16 — Onlar, öyle kimselerdir ki; âhirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri ameller boşa gitmiştir. Yapageldikleri zâten bâtıldır.
Bu âyet hakkında îbn Abbâs'tan rivayetle Avfî der ki: Muhakkak ki riyakârlar, iyiliklerinin karşılığını bu dünyada alırlar. Şüphesiz onlar, zerre miktar haksızlığa uğratılmazlar.
O, buyurur ki: Kim oruç, namaz veya geceleyin teheccüd namazı gibi sâlih ameller işler ve bunu yegâne dünyayı isteyerek yaparsa Allah Teâlâ : Dünyada onun istemiş olduğu sevabı, karşılığı ona tam olarak veririm, buyurur. Dünyayı isteyerek yapmış olduğu ameli böylece boşa gitmiştir. O, âhirette hüsrana uğrayanlardandır. Mücâhid, Dahhâk ve bir çoklarından da böyle rivayet edilmiştir. Enes İbn Mâlik, âyetin Yahudi ve Hıristiyanlar hakkında nazil olduğunu söylerken, Mücâhid ve başkaları da riyakârlar hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Katâde der ki: Kimin düşüncesi, üzüntüsü, düşkünlüğü, isteği ve niy-yeti dünya olursa; Allah Teâlâ, onun iyiliklerinin karşılığını dünyada verir. Sonra karşılığı verilecek bir iyiliği olmadığı halde âhirete götürülür. Mü'mine gelince; iyiliklerinin karşılığını dünyada görür, bunlara karşı âhirette de sevaba nâü olur. Bu husus, yukandakine benzer şekilde merfû' bir hadîste de belirtilmiştir.
17 — Rabbından açık bir delil üzerinde bulunan, ardınca da Rabbı tarafından bir şahid gelen, ondan önce de Musa’nın imam ve rahmet olan kitabını tasdik eden kimse başkaları gibi midir? İşte onlar; Kur’an’a inanırlar Herhangi bir güruh onu inkar ederse; onun varacağı yer ateştir. Bundan şüphen olmasın. Doğrusu o, Rabbın tarafından gelen bir gerçektir, ama insanların çoğu inanmazlar.
Bu Kur’an
Allah Teala, Allah’ın kullarını yaratmış olduğu fıtrat üzere olan mü’minlerin durumunu haber veriyor. Onlar, kendisinden başka ilah olmadığını itiraf ve kabul edenlerdir. Nitekim bir başka ayette Allah Teala:<<Öyle ise sen yüzünü hanif (muvahhid) olarak dine, Allah’ın fıtratına çevir ki, Allah insanları bunun üzerinde yaratmıştır. Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur.>> (Rum, 30)
mü'minin fıtratı, icmâlî olarak şeriata şâhiddir
ibni kesir tefsiri
"Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur."(İsra, 17/36)
Yeryüzünde kibirlenerek yürüme; çünkü ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.isra 37Rabbinin katında bunların hepsi beğenilmeyen kötü şeylerdir.isra 38
kelamı kibardan
mezarlıklar kendisinden başka alternetif olmadığını zannedenlerle dolu
|