Havas ilmi üzerine bir kaç not
Simya ilminin bir alt disiplini sayılan ve dayandığı sırların keşf ve ilham kaynaklı olduğu özellikle vurgulanan hurûf ilmini Fazlullah-ı Hurûfî’nin VIII. (XIV.) yüzyılda Bâtınîlik’ten etkilenerek kurduğu Hurûfîlik ile karıştırmamak gerekir. Nitekim İbn Haldûn bu ilmin sırlarını ortaya koymada şahsın mânevî mertebesinin önemli rol oynadığını, ilâhî ilham almadan akıl veya hesapla yapılan tahlillerin tılsımcılıktan öteye geçemeyeceğini belirtmektedir (Muḳaddime, III, 1161-1162). Tasavvuf ehli ayrıca keşf, ilham ve mânevî tecrübelerine dayanarak Kur’an âyetlerinin zâhir mânalarının ötesinde birtakım gizli mânalar taşıdığına işaret etmiştir. Ebû Süleyman ed-Dârânî (ö. 215/830), işârî (remzî) tefsir diye adlandırılan bu mânaları bazı âyetlerle sınırlı biçimde ilk dile getirenlerden biridir. Sehl et-Tüsterî’nin bu alandaki kısmî tefsiri Tefsîrü’l-Ḳurʾâni’l-ʿaẓîm (Tefsîrü’t-Tüsterî) günümüze ulaşmış, ancak tasavvufî mahiyette ilk tam tefsirin yazarı olarak bilinen İbn Atâ ile (ö. 309/922) Ebû Bekir el-Vâsıtî’nin eserleri zamanımıza kadar gelmemiştir. Muhammed b. Hüseyin es-Sülemî’nin büyük ölçüde kendisinden önceki sûfîlerin işârî yorumlarını derleyip kaleme aldığı Ḥaḳāʾiḳu’t-tefsîr’i daha sonra yazılan birçok işârî tefsire kaynaklık etmiştir.
tasavvuf Allah a sevgi ile varma yolu dur. bu yolun ehli sünnet çizgisinde başlagıçtan itibaren günümüze kadar ulaşmıştır.
bu anlamada tasavvufun islam dışı olduğunu iddia etmek ahmaklıktır.ya cehalettir, yada kasıttır.
Tasavvufî hayatta ilk dönemden itibaren zaman zaman sapmalar söz konusu olmuş, ancak ileri gelen sûfîlerin bu husustaki hassas tavırları ve sapkın zümreleri eleştirip reddetmeleri ana çizginin istikamet üzere devamını sağlamıştır.
|