiyetleri şöylece hulâsa edilebilir:
1 — Ruhî ve bedenî çöküklük (ileri derecede).
2 — Telkine istidatsızlık.
3 — Adalelerin tetanik takallüslere müsteit oluşu.
Letarji devri bazan bütün uyandırma gayretlerine rağmen çok
uzun sürebilir. Meselâ Dr. Louis’in bir vak’ası 36 gün bu halde kalmış ve süjenin hastahanede sondalarla beslenmesi zarureti hâsıl olmuştur. Bu gibi muhtemel ârızalar gözönünde bulundurularak süjelerin 1 inci ve nihayet 2 nci safhadan ileri götürülmemesini okuyucularıma tavsiye ederim.
Şimdi Letarjiden itibaren süjelerin nasıl uyandırılacağım görelim:^
Letarji devresinde bulunan süjenin gözleri açılarak evvelâ Katalepsi devresine sokulmaya çalışılır. Katalepsi hali telkine müsait
olduğundan bu devreden sonra sağ baş parmakla «Kummetürreis»
kafanın üst, tepe kısmı uğuşturulur ve tazyik edilirse süje Katalepsi
devresinden Somnambül devresine girer. Somnambül safhasından
Şarm’a geçmek için ise paslar ve telkin yapılır. Bu telkinlerle birlikte [Şimdi artık uyanıyorsunuz... rahat ve sâkinsiniz... uyandığınız zaman kendinizi neşeli, sıhhatli bulacaksınız... yaptığım hareketlerle — paslar— uykunuz gittikçe hafifliyor... uyanıyorsunuz...
bir iki üç diye sayacağım, üç deyince uyanacaksınız..] denilir. Böyle
ekseriya Şarm’a geçmeden uyanma vâki olur. Şayet Somnambülden
Şarm haline geçilmişse yine ayni şekilde telkinlere devam edilirken Degajan paslar denilen ve aşağıda zikredilmiş bulunan usulle
uyandırılır. Gözlere üflemek de ayni uyandırıcı tesire maliktir.
Sun’î uykunun derinlik safhalarını, bunlara giriş ve çıkış yollarını
gösteren şu şemada okuyucuya toplu ve muhtasar bir fikir vermesi
bakımından faydalıdır:

Şema 2 : Sun’î uykunun derinleşme safhaları ve bunların normalden
en derin uykuya ve buradan tekrar normale dönüş için yapılması
gerekli manevralar. Daire dışı metod, içi müstesna halleri gösterir.
B — Doktor Liebault usulü:
Süje koltukta oturtulur ve sağ el ayası alnına dayanır. Bir müddet böyle tuttuktan sonra yavaş yavaş el aşağı doğru — cildi sıvayarak — indirilir. Bu esnada göz kapakları da hafifçe — kapatılıyormuş gibi— aşağı doğru indirilir. Ve süjeye tatlı bir sesle «Uykuyu
düşünün... göz kapaklarınız ağırlaştı... iniyorlar... uyuyorsunuz...
ilâh» şeklinde telkinler yapılır. Böylece medyom hem paslar hem
de telkinlerle uyutulmuş olur.
C — Kerlıng usulü :
Kerling süjenin sırtı ışığa gelmek üzere bir sandalyeye oturtuyor. Uykuyu düşünmesini söylüyor. Gözlerini de süjenin iki kaşı
arasına dikiyor. Ellerini, medyomun dizleri üzerinde bulunan elleri
üzerine koyuyor. Ve medyomun önce bir sıcaklık ve sonra da tatlı
bir uykunun vücuduna yayılacağını telkin ediyor. Bu telkinleri tekrarlarken iki eliyle süjenin başından, omuzlarından nüdesine doğru
yavaş yavaş paslar yapıyor. Süje uyku alâmetleri gösterince sağ el
ayasını başına, tepesine koyuyor. Ve bir müddet sonra başından,
yüzünden, göğsünden geçmek üzere karnına kadar paslar yapıyor.
Medyom uyumaya başlayınca, her iki baş parmağiyle kapalı olan
göz kapakları üzerinde gözlere hafif tazyikler yapıyor. Ve «Artık
uyudunuz... tamamen uyudunuz... ilâh» şeklinde telkinler yapıyor.
D — Rahip Faria usulü :
Süje bir koltuğa oturtulur. Uyuyacağı telkin olunur. Bunun için
bütün dikkatiyle operatöre bakması tenbih olunur. Operatör ellerini — duada yapıldığı gibi— yukarı doğru kaldırır. Ellerin içi kendisine dışı medyoma gelecek surette medyoma gösterir. Bu esnada
operatör ayakta duracaktır. Böyle bir müddet bekledikten sonra
medyoma doğru bir iki adım atar ve âmirane bir tavır ve edâ ile süjeye «Uyu!» der. Bu sözü söylerken ellerini sür’atle aşağı doğru indirir. Bu hareket bir iki defa tekrarlandığı halde süje uyumazsa,
operatör süjeye yaklaşır ve sağ elin parmak uçlarını alnına dayayarak telkinlere devam eder.
Bu usullerin her hangi birisi — arzuya göre— tatbik edilerek
sun’î uyku hali husule getirilebilir. Biz şahsen Dr. Bernheim’in usulünü tercih ediyoruz. Bunlardan hangisi tatbik edilirse edilsin netice hep sun’î uyku halinin teminidir. Bu sun’î uyku teessüs etti mi
ondan sonra gayeye göre hareket etmeğe sıra gelecektir. Yukarıda
da işaret ettik. Sun’î uyku ekseriya 3 maksat için yapılır. Birincisi,ruhlarla konuşmak; İkincisi, İlmî tecrübeler yapmak; üçüncüsü tedavidir demiştik.
Ruhlarla konuşmak isteniyorsa, sun’î uyku halinin birinci safhası ekseriya bu maksada elverişli olabilir. Hipnoz^ denilen sun’î uykunun Şarm halinde süje, operatörün her an idaresinde bulunabildiği ve serbestçe konuşabildiği için bu devre, ruhlarla muhaberede
en emin bir vasıta olabilir. Bu üstünlüklerine bakılarak ruhlarla
muhaberede ekseriya süje bu devrede tutulur. Bazan süje kendiliğinden bu devreyi atlayıp Somnambül haline girebilir. Somnambül
hali de İspiritimza celselerinde çok iyi karşılanan bir devredir. Somnambül halinde perisperi seyyaliyet kesbettiğinden Klervayyans,
Dedubluman, Apor, Ekminezi ilâh gibi hâdiseler vâzıh ve faydalı şekilde elde edilebilir. Somnambül halinde bulunan süjeler meselâ
gaipten, istikbalden haber verme, uzak mesafelerde vukua gelen hâdiseleri görme ve işitme gibi olayları diğer safhalardan daha iyi ve
net olarak tesbit edebilir. Bu devrenin diğer devrelerle olan farkları
yukarıda verilen mukayeseli cetvelden daha iyi anlaşılacaktır.
Yukarıda saydığımız hâdiseleri Şarm halinde de elde etmek
mümkün ise de bu devre, sun’î uykunun en hafif safhası olduğu gibi,
irade ve şuuraltı faaliyetlerin henüz faal bulunabileceği bir devre
üduğundan hâdiseleri Somnambül safhasındaki kadar muvaffakiyetle elde edebilmek güçtür. Şarm halinde bulunan bir süje gözleri
kapalı sâkin ve hareketsiz bir durumda, âdeta normal bir uyku içinde gibidir. Somnambülde ise süje sanki hiç uyumıyan bir insan gibidir. Gözler ekseriya yarı açıktır. Fakat bu açık gözlerle görmek
mümkün değildir. Süje karşısında bulunan şeyleri gözleriyle görmez. Meselâ o anda bitişik odadaki hâdiseleri, kalın duvara rağmen
mükemmelen görebildiği halde burnunun ucundaki hâdiselere karşı
âdeta kayıtsız kalır. Şarmda bulunan süjenin tersine olarak Somnambül halinde kalkıp gezebilir. Dikkate değen nokta şudur: Gözler, normal halde görmemesine rağmen, karışık yollarda hiç sendelemeden ve düşmeden, bir şeye çarpmadan yürüyebilir. Telkin edilen
yahut süjenin maksat ve gayesine göre tahakkuku gereken işe doğru
hamlesini yapar, vazifesini mükemmelen başarır. 1 inci ve 2 inci
safhalar telkine müsait olduğu için o devrede tecrübenin mahiyetine göre mühim ruhî hâdiseler elde edilebilir demiştik. Ayni devreler tedavi maksadiyle yapılacak telkinlere de çok iyi cevap verirler.
Meselâ ahlâkan düşük bir insana faziletli olması telkin edilerek onu
eski kötü huylarından mühim bir nisbette kurtarmak mümkündür.
Keza tenbel bir insanı çalışkan, hırsızı namuslu yapmak kabildir.
Bazı ruhî hastalıklarda da çok mühim faydalar, salâh ve şifa temiedildiği Charcot, Bermheim, Okhorowitz, Lombroso vesair birçoktanınmış hekimler tarafmdan kabul ve tatbik edilmiştir. Sun’î uykunun Katalepsi ve Letarji devreleri ancak hekimler tarafmdan
kontrol altında yapılmak şartiyle elde edilmelidir. Bu devrenin Demonstratif mahiyette kıymeti vardır. Ve telkinlerin, Hipnotizmanm,
Manyetizmanın sıhhatini tasdik ettirmek ve isbat etmek için bu kadar derin bir uykuya, o da müstesna hallerde ihtiyaç hissedilir. Sun’î
uykunun safhaları arasındaki münasebetleri ve bunları birbirinden
ayıran hususiyetleri şu tablo ile tesbit etmek mümkündür.
---------- Post added 29.12.19 at 22:39 ----------
— Ruhî infisal —
Süje çok sessiz bir odada, rahat bir şekilde oturtulur veya yarım uzanmış bir halde veyahut tamamen yatakta yatar gibi yatırılır. Bu esnada hiç bir gürültünün olmaması lâzımdır. Işıklar kısılır.
Hattâ söndürülebilir de.. Tecrübede müşahitlerin çok olmaması üç,
beş kişiden fazla bulunmaması münasiptir. Süjeye daha önceden
bu usulün hiç bir tehlikesi, zararı olmadığı; yapılacak şeyin sadece
istirahat halinde bulunan bir kimse ile yapılan bir muhavereden
ibaret bulunduğu anlatılır.
Müşahitler süjeden en az birkaç metre uzakta, meselâ odanın
mukabil tarafında bulundurulur. Süjenin gözleri bir bağ ile kapanırsa — ki biz tecrübelerimizde bunun daha faydalı ve uygun olduğunu gördük— daha iyidir. Süjeye «izolman yapınız!» dendiği zaman kafasından bütün düşünceleri, bütün hatıra ve meşguliyetleri
silmesi ve hiç bir şey düşünmemesi tenbih olunur. Bunun için kendisini meselâ semâda boşluklar içinde bir bulut imiş yahut Okyanuslar ortasında bir kaya üzerinde yahut da sonsuz sahralarda çöl
ortasında yapayalnız farz ve tahayyül etmesi kâfidir.
Böylece sessizlik içinde birkaç dakika beklenir. Sonra süjeye
— seviye ve görgüsüne göre— meselâ «bardak!» diye hitap edilir.
Bu, bardak kelimesi süjede ya bir hayal uyandıracak ve böylece
şahıs, kapalı olan gözlerinin önünde bir bardak gölgesi, hayali belirdiğini söyliyecek. Yahut böyle bir hayal görülmiyecektir. Bazan
da bardak dendiği halde meselâ kaşık görülecektir. Şayet hiç bir şey
görmediyse, «kalem, çatal... ilh» gibi birçok eşya isimleri söylenir..
Hiç birisini görmezse tecrübeden vazgeçilir. Çünkü süje bu işe elverişli değildir. Şayet söylenen şeyi, veyahut meselâ «kalem» dendiği halde «tabak» veya «kayık» gören şahsa bu gördüğü şeyi tarif
etmesi söylenir. Farzedelim ki «kalem» dediğimiz halde o, «kayık»
gördü. Bu takdirde sorulur:
— «Bu kayık nerededir?» O, «denizde» veya «gölde», «sahilde»,
«ortada» şeklinde cevap verecektir. Suallere devam edilir:
— «Sahilde olan bu kayık boş mudur? Bilfarz şöyle bir cevaplaı
muhabere dvam eder:
— Evet boş! yahut, hayır içinde iki insan var.— Peki, bu insanlar hangi cinsten? Kadın mı, erkek mi?
— Birisi erkek, birisi çocuk.
— Giyinmiş bir haldeler mi? Yoksa mayo ile filân mı duruyorlar?
— Giyinmiş... Adamın üstünde hâki renkli bir perdesü var.
Başı açık...
— Bu adam kaç yaşlarında, esmer mi, sarışın mı? ilh...
Böylece arada bir muhavere başlar. Bu sırada operatör medyoma:
— Şimdi tekrar izolman yapınız! der. Hayaller kaybolur. Operatör:
— Şimdi karşınızda bir balon var. Hani paraşüt gibi. Eskiden
onunla insanlar havaya uçarlardı işte öyle bir balon... görüyor musunuz.
— Evet. Bir balon görüyorum. Boş bir balon...
— Bu balona yaklaşınız ve içine giriniz!
— İçine girdim.
— Şimdi yükseliyorsunuz! Balon^ semaya doğru yükseliyor. Siz
de içindesiniz. Birlikte yükseliyorsunuz... Yükseliyorsunuz değil
mi?
— Eevt.. yükseliyorum. Kendimde bir hafiflik duyuyorum.
— Hiç durmadan mütemadiyen yükseliniz... yükseliniz... hep
yükseliyorsunuz... Yükseldiğinizi hissediyorsunuz... Sür’atiniz nasıl?
Etrafınızda ne görüyorsunuz?...
Böylece medyom evvelâ bir karanlık içinde yükseldiğini,
sonra yavaş yavaş bu karanlığın azaldığını, etrafın, kırmızı, sarı,
yeşil, mavi renkler aldığını söyler. Bunları sıra ile geçmesi ve daha
yukarılara çıkması söylenir. Ve bu aydınlık içinde bir hayal görüp
görmediği sorulur. Bazan gelip geçici hayaller, bazan bir tanıdık
sima ve meselâ evvelce ölmüş olan anne, baba vesaire görülür.
Bunlar görüldüğü zaman ekseriya medyomlar ağlarlar. Bu takdirde medyom teskin olunur. Ve kendisine ağlanacak bir şey olmadığı, bilâkis insanın evvelce kaybettiği birisiyle tekrar buluşmasının memnunluk verici bir şey olması lâzım geldiği söylenir. Şayet
bu görülen yabancı biri ise, ismi sorulur. Kim olduğu, medyomla ne
için görüşmeğe geldiği, maksadının ne olduğu, bulunduğu âlemde
nasıl vakit geçirdiği, mesut olup olmadığı, ilh... sorulur. Kendisi şayet
ıztırap çekiyorsa Tanrıdan af dilemesi ve celsede bulunanların kendisinin bağışlanması için samimiyetle ve kalpten dua ettikleri söylenir.
Ekseriya bu iyi temenniler görülen hayal üzerinde çok iyi bir tesiryaratır. Ve derhal memnun olduğunu, teşekkürlerini ifade ettiğini
medyoma söyler. Yükselme esnasında sık sık medyomun ahvali tetkik olunmalıdır. Meselâ «yükseliyor musunuz» sualine «evet yükseliyorum» cevabını aldıktan sonra «siz kendinizi nasıl hissediyorsunuz?.. Rahat mısınız?» şeklinde sorulmalı... Medyom rahat olduğunu söylemezse veya «iyi göremiyor., üşüyorum... gözlerim kamaştı...» şeklinde cevap verirse medyomu daha çok yukarı çıkarmak
tan vazgeçmeli veya biraz bulunduğu sahada durması, orada ufkî
olarak dolaşması söylenir. Yine rahatsızlık hissediyorsa biraz daha
aşağı indirmeli. Tecrübelerde lüzumsuz acele ve kaprislere kapılmak
doğru değildir. Her vakit tedriçle hareket olunması unutulmamalıdır. Bu tecrübelerde medyumların ilk celselerde bir hayal görmemesi ümitsizliğe düşmeğe sebep olamaz. Birkaç tecrübe sonra muvaffakiyet görülebilir. Onun için sabır ve teenni ile haftada iki üç
defa aynı tecrübe tekrarlanmalıdır. Bu çalışmalar sonunda, çok
defa aynı isimle görülen hayal faydalı bilgiler vermeğe başlar. Yalnız Spiritizma celselerini falcılık veya maddî menfaat vasıtası yapmamaya dikkat olunmalıdır. Maalesef bu tecrübelere kalkan şahısların hemen büyük bir kısmı bu ciheti ihmal ederek bilâkis falcılığa kalkarlar. Meselâ «Tayyare piyangosu hangi numaraya isabet
edecek.» veya «Şu işimden kaç para alacağım.» diye sorarlar. Mukadderat bahislerile sıkı münasebeti olan bu meseleleri uzun uzun
izah etmek yerinde olurdu. Fakat başlı başına bir fasıl teşkil eden
bu konu kitabımızın hacmini çok kabartacağı için üzülerek zikrinden vazgeçtik. Maamafih şu kadar söyliyelim ki mukadderatı değiştirebilmek ancak istisnaî şartlarla ve belki büyük fedakârlıklar pahasına mümkün olabilir. O da her zaman değil. Mukadderatta mühim bir rol oynıyamıyacak meselelerin zikrinde beis yoktur. Netekim
bazı îspiritik celselerde meselâ filân zatın filân gün filân saatte öleceği veya falan hâdisenin falan zamanda cereyan edeceği söylenebilir. Bu sebepten dolayı celselerde istikbale ait hâdiselerden ziyade
maziye ait hâdiseler tesbit edilir. İspiritizma kitaplarında ve mecmualarında böyle istikbale ait tahakkuk etmiş olaylar eksik değildir. Bunlardan birisi’ Mari Antuanet’in hikâyesidir. İstikbale ait
ve vesikalarla zaptedilmiş böyle hâdiseler yanında büyük bir ekseriyeti maziye ait olanlar teşkil ediyor. Maziye ait olan hâdiselerin— -ekseriya — mukadderata müessir olamıyacağı düşünülürse tabiî
sayılmalıdır. Yalnız mazideki hâdiselerin tevatüren şayi olabilmesi,
meselâ habersizce şuuraltında kalmış olması, hâdiselerin kâinatta
vibrasyonlar halinde ebediyen devam edebileceği nazariyeleriyüe
itiraza uğrarsa da bu itirazlarla izah edilemiyecek vekayi, sayılamıyacak kadar çoktur. Bunlardan birisi ilmi bir heyet tarafından
yapılan şu tecrübedir:
Aralarında telgrafla anlaşarak aynı gün ve saatte Londra, Paris
ve Varşovada bir Spiritizma celsesi aktolunuyor. Daha önce medyomlar tayin edilmemiş ve yapılacak celsenin maksat ve gayesi
de tesbit edilmemişti. Yalnız anlaşma, bir ruhtan alınacak tebliğin
aynı zamanda bu üç ayrı şehirdeki celselerde yazının ilk parçası
Londra, diğer kısmı Pariste ve sonu da Varşovada yazdırılması üzerine idi.
Tecrübede fikir intikali böylece tamamen bertaraf ediliyordu.
Kapalı zarflardaki sualler önce açılıp lâalettayin bir medyomla ruhtan tebligat alınacaktı. Bu yapıldı. Bilâhare yazının başı, ortası ve
sonu birleştirildi ve cümle ancak bu suretle tamamlandı. Bu cümlede ne medyomun, ne operatörlerin hiç birisinin şahıslariyle ilgisi
olmıyan, aynı zamanda şuuraltı hikâyesi ile münasebeti bulunmıyan bir ifade olduğu hayretle görüldü.
Sun’î uyku yoliyle yapılan tecrübelerden sonra uyumadan
(ayık) halde yapılan tecrübeleri gözden geçireceğiz. Bu şekilde yapılan tecrübeler hemen birçok yerlerde tatbik edilen «masa ile, fincanla ruh çağırmak, yazı yazdırmak suretiyle muhabereye geçmek...» ilâh, gibi denemelerden daha müteammim bir şekildir. Masa ve fincan tecrübeleri çok iptidaî ve tavsiye edilmeye değmiyecek
bir usuldür. Yazı yazmak bunlara nazaran hem kolay hem de çok
basit ve elverişlidir. Kalemle yazı yazmağa hazırlanmış bir insan
gibi medyomun eline kalem verip beklemekten ibaret bir usul...
İlk zamanlar daireler ve çizgilerden ibaret olan bu yazılar nihayet
—bazan üç beş tecrübeden sonra— yazı karakterini alır. Ve mükemmel bir yazı yazılır. Bu şekilde yazıya alışmış medyumlar tecrübeler ilerledikçe o kadar sür’atle yazarlar ki hiç bir stenoğraf ve
sür’atli yazı yazan, bunları tamamiyle zaptedemiyecek bir hale gelir. Bu takdirde yazı da okunmaz bir hale gelir. Böyle medyomları
yazı yazarken söyletmeğe de alıştırılırsa bir müddet sonra âdeta
karşılıklı mübahase yapan iki şahıs gibi celsede medyom ve operatör konuşurlar. Kalem tecrübesinde medyumda nâdiren belli belirsiz bir degajman hâli bulunur. Ekseriya normal bir durumdadır.Onun için bu gibi tecrübeler Spiritizmaya inanmıyanları ikna edecek bir delil olamıyor. Yalnız tebliğlerin medyomun hüviyeti, şahsiyeti, İlmî kudreti üstünde bir mahiyet göstermesi, velhasıl kendisinin ne şuurundan, ne de şuuraltından gelebilecek mahiyette olmayışiyle hakikî bir tebliğ olduğunu isbat eder.
Uykuya varılmadn yapılan tecrübeler arasında, içinde biraz su
bulunan bardağa baktırmak, tırnağa bir parça çini mürekkebi ve
bunun üzerine bir damla zeytinyağı damlatıp baktırmak, boş beyaz
bir tabağa baktırmak... ilâh usuller sayılabilir. Bütün bu usullerde
dikkat ve iradenin bir noktaya teksifi yani izolman yapmak —
Hipnotizma— suretiyle muvaffak olunduğu şüphesizdir. Bardak
veya tırnaktaki mürekkebe bakanlar ekseriya genç çocuk ve kızlardır. Bir müddet buraya baktıktan sonra orada bir şahıs görüleceği süjeye telkin olunur. Kısa bir zaman sonra hakikaten bir hayal
görünür. Ona hitap etmesi, falan veya filân şeyi sorması süjeye söylenir. Böylece muhabereye girişilmiş olur.Ruhlarla nasıl konuşulur bahsimizde yazdığımız cetvelde hangi
yollarla muhabere edileceği gösterilmiştir. Bu bahsimizde bunların ancak en mühim birkaçınm izahı yapılmış oldu. Her birisi hakkında
tafsilât vermek maalesef mümkün olamadı. Belki daha ileride onları da okuyucularımıza takdime imkân ve fırsat buluruz.
Bu yazdıklarımız ve bir kısmı hakkında peh muhtasar malûmat verebildiğimiz Manyetizma, Hipnotizma ve Ruhî infisal yollariyle sun’î uyku temini yukarıda belirttiğimiz gibi yalnız ruhlarla
görüşme vasıtası olarak kullanılmaz. Bazan İlmî tecrübelerde de
müracaat edilebilecek vasıtalar olabilir. Bu tecrübeler Ekminezi,
Klervayyans vesaire gibi enteresan hâdiselerdir. Bu tecrübeler
hakkında daha ileride «Telepati, Klervayyans, Opsesyon bahsimize
müracaat» tafsilât verileceğinden burada fazla söz söylemeyi uygun
bulmadık. Yalnız bu bahsimizi bitirmek için Manyetizma ve Hipnotizmanın tedavi maksadiyle tatbik edilmesinin faydalarına temas
edelim:
Birçok okuyucular Hipnotizma, Manyetizma, Spiritizmanın ne
gibi faydaları olabileceğini düşünmezler bile.. Hattâ bazıları bunun
bir ilim olması keyfiyetini aslâ kabul etmemeğe kalkarlar. Böyle
düşünenleri kendi kanatlerinde serbest bırakalım. İlim adına birçok kimselerin tarihten önce yaşamış insanların dillerini öğrenmeye kalkmaları, kimisinin yıldızlarda görülen lekelerin neye delâlet
ettiğini aramaları, böylece bütün bir ömür boyunca didinmeleri
hep insandaki «öğrenme hırsı» m tatmin için sarfettiği gayretlerdeğil midir?... Bu gayret bazılarının bütün servetini, bazılarının
hayatını alıp götürüyor. Fakat buna rağmen didinme artan bir hızla devam edip duruyor. İnsanların kaçınılmaz bir âkıbet olan ölüm
ve ötesi hakkındaki düşünceleri, ölümden sonra yaşamanın devam
edip etmiyeceğini öğrenmek hususunda sarfettiği gayret boşuna olmasa gerek. İnsanın beden yapısının pek karışık oluşu belki bu araştırmalarda birçok güçlükler doğuruyor. Amma insanın «öğrenme
hırsını» hiç bir şey yenemiyor. Bazılarmın yakaladıkları ipuçları
yabana atılır şeyler değildir. Bunlar felsefe, din ve ilim görüşleriyle
karşılaştırıldığı zaman, hiç de onlardan aşağı kalmadığı görülür.
Çünkü onun da derin bir felsefesi var. Onun da ilim gibi tecrübe
yolları, metodları var. Bu tecrübelerin verdiği yüz güldürücü neticeler, kıskanç gözlerde ne mâna taşırsa taşısın ona inananlarda derin bir kalp huzuru yaratıyor. Öğrenme hırsının tatmini bakımından da, diğer ilim şubelerinden aşağı kalmadığına, bizzat bu tecrübeleri yapanlar inanıyorlar. Hipnotizma, Manyetizma, Spiritizma
tecrübeleri hem tecrübe yapan operatöre, hem de medyoma şu faydaları sağlıyabiliyor:
1 — Bunlara müteallik hakikatleri tahkik, onların şümul derecesini tayin için zihnî faaliyetleri arttırıyor. İçtimaî, tıbbî, ahlâkî,
ruhî birtakım mevzularla insanın umumî kütlürünü çoğaltıyor.
2 — Dikkat, hafıza, irade, muhakeme vesair ruhî melekeleri genişletiyor. Bunların mahiyeti hakkında yeni duyuşlara, düşüncelere sahip kılıyor. Bu melekelerin hangi yollarla inkişaf ettirilebileceğini öğretiyor.
3 — Bizzat ruh melekeleriyle yakinî, samimî (Entim) münasebetler tesisini ve bunlar üzerinde işliyebilmek kabiliyet ve iktidarını
bahşediyor.
4 — Ruhî melekelerin birçoklarınca meçhul taraflarını gözönüne koyuyor. Şuuraltı dehâsının, dimağ faaliyetlerinin sonluzluğunu
belirtiyor.
5 — Bazı zayıf ve ürkek karakterlerde, destekleyici rol oynuyor. Böylece karar verme, sebat, ısrar, nefse itimat, itidal gibi meziyetleri kazandırıyor.
6 — Operatörlerde başkası üzerine nüfuz, tesir kabiliyeti yaratıyor. Söz söylemek, ikna kudreti, intikal sür’ati, hâdiseleri tahlil
gibi bir sürü meziyetleri ya geliştiriyor veya yeniden doğuruyor.
7 — Hiç bir din ve akidenin yapamadığı şekilde Tanrı sevgisi,
şefkat, merhamet hissi, insanları saymayı öğretiyor, faziletli olmayı Allah korkusundan. Cehennem azabından ziyade kendi refah ve
İstikbalinin bir garantisi olarak kabul etmeyi temin ediyor.betini bizzat çizmek ve tâyin etmek insiyakmı kazandırıyor.
9 — Felsefe ve dinlerin mukayeseli tahlillerini öğretiyor.
10 — Manyetizma ve Hipnotizmanın tıbbî kullanılış yollarını
ve dolayısile insan ıztırabım azaltmak veya kaldırmak hususundaki
imkânları sağlıyor.
Bu kadar değişik ve çok faydaları hangi ilim ve marifet şubesinin temin edebildiğini sormak yerinde olur. Fakat maksat münakaaş değil. Buraya kadar yazılanlarla bunun faydaları kısmen belirtilmiş oldu. Şimdi bu bahsin son iki kısmı yani Manyetizma ve
Hipnotizmanın tıp bakımından faydası ve kullanılış yerlerini ve
son olarak da sun’î uykulardan uyandırmak için yapılacak manevraları yazalım:
Bazı kimselerde görülebilen, seciye ve ahlâk düşkünlükleri,
tıbbî bazı rahatsızlıklar ve anormalliklerde tıbbın âciz kaldığını
biliyoruz. Hiç olmazsa şimdilik bunları tedavi edecek bir serom
veya tablet ortaya konmamıştır. Kimisi İçtimaî, kimisi adlî, kimisi
tıbbî birer yara olan bu gibi olaylar karşısında beşeriyetin kolu
bağlı kalmasını elbette kimse istemez. Mademki ilim kollarının insan yapısından ve onun bozukluklarından en çok mes’ul sayılan tıp
bu dertlere çare bulamıyor. O halde Hipnotizma, Manyetizma ve
Spiritizma bu boşluğu niçin doldurmasın? İlimde inhisar zihniyeti
ve kıskançlığı korkulacak bir gerilik sayılmalıdır. Onun için bugün bu beden yapısı mimarlığı (yani tıp), kollarını ister istemez
Hipnotizma, Manyetizmaya uzatacaktır ve hattâ uzatmıştır bile...
Aşağıda sıraladığımız maddeler şöylece aklımıza geliverenlerdir. Bunları daha şümullü bir hadde vardırmak mümkündür. Maamafih biz kitabın hacmiyle bu kadarcık mevzuu yetimsiyeceğinizi
umduk. Tedavi ve ıslah edilebilecek beden yapısı ve zihin bozuklukları şu gruplarda mütalâa edilebilir:
1 — Tütün, alkol, uyuşturucu maddeler (morfin, kokain, heroin
vesair gibi) alıkşkanlıkları.
2 — Kumar, hırsızlık (kleptomani), katil, cinsî dalâletler.
3 — Tembellik, kin, hiddet, cesaretsizlik, hafıza, irade, dikkat
zayıflıkları.
4 — Hallüsinasyon, illüzyon, fobiler, idefiks, malihülya (melânkoli).
5 — Histeri, nevrasteni, sar’a.
6 — Maddî ve mânevî ıztıraplar, bazı nevi felçler.
Bunlar adlî, tıbbî, İçtimaî, ahlâkî mevzularla sıkı sıkıya müna-sebetli hallerdir. Ve hemen yüzde mühim bir ekseriyette bir veya
birkaçı bulunabilir. Bunlardan kurtulmak için çaresizlik içinde çırpman nice zavallıları hepiniz tanırsınız. Hele yetişme çağında bulunuyorlarsa cemiyet onlara nasıl el uzatıp kurtarmadan içi rahat
yaşıyabilir? O halde bu mevzular cemiyet, vatan ölçüsünde birer
meseledirler ki bunların, bu yaraların burada deşilmesile ve giderilmesine önayak olucu vasıtaları yazmakla kudsî bir vazifeyi ifa
etmek yolunda hayırlı bir adım atmış sayılırz.
Altı madeye sığdırmaya çalıştığımız bu yaraların unulması
için elimizde Manyetizma ve Hipnotizma gibi vasıtalar vardır. Bu
illetlerle malûl olan zavallıyı bu vasıtaları kullanarak yurda hayırlı
bir fert haline sokmak mümkündür.
İnsanların bir kısmı manyetik uykuya müsaittir. Yani manyetizma yapılmak suretiyle sun’î uykuya girebilir.
Yukarıda söylediğimiz usuller tatbik edilmek suretiyle tecrübe yapılırsa şahsın manyetik bir süje olup olmadığı anlaşılır. Bu
usullerden her hangi birisi işe elverişlidir. Maamafih şahsın bu kabiliyeti olup olmadığı şu basit tecrübe ile de tâyin edilebilir.
Tecrübe yapılacak şahsı, ayakları birbirine bitişmiş — yani hazırol vaziyette— ve ayak parmakları birbirine temas eder bir halde ayakta durdurulur. Gözleri yumdurulur. Operatör onun arkasına geçer ve her iki elini süjenin omuzlarına, kürek kemikleri üzerine dayar. Beş on dakika böyle geçer. Sonra ellerini yavaş yavaş
geriye doğru çeker. Eğer şahıs arkaya doğru şiddetle çekildiğini
söyler, sendeler veya geriye devrilirse şahıs manyetik bir süjedir.
Şayet bunlar vukua gelmezse kendisinde manyetik uykuya kabiliyet ya yoktur yahut pek azdır. Manyetik usullerle uyutmak bazan
bir tecrübe ile elde edilemez. Fakat birkaç tecrüb© sonra muvaffakiyet hâsıl olur. Onun için ilk tecrübelerin menfi netice vermesi
operatörü ümitsizliğe düşürmemelidir. Şayet birkaç tecrübede bu
muvaffakiyetsizlik tekerrür ederse o halde süjeye Hipnotizma usullerini tatbik ederek tecrübeyi yenilemeli. Hattâ bu da olmazsa karma usulü tatbik etmelidir. Her hangi usulle olursa olsun süje uyudu mu onu sun’î uykunun ilk safhasında tutmak ekseriya maksada
uygun gelir. Böyle, Şarm haline girmiş şahsa her gün telkinler yapılır. Bu yapılan telkin tatlı bir sesle ve süjeyi ikna etmek suretiyle
yapılır. Her telkinden sonra yapılan telkin süjeye tekrarlatılır. Meselâ tütün tiryakisi birisini bu huyundan vazgeçireceğiz. îlk tecrübede hemen tütünün fenalığından, onu bırakması lâzımgeldiğinden
bahsedersek şahsın itirazını mucip olabiliriz. Onun için tedricen
hareket etmeğe, hiç usanmadan yavaş yavaş şahsın iradesine hâkim
olmaya çalışılır. Sonra onun fenalığı ve vücuda yaptığı zararlar.meselâ kendisini çok öksürttüğü, arasıra kalbinin ağrımasına sebep
olduğu, iştahsız bıraktığı söylenir. Böylece sigaradan nefret ettiği
telkin edilir. Ve süjeye «evet nefret ediyorum.» şeklinde itiraf ettirilir. Bu itirafı birkaç celsede aldıktan sonra «Artık kafiyen sigara
içmiyeceğim.» yollu teminat da almak lâzımdır.
Bu basit görülen tecrübenin şaşılacak kadar iyi bir sonuçla bittiği çok defa görülmüştür. Aynı usulleri kumar, hırsızlık vak’alarında, histeri, nevrasteni vak’alarında maddî ve mânevi ıstıraplarda da muvaffakiyetle tatbik etmek kabildir. Böyle tedavi edilmiş
vak’alar tecribî ruhiyat lâboratuvarlarınm alelâde vak’aları mahiyetindedir. Yalnız bu tedavilerde münhasıran hipnotik ve manyetik
yollardan yapılan sun’î uyku ile muvaffak olmak imkânı vardır.
Yalnız başına yapılacak telkinlerin veya Hipnotizma ve Manyetizmadan başka usuller elverişli değildir. Bir de Ruhî infisal yolu da
tecrübe edilebilir.
kaynak:İshak L.Kuday - Spiritualizm (Ruh Alemi)