Alıntı:
Altuni Nickli Üyeden Alıntı
Evrim teorisi,islamla çelişir mi?Çelişirse neden çelişir?Çelişmezse neden çelişmez?
Buyrun.
(Evrimin biyolojik bir gerçek olduğunu unıtmayın yorumlarınızı yaparken teşekkürler.)
|
Hayırlı geceleriniz olsun öncelikle güzel bir soru. Hemen açıklayalım inşallah.
Evrim Teorisi İslamla çelişir, bunun bir kaç sebebi var ben sizlere elimden geldiğince söyleyeyim.
Şimdi öncelikle İnsan Maymundu düşüncesi yanlış. Açık ve net bir şekilde babamızın ve ilk insanoğlunun Adem Aleyhiselam olduğu kesin bir şekilde zikredilir Kur’anda.
Cinlerin yaratılışından 20 bin yıl sonra Cenab-ı Hak. Hz. Adem (as)'i yaratmak isteyince Azrail (as)'i yeryüzüne gönderip ona, yedi iklimden toprak aldırmış ve sonra Cebrail (as)'i gönderip o kuru toprağı yoğurtup hamur haline getirtmiş ve 40 gün o şekilde bekletmiştir. Sonra Cenab-ı Hak bu hamura, Numan vadisinde, en güzel şekilde suret vermiş ve kendi ruhundan başına üfürerek diriltmiş ve melekleri ona secde ettirip, yeryüzünde evlatlarına peygamber yapmıştır" (a.g.e., s. 18).
Bütün hayvan vücutları mükemmel bir tasnif ile tertip edildiği zaman görünüyor ki, aralarında noksanlıktan kemale doğru, yani, basitten mürekkebe giden bir derecelenme vardır. Bununla beraber her bir cinsin diğer cinsten hasıl olduğuna dair bir tecrübeye, bir şahide de rastlamıyoruz. İnsan insandan doğuyor, aslan aslandan, at attan, maymun maymundan, köpek köpekten vs. Böyle olmakla beraber, bu tecrübeye rağmen, aynı menşeden, yani topraktan gelmeye dayanılarak burada da bir mantık yapılıyor. Hayvan cinslerinin birbirine benzemesini, istihale veya tekamülle basitten yüksek yapılının hasıl olduğuna bağlıyorlar. Bu suretle bir gün gelmiş ki, hayvanın biri ve mesela bir takdire göre maymunun biri veya birkaçı, insan doğuruvermiş ve insanlar bunlardan türemiş. Biz daima göğsümüzü gere gere ve ilmi yoldan hiç ayrılmayarak deriz ki, aynı menşeden gelme davası doğrudur. Evvela bütün hayvanat için bu menşein aslı maddedir, basit unsurlar ve elementlerdir. Bir başka ifade ile topraktır. Bu maddeden hayatın meydana gelebilmesi ise, ilim, irade, kuvvet, kudret sahibi harici bir sebebe bağlıdır ki, o basit şeyden canlı hasıl olabilsin. Çünkü, noksandan, kendi kendine bir kamil hasıl olamaz. Mesela bir okkalık siklet (ağırlık) iki okkalık sıkleti sürükleyemez. Çıktığı, sürüklediği farz edilse, bir şeyin yok iken sebepsiz, illetsiz meydana geldiğini kabul etmek lazım gelir. O zaman akıl, ilim ve fen yoktur.
Aralarında mertebe yakınlığı bulunan hayvan cinslerini, tecrübenin aksine olarak, birbirinden istihale ettirmek veya doğurtmak ne tabiidir, ne de zaruridir... "Kurbağalar balıktan doğmuş" demek için, görülmüş bir misale ihtiyaç vardır. Gözlenmiş bir numune olmadığı ve mantıki bir zaruret de bulunmadığı halde böyle bir hüküm, elbette fenni ve felsefi bir hüküm değildir.
Bunun hangisinin hangisinden doğduğunu mantık bildiremez. Bunu ya müşahede (gözlem) ya tecrübe veya vahiy bildirir. Halbuki şimdiye kadar balıktan kurbağa, maymundan insan doğduğu asla görülmemiştir. Ve bu iddia tecrübe mahsulü olan Pastör nazariyesine de tamamen muhaliftir... Vahiy ise bize, ...Siz insansınız. İnsan olunuz, kardeş olunuz, hepiniz bir babanın evladısınız diyor... Bütün bunlardan yakini olarak bildiğimiz bir şey varsa, o da ilk insanın arzın sinesinde doğmuş olmasıdır" (Yazır, Hak Dini, 1/329-330).
Sonsuz Kudret ve Hikmet sahibi olan Allah şüphesiz “haşa” bir şeyi yaratmaktan aciz değildir. Ol demesi yeterlidir. Yani bizi Maymundan türetmesine gerek duyacak kadar sınırlı bir hikmete sahip değildir. Maymunu ayrı özenle, balığı ayrı özenle, insanı ayrı özenle, ayrı titizlikle, hepsine has özellikler, özel beyin, faydalar, niteliklerle yaratması onun için çok ama çok basit birşeydir.
Bazı şeyler de Mantık dediğimiz şey geçerli değildir, Kanıt dediğimiz şey geçerli değildir. Örnek vereyim;
Ben bu akşam bir Müslüman Cin ile muhabbet ettim ona ne dualar ve zikirlerle meşgul olduğunu sordum ve o da söyledi. Deseydim; bunu hangi ilim, hangi fen, hangi fizik, hangi kimya açıklayabilirdi? Hiçbiri, çünkü Dünya’daki bütün bilim adamları bir araya gelip bir labaruatara günlerce kendilerini kapatsalar bile bu Cinni’yi görmeleri, veya bu olayın gerçekliğini test etmeleri mümkün olmazdı.
Yazımı küçük bir nükteyle bitirmek istiyorum Cübbeli’den alıntıdır


“Evrime evrilen cehenneme devrilir”