Alıntı:
CennetOrdusu Nickli Üyeden Alıntı
Dediklerimizi anlaşılan anlayan hiç çıkmamış.
Bakın arkadaşlar tasavvuf herkesin yolun değildir. Fıtrat çürük ise, tasavvuf o kişinin çürüklüğünü düzeltemez.
Şeriat haremlik selamlık derken, herkesi eşit olarak kabul eder. Çünkü bazı insanın fıtratı çürüktür bazısı değildir. Çürük fıtratlı olanı, namaz ve oruç gibi ibadetler engeller. Çürük olmayanı ise takviye eder. İbadetlerin tamamı, fıtrattaki çukurları doldurmak için vardır. Fıtrat çürük ise çukur da o sebeple çoktur. Ama sağlam ise, kılınan namazlar o kişinin fıtratını ve imanını takviye eder.
O sebeple tasavvuf hakkındaki görüşlerinizi, iyi bir ilim tahsili yapmadan ortaya dökmeyin. İmandan çıkabilirsiniz. Ben imandan çıkmam diyenler de buyursun 10 yıllık seyr-i sülüklerini anlatsınlar buraya.
Bu işler kolay değildir.
|
demistim ya acaba bu alimlerin kitaplarina ilaveler yapilmis olabilir mi ?..........bir kitaptan alinti.......... İbn-i Arabi'nin ateşli savunucularından olan eş-Şa'rani bu tür sözlerin en fazla geçtiği*'Futuhatu'l Mekkiye'*adlı kitabı için şöyle der:
'Futuhatta zahiri şeriata uygun olmayan şeyler gördüm. Müellifin (İbn-i Arabi) el yazması olan nüshayı buldum. Şeriata aykırı olarak tespit ettiğim yerlerin hiçbiri müellifin el yazması olan nüshada mevcut değildi.' (Mealen)
Yine kendisine bu görüşlerin nispet edildiği Cuneyd-i Bağdadi'den şu nakledilir:
'Bizim ilmimiz Kitap ve Sünnetle kayıtlıdır. Kur'an okumayan ve hadis yazmayan bu ilimle uğraşmasın.'
Yine aynı Cuneyd'den şu nakledilir:
'Biz bu ilmi kil-u kâlden almadık. Açlık, susuzluk, uykusuz gecelerde elde ettik.'
Birinde kitabı ve sünneti yüceltirken, diğerinde kitabı ve sünneti küçümseyen, Rahipliği ve Budist din adamlarının ilim elde etme şeklini öven bir durum söz konusudur. İki zıt nakli de muteber tasavvuf kitapları yapmıştır.
Yine aynı yazı içinde ondan Vahdet-i Vücud'a delalet eden sözler naklettik. İmam Zehebi,*'Siyer a'lam Nubela'da'*onun biyografisini verirken ondan şunu nakleder:
'Tasavvuf: Kadim olanın hadis olandan ayrılmasıdır.'
Tasavvufun temelini kadim olan Allah'la*subhanehu ve teâlâ, hadis olan sonradan yaratılan varlığın ayrılması olarak tarif eder ki; bu vahdet-i vücudun tam zıttıdır.
Ama aynı zamanda ondan tasavvufun bir sır olduğu ve avama bunun izhar edilmemesi de nakledilmiştir.
'Biz bu ilmi muhkemleştirdik, sonra onu sirdaplara/mağaralara gizledik. Sen ise geldin, onu insanlara anlatıyorsun.' (Et-Taarruf, 1/145-146)
Bu durumda Cuneyd-i Bağdadi'nin akidesi şudur veya budur demek pek mümkün değildir. En güzel olanı husn-ü zanda bulunmak ve zahiri islam şeriatına uygun sözlerliyle imama muamele etmektir