Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 18.03.20, 16:28
Sugarman Sugarman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 17.08.19
Bulunduğu yer: Bilinmeyen bir yerde
Mesajlar: 531
Forum Puanı: 2610
Etiketlendiği Mesaj: 19 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Zikir bir insanın dünyada yapabileceği, en yararlı çalışma türüdür.

ZİKİR, bize göre, bir insanın dünyada yapabileceği, en yararlı çalışma türüdür.

ZİKİR, her ne kadar “Allâh’ı anma” diye tercüme edilirse de, böyle bir ifade son derece yetersizdir.

1. ZİKİR, beyinde tekrar edilen kelimenin mânâsı istikametinde, beyin kapasitesini arttırır.

2. ZİKİR, beyinden üretilen ışınsal enerjinin RUH’a, yani bir tür holografik ışınsal bedene yüklenmesini ve böylece ölüm ötesi yaşamda güçlü bir RUH’a sahip olunmasını sağlar[1].

3. ZİKİR, tekrar edilen mânâlar istikametinde beyinde anlayış, idrak ve o mânâların hazmedilmesi gibi özellikleri geliştirir.

4. ZİKİR, Allâh’a yakîn sağlar.

5. ZİKİR, ilâhî mânâlar ile tahakkuku temin eder.

İşte, birkaçını saydığımız bu özellikler dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’de, “ZİKİR” son derece övülen bir çalışma olarak belirtilmiş ve bu konuda ZİKRE önem vermeyenler şiddetle uyarılmışlardır:

“Kim (dünyevî-dışa dönük şeylerle) Rahmân’ın zikrinden (Allâh Esmâ’sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan) âmâ (kör) olursa, ona bir şeytan (vehim, kendini yalnızca beden kabulü ve beden zevkleri için yaşama fikri) takdir ederiz; bu (kabulleniş), onun (yeni) kişiliği olur! Muhakkak ki bunlar onları (hakikate erme) yolundan alıkoyarlar da, onlar hâlâ kendilerinin doğru yolda olduklarını zannederler!” (43.Zuhruf: 36-37)

“Şeytan (yalnızca beden olma fikri) onlara yerleşti de, onlara Allâh’ın zikrini (hatırlatılan hakikatlerini, bedeni terk edip Allâh Esmâ’sıyla var olmuş yapılarıyla {şuur} sonsuza dek yaşayacaklarını) unutturdu! İşte onlar Hizbüş Şeytan’dır (şeytanî fikir yandaşları - kendini yalnızca beden sananlar)... Dikkat edin, muhakkak ki Hizbüş Şeytan (kendini yalnızca beden sananlar) hüsrana uğrayanların ta kendileridir!” (58.Mücâdele: 19)

“Ey iman edenler! Allâh’ı çok zikredin!” (33.Ahzâb: 41)

“Kim zikrimden (hatırlattığım hakikatinden) yüz çevirir ise, muhakkak ki onun için (beden-bilinç kayıtlarıyla) çok sınırlı yaşam alanı vardır ve onu kıyamet sürecinde kör olarak haşrederiz.” (20.Tâhâ: 124)

“O hâlde beni zikredin (anın-düşünün) ki sizi zikredeyim...” (2.Bakara: 152)

“Kullarım sana BEN’den sorarlarsa, şüphesiz ki ben Kariyb’im (anlayış sınırı kadar yakın!) (“şahdamarından yakınım” âyetini hatırlayalım)... Yönelip isteyene (dua) icabet ederim...” (2.Bakara: 186)

“... Elbette ki Allâh zikri (hatırlanışı) Ekber’dir (Ekberiyeti hissettirir)!..” (29.Ankebût: 45)

ZİKİR’in insana ne kadar büyük yararları olduğuna bakın Hazreti Rasûl AleyhisSelâm nasıl işaret ediyor... İşte “Allâh katında çalışmaların en sevimlisi hangisidir?” sorusuna cevabı: “Dilin, Allâh’ı zikretmeye devam ettiği hâlde ölmendir!”

“Size çalışmalarınızın en hayırlısını, Allâh indînde en temiz olanını, derecelerinizi en fazla yükseltenini ve sizin için altın ve gümüş infak etmekten, düşmanlarınızla savaş meydanında karşılaşıp boyun vurmanızdan ve onların sizin boyunlarınızı Allâh yolunda vurmalarından daha hayırlı bir çalışmadan haber vereyim mi? İşte o Allâh’ı ZİKRETMEKTİR.”

“Allâh’ın azabından, Allâh’ı ZİKRETMEKTEN daha fazla hiçbir şey kurtaramaz.”

“Allâh katında kıyamet gününde kulların hangisinin derecesi daha faziletlidir?” sorusuna şu cevabı verdi:

— Allâh’ı çok ZİKREDENLER...

Soruldu ki, “Ya Allâh yolunda cihad eden gazininki?..”

Buyuruldu:

— Kâfirler ve müşrikler içerisinde kılıcı ile kırılıncaya kadar ve kana bulanıncaya kadar savaşsa da, şüphesiz ki, Allâh’ı çok zikredenlerin derecesi, ondan daha faziletli olur.

“...Kul, şeytandan ANCAK, Allâh’ı ZİKRETMEKLE korunur!”

“Sahip olduklarınızın en faziletlisi, Allâh’ı zikreden dil, şükreden kalp, imanında yardımcı olan eştir.”

“Allâh’ı ZİKREDEN ile etmeyenin benzeri, diri ile ölü gibidir!..”

“Allâh’ı o kadar çok zikredin ki insanlar size, deli mi bu desin!..”

“Münafıkların size ‘gösteriş için yapıyorsunuz’ diyecekleri kadar çok Allâh’ı zikrediniz...”

“Müferridûn geçti!.. Buyruğuna soruldu, kimdir müferridûn diye... Allâh’ı çokça zikretmeye düşkün olanlardır. Zikir, onların ağırlıklarını hafifletir. Böylece kıyamet günü de hafif olarak gelirler.”

“ŞEYTAN, ağzını ‘Âdemoğlu’nun kalbine koymuştur. O Allâh’ı zikrettikçe şeytan çekilir... Gaflete düşüp zikri bırakınca kalbini yutar!..” Bu hâdis-i şerîf teşbih yani benzetme yollu bir anlatımdır... Kişi Allâh’ı zikrettikçe, cinler ondan uzak dururlar ve ona vesvese vererek düşüncelerini bulandıramazlar; ama zikir terk edilince, cinler onun beynini istedikleri gibi etkileyerek hüküm altına alır, mânâsındadır.

“Allâh’ın bir kula verdiği en faziletli şey, ona ZİKRİNİ ilham etmesidir.”

“Hiçbir sadaka Allâh’ı zikretmekten daha faziletli değildir.”

“Cennetlikler hiçbir şeye üzülmezler, dünyada iken ZİKİRsiz geçen anları hariç!”

“Kim Allâh’ı çok zikretmezse imandan uzaklaşır.”

“İnsan, üzerinden geçip de, içinde Allâh’ı zikretmediği her an dolayısıyla kıyamette büyük pişmanlık duyar.”

“Herhangi bir topluluk, bir mecliste toplanır, Allâh’ı zikretmeden dağılırlarsa, bu meclis kıyamet gününde kendileri için bir pişmanlık olur!”

“Kim Allâh’ı çok ZİKREDERSE, münafıklıktan uzak olur!..”

İşte bunlar gibi daha pek çok Rasûlullâh AleyhisSelâm hadîs-î şerîfi bize ZİKİR konusunda büyük uyarıda bulunmaktadır.

ÖZEL VE GENEL ZİKİRLER


ZİKİR birkaç çeşittir ve öncelikle ikiye ayrılır:

1. Genel zikir

a. Ruhaniyet zikri

b. Özel gayeye yönelik zikir

2. Özel zikir

a. Özel gayeye yönelik zikirler

b. Kişiye özel zikirler



Demiştik ki, belirli kelimelerin veya kelime gruplarının beyinde tekrarının adıdır ZİKİR...

Yapılan her zikirde, ne kelime olursa olsun, beyinde belirli bir frekansta dalga boyu üretilerek, beynin görev dışı olan hücreleri, o frekansla programlanır.

Şayet CİNNÎ ilhamla gelmiş bir kelime ya da Budistlerin meşhur “om” kelimesi gibi bir zikir yapılırsa; kişinin beyninde o istikamette bir gelişme sağlanır ve insan farkında olmadan CİNLER ile rezonansa girerek birtakım ilhamlar almaya başlar ve bunun sonunda, verilen ilhamlara göre, kendini UZAYLI, EVLİYA, MEHDİ NEBİveya ALLÂH olarak görüp; çeşitli mantıksal bütünlükten uzak fikirler içinde heba eder...

Buna karşılık bir de İslâmî kaynaklarca öğretilen GENEL ZİKİRLER vardır ki; bunlar tamamıyla, kişinin Ruh gücünün artmasına ve Rabbine yaklaşmasına vesile olur…

Bu GENEL ZİKİRLER’e hemen bir iki misal verelim...

“SubhanAllâhi ve bihamdihi”

“SubhanAllâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illAllâhu vAllâhu ekber”

“Lâ ilâhe illAllâhu vahdehû lâ şeriyke leh”

“Lâ ilâhe illAllâhul melikül hakkul mubiyn”

“Subbûhun Kuddûsun Rabbul melâiketi ver Rûh”

Bir de GENEL ZİKİR sınıflaması içinde yer alan “Özel gayeye yönelik” zikirler vardır; ilim talebine yönelik, kusurunu itirafa ve bağışlanmaya yönelik zikirler gibi... Hemen bunlara da örnek verelim:

“Rabbi zidniy ilmâ”

“Lâ ilâhe illâ ente subhaneke inniy küntü minez zâlimiyn”

“Rabbic’alniy mukıymes Salâti ve min zürriyyetiy”

ÖZEL ZİKİR, esas olarak kişinin durumunu çeşitli yönlerde geliştirmeyi hedef alan, özel gayeler istikametinde gelişmeyi amaç edinen zikirlerdir.

ÖZEL ZİKİRLER, esas itibarıyla kişinin beyin programına, yani kendine has özellikleri, karakteristiği, kişisel arzu ve hedefine göre düzenlenen zikir formülleridir... Bu zikir terkipleri, belirli âyet ve hadislere dayanan dualar ile, o kişide kısa sürede gelişme sağlayacak, ilâhî isimler gruplarından oluşur...

Tarikatlarda verilen zikir formülleri günümüzde genellikle hep GENEL ZİKİR kapsamında olduğu için gelişme sürecini de otuz-kırk yıl gibi çok uzun zaman dilimlerine yaymaktadır.

Oysa, bu özel zikir formüllerini deneyenler, kendilerinde bir-iki sene gibi çok kısa süreler içinde büyük gelişmeler hissetmektedirler.

ÖZEL ZİKRİN, özel gayeye yönelik bölümünde yer alan bazı zikirlere misal vermek gerekirse, bu konuda şunları örnek olarak söyleyebiliriz:

“Allâhümme inniy es’elüke hubbeke”

“Allâhümme elhimniy rüşdiy”

“Kuddûs’üt tâhiru min külli sûin”

ÖZEL ZİKİR bölümündeki (b) şıkkında yer alan kişiye özel zikirler ise...

MÜRİYD

KUDDÛS

FETTAH

HAKİYM

MU’MİN

RAHMÂN

RAHIYM

BÂSIT

VEDUD

CÂMİ’

RÂFİ’

Ve daha bunlar gibi Allâh’ın değişik isimlerinden oluşur. Bunlar kişinin beyin programının ihtiyaç gösterdiği bir biçimde; kişiye özel sayılar ile formüle edilerek çekilir ve kişi üzerindeki etkileri kısa sürede açığa çıkar.

Ancak, burada hemen şunu ilave edelim; bu zikir çalışması içinde, zikirle açılan ek kapasitenin değerlendirilmesi sırasında yoğun olarak ilime ağırlık verilmesi ve artan kapasitenin ilim ile değerlendirilmesi şarttır. Aksi hâlde bu kapasitenin cinnî ilhamlar istikametinde programlanması söz konusu olabilir ki; bu da hiç iyi olmaz...

Ayrıca bu tür zikirler sırasında kitabın girişinde yer alan cinlere karşı KURÂN’DA ÖĞRETİLEN KORUNMA DUASININ yapılması son derece yararlı olur.

İşte kısaca bu ön bilgiyi verdikten sonra, az önce sorulan sorunun cevabını hemen açıklayalım...

İslâm camiasında genellikle RUHANİYETİ arttırıcı zikirlere devam edildiği için; maneviyatı son derece güçlü sayısız insan yetişmesine karşın; Dünya ilimlerine dönük beyinler çok az çıkmıştır! Şayet beyin, sistemli bir şekilde Dünya bilimlerine yönelik bir biçimde zikir ile takviye edilseydi, elbette ki o yönde gelişmiş üst düzey beyinler de çıkardı...

Ne var ki, “yarın zorunlu olarak terk edeceğin şeye, bugün sahip çıkarak, kendini, o şeyi terk etmekten ileri gelen azaptan koru” düşüncesinde olan İslâm camiası, dünyaya fazla bir değer vermemiş ve o yolda kendini fazla yormamıştır.

Önce anlaşılması son derece kolay olan şu misali verelim...

Size son derece kıymetli mücevherle dolu bir kasa veriyorlar ve diyorlar ki:

— Şayet anahtarını elde edersen, bu kasayı açabilirsin, içindeki her şey senin olabilir...

Soruyorsunuz, peki anahtar nedir, nasıl açabilirim? Cevap:

— Anahtar, ucu özel bir şekillendirmeye tâbi tutulmuş demirdir... Elde etmek için de şu kadar pahasını ödemek zorundasın...

Diyorsun ki “Kasa nasıl olsa bende! O kadar paha ödeyeceğime, alırım bir demir, alırım bir eğe; çenterim demiri, olur anahtar!”

Ama ne çare ki, bir ömür boyu demir çentseniz, o kasanın özel kilit şifresine uygun anahtarın bir benzerini yapamazsınız... Ve bu yüzden de kasanızı açıp içindeki çok kıymetli mücevherlere kavuşamazsınız... Tâ ki, pahasını ödeyip özel şifresi için yapılmış anahtarı elde edene kadar... Unutmayalım ki her kilit ancak şifresine uygun anahtar ile açılır.

İşte bu misalde olduğu üzere, her beynin kendine özel bir formüle ihtiyacı vardır ki, çok kısa sürelerde büyük gelişmeler elde etsin... Ama bunun için de elbette, bu konudan anlayan, bu konu hakkında bilgi sahibi kişiyi bulmak zorunluluğu mevcuttur.

Bu devirde böylesine ehil kişiyi bulmanın çok zor olduğunu düşünerek bu kitapta, bize ihsan olunan ilim ölçüsünde, elden geldiğince çeşitli zikir formüllerinden söz edeceğiz... Ki bunlar bizâtihi tecrübelerimize göre son derece yararlı olmuşlardır...

Dileyen bu zikir formüllerini bir süre kendi üzerinde dener, fayda görürse devam eder, fayda bulmazsa da genel zikirlerle ruhaniyetini geliştirme yolunda çalışmalarına devam eder.

Alıntıdır...

"Forumda aradım ama bulamadım. Gerekli olduğunu düşünüp paylaşmak istedim. Forumda konu olup gözümden kaçtı ise yönetim silebilir."

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148