Gizli ve aşikar bütün işlerde iyi niyyet ve ihlaslı olmak
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:
"O iman etmeyenler, ancak İslama yönelip ibâdeti Allah'a has kılarak
(halis bir niyyetle) O'na ibâdet etmekle emredilmişlerdir."
"O kurbanların ne etleri, ne de kanları asla Allah'a ulaşmaz; fakat sizden
olan takva O'na ulaşır." (Hac: 37)
İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma), bu ayeti kerimede geçen "takva"
kelimesinin manasını "Niyyetler" olarak tefsir etmiştir.
İhlâs, niyyeti halis yapmaya ve onu riya gibi bulaşık şeylerden
arındırmaya denilir. Cenab-ı Hak, zati Ulühiyyetine, ihlâs ile ibâdet etmeyi
emretmesinden anlaşılıyor ki, işin başından sonuna kadar ihlâsa sahib
bulunmak gereklidir. Bütün kulluk vazifelerini sırf Allah'ın emirleri olduğu
için yerine getirmek, yasaklarından da aynı duygu ile kaçınmak ve başka bir
maksad gütmemek, îhlâsla Allah'a ibâdet etmek olur ve halis niyyet
taşınmış olduğundan böyle kimseye de "Muhlis" denir. Bu ayeti kerimeden,
geçerli niyyetin "halis niyyet" olduğu anlaşıldığından her görevde niyyetin
bulunmasının şart olduğu hükmü ortaya çıkmaktadır, niyyetin yeri de
kalbdır. Emredilen işi Allah rızası için yapmak ve başka bir maksad
gözetmemek de, halis niyyetin husulüdür ve kuldan istenen de budur. îhlâsla
yapılan salih ameller Allah'a yükseltilir. îşte Allah rızası için halis niyetle
yapılan işlerin Allah katında sevabı vardır.
1- Ömer İbni Hattab (Radiyallahu Anh) den rivayet edildiğine göre,
Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"(Yapılan) bütün işler niyyetlere göredir, (kalblerdeki niyyetlerle değer
kazanırlar); ve herkes için ancak niyyet ettiği şey vardır. O halde kimin
hicreti (Bir yerden bir yere gidişi) Allah ve O'iıun Resulü için ise, onun
hicreti, Allah ve Resulü yolunda olmuştur. Kimin de hicreti dünya için ise
ona ulaşır yahud bir kadın içinse onu nikâhlar. Böylece hicreti, hicret etmiş
olduğu şeydedir (taşıdığı niyete göre işi değerlendirilir."'
Bu hadîs-i şerif sahîhdir ve sahih olduğunda ittifak vardır. Aynı zamanda
hadîsin derecesinin büyüklüğü ve yüksekliği üzerinde alimler görüş
birliğine .varmışlardır; çünkü islâmın temelini teşkil eden hadîslerden
birisidir bu...
İlk devirdeki alimler ve bunlara uyan sonrakiler (Allah Tealâ onlara
rahmet etsin), kitablarına bu hadîsle başlamayı severler ve tercih ederlerdi;
Bunu da, daha başlarda iyi niyete, onu gözetip îtina göstermeye bir tenbih
(uyarma) olsun diye yaparlardı,
îmam Ebû Saîd Abdurrahman ibni Mehdî'den (Allah Tealâ ona rahmet
etsin) bize rivayet edilmiştir, demiştir ki:
"Kim kitab yazmak isterse, bu hadîs ile başlasın."
îmam Ebû Süleyman El-Hattabî da (Allah ona rahmet etsin) şöyle
demiştir: "Dîn işlerinden olup ilk başlayan ve ortaya çıkan her şeyin başında
bu = ameller niyete göredir = hadîsini getirmeyi, bizim geçmiş üs-tadlanmiz
müstahab görürlerdi; çünkü din işlerinin hepsinde buna ihtiyaç vardır.
ibni Abbas'dan (Radiyallahu Anhüma) bize nakledildiğine göre şöyle
demiştir: "İnsan, ancak niyyeti miktarmca korunur."
Başka biri de: "insanlara niyyetlerine göre (sevab ve azab) verilir."
[COLOR="Silver"][COLOR="Silver"]
__________________
-Eğer duanız olmasa RABBİMİN katında ne ehemmiyetiniz var.
-Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir;kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar.
|