Tasavvuf haktır ve islamın özüdür kim tasavvufu eleştirirse islamda yeri yoktur. Fakat tasavvuf değilde bu zamandaki şeyhler tartışılmalı bu zamandaki şeyhler islama ne veriyor ne derece ümmete katkı sunuyor bunlar tartışılmayı.
(alıntı)
Bakalım Şeyh nasıl biri olmalı? Hem de Şeyhlerin kaleminden:
Şeyh Necmeddin-i Kübra (r.h.) der ki:
“Şeyh diye adlandırılan ve tarikat yolunda yürüyoruz diye iddia edenler, 70 makamdan geçip, gönül alemlerini açıp, gayb erenler, şeyhler ve bunların ruhlarından icazet alırlar ve tarikatta (uygulamada) doğru olursa, şeyhlik makamına oturmaları uygundur.”
Hace Ahmet Yesevi buyuruyor : “Hakikatla yürüyorum deyip iddia edenler; 70 makamı geçmeden, 70.000 perdeyi açmadan ve Hz. Peygamber (s.a.v.) ’in gördüklerini görmeden bir kimse “Ben Hakk’a ulaşıyorum. ” diye iddiada bulunsa iddiası yalan; kendisi yalancı ve Allah’a düşman olur.”
Devam ediyor : “Ahir zamanda bizden sonra öyle şeyhler zuhur edecek ki; şeytan onlardan ders alacak ve onlar şeytanın işini yapacaklar. Halkla dost olup halk ne isterse onu yapacaklar. Müridlerine yol gösterip onları Allah’a ulaştıramayacaklar. Dış görünüşlerini süsleyip müridden daha çok “hırs” sahibi olacaklar. Küfür ve imanı farklı görmeyecekler ve Âlimleri sevmeyecekler. (Ama) mürid (öğrencisi) şeyhine bir şey (dünyalık) vermezse, o şeyh zorla alacak… Eğer o aldığı nesneyi, ihtiyacı olana veya yoksula vermezse ve kendine – ailesine harcarsa it ölüsü yemiş gibi olur. Yedikleri ve aldıkları ile kıldığı namaz, tuttuğu oruç Allah katında makbul olmaz ve -yediği her lokma için Cehennemde 3000 yıl- azap görür. Bizden sonra böyle bir bidatçıya kim ” Pir” – “Şeyh” derse ve hizmet etse “KAFİR VE MEL’UN” olur… Vay o kişilere ki; böyle şeyhlere el uzatıp mürid olurlar! ”
Sözlerine de Ayetle devam ediyor:
İbrahim Suresi -7. Ayet:
“ Kendilerini azaba atarlar, şüphesiz azabım şiddetlidir.”
“Ey derviş! Şeyhlik davasında bulunan kimsenin 40 yıl bir Mürşid-i Kâmilin hizmetinde bulunmuş, çile çekip nefsini öldürmüş, icazetini (diplomasını ) almış olması gerekir. (Aksi takdirde) onun mürid edinmesi ve “hediye ” alması haram ve batıldır. Şeriata aykırı iş yapan kişi “Dinden Çıkar”, tarikata aykırı iş yapan merdud olur, reddedilir. Ve kim tevbe etmeden dünyadan göçüp giderse cehennem de azap görür. Bundan Allah’a sığınırız.” (Kaynak :Yesevilik Bilgisi/ Sayfa :446 ve 447 )
Bir düşün Ey Akıl Sahibi… Yukarıdaki ölçülerde Şeyh kim? Bul bakalım. Kaldı mı? İyi örnekte yok; ama sahtelerinden çok mu çok.
1845 (miladi) yılında Şam’da vefat eden Kuşadalı İbrahim Halveti Hazretleri; manada bu günleri görmüş ve şöyle diyor: “Artık tarikatlar kaldırılmış, tekke ve zaviyeler kapatılmalıdır. Herkes Allah ve Resulünü, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz zamanındaki gibi kendi başlarına bulacak ve yaşayacaklardır.”
Bedüüzzaman hz. Zaman tarikat zamanı değil iman kurtarma zamanıdır demiş.
Dem, bu demdir. Zaman, bu zamandır. Bunlar sizi tatmin etmedi de Kur’an-ı Kerim’den Ayetler mi istiyorsunuz? Peki. Bakın zamanla tarikatlar (Gerçek Şeyhler – Âlimler değil sahteler dinimizi ne hale getirmiş.) Dinimizin var luşunu sağlayan “Ümmet” kavramını bölerek cemaat haline getirmelerini yorum yapmadan sadece Ayetlerle yazarak cevap verelim:
RUM SURESİ – 32. AYET:
“Onlardan (olmayın) ki, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her gurup kendilerindekine güvenmektedirler.”
|