Tekil Mesaj gösterimi
  #58  
Alt 18.06.20, 22:31
ebu ubeyde bin cerrah ebu ubeyde bin cerrah isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 10.01.19
Bulunduğu yer: antalya
Mesajlar: 1,398
Forum Puanı: 3166
Etiketlendiği Mesaj: 42 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Kullan için en uygun (en hayırlı, aslah) olanı yerine getirmek Allah Taâlâya vâcib olmadığı gibi onlar için kötü olmayan şeyi (salâhı) se*çip yaratmak da üzerine borç değildir

«Allah tââlâ*nın hidâyete erdirmesi demek kulun nefsinde hidâyetlenmeyi (ihti*dayı, doğru yola girmeyi) yaratması demektir. Saptırmak (ıdlâl) da onda sapıklığı (dalâleti) meydana getirmesi mânâsına gelir».

Ehl-i hak (Allah zaferlerini artırsın) şöyle dedi: «Meydana getirilen her şey Allah taâlânın irâdesi, kaza ve kaderiyle olur; ayn olsun, araz olsun, hayr olsun, şer olsun».

Allah taâlâ, var olacağını bildiği bir şeyin bilfiil vücûd bulmasını da murâd etmiştir, onu ister emretmiş olsun, ister olmasın. Nitekim Ebû Hanîfe (r.a.) Kaderiyye fıkrasına mensûb bir zat ile tartı*şırken aynı noktaya temas ederek şöyle sormuş:

«Allah taâlâ vuku" bulacak kötülük ve menhiyyâtı ezelde biliyor muydu, bilmiyor muydu?»

Karşısındaki zat, "Biliyordu" demeye mecbur kalmış. Bunun üzeri*ne Ebû Hanîfe:

«Allah, ezelde bildiğini bildiği gibi mi izhâr etmek (yaratmak) iste*miştir, yoksa bildiğinin hilâfına mı izhâr etmeyi murâd etmiştir ki o taktirde onun ilmi cehl olur? diye sormuş. Karşısındaki zat kendi mez*hebinden vazgeçerek tevbe etmiş.

Bu sebepledir ki âlimlerimiz (Allah hepsine rahmet eylesin): «Allah'ın irâdesi ilmi ile beraber yürür» demiştir. Doğru olan, «İrade fiil ile beraber yürür» denilmesidir. Bunun mânâsı da şudur: Allah'ın fi'li (eseri) olan her şey aynı zamanda onun muradıdır. Bu yüzden ola*caktır ki Üstâd İmam Ebû Mansûr (rh.), «Bu mes'ele Efâl-i İbâdın Ya*ratılması meselesinin bir parçasıdır» demiştir. Biz, kullara ait bütün fiil*lerin Allah'ın yaratığı olduğunu isbat ettiğimiz takdirde bunlar onunirâdesi dâhiline girmiş olur. Çünkü yüce Allah bu fiilleri murâd etme*seydi bunları yaratmakta mecbur olurdu; bu ise muhaldir.

Allah taâiâ kâfirin küfrünü, imana kudreti olmak*la beraber onun kendi irâde ve ihtiyarı ile dilemiştir, tıpkı bu tarzda onun küfrünü bildiği gibi. Bu sebeple de Allah'ın emri, nehyi, mükâ*fat ve mücâzâtı yerinde olmuştur. Allah taâlânın irâde ve ilminin ta*allûk ettiği şey kulun ihtiyarî fi'li olunca bunun faili olan kulun cebir altında bulunduğu nasıl iddia olunabilir? Üstelik Cenâb-ı Hak kulun irâdeye sâhib olduğunu «Dileyen iman etsin, dileyen de küfretsin»[54] mealindeki âyet-i kerîmesiyie açıkça ifade buyurmuştur


nurettin sabuni maturudiyi akaidi.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148