Allâh, onu “Adese” denilen “Kara Hasba” adındaki bir hastalıktan öldürmüştü...
Ölümünden sonra iki üç gün ölüsü evde kaldı... Gömmediler... Ölüsü pis pis koktu... Zira Kureyşliler “Kara Hasba”dan Taundan (yani Veba) sakındıkları gibi sakınırlardı... Nihayet birisi Ebu Leheb’in oğularından birisini çevirdi ve:
− Yazıklar olsun sizin gibi evlada!.. Babanızın ölüsü evde koktu, sizse hâlâ yanına bile yanaşmıyorsunuz... Utanmıyor musunuz yaptıklarınızdan?.. diye onların bu hareketini yüzlerine vurdu...
Ebu Leheb’in oğlu ise cevap verdi:
− Biz onun kendisinden değil, hastalığından çekiniyoruz!.. O adam bunun üzerine teklif etti:
− Haydi size yardım edeyim de kaldıralım onun ölüsünü bâri!..
Sonra eve gittiler... Ancak yanına yaklaşamadılar bile... Hatta ne de ölüsünü yıkadılar... Sadece üzerine uzaktan su serptiler... Daha sonra da bir kalın beze sarıp Mekke’nin dış tarafındaki taşlığa götürüp attılar ve üstünü hayvanlar parçalamasınlar diye, taşlarla kapattılar...”
__________________
Acını Hissediyorum Ama Karanlığın Kuralı Ölmektir !
Korkunun Tarifi Ancak Siyahla Yapılır.
|