Bir efsaneye göre, bir keresinde bir insan ormanda kendi başına uzanıyordu ve yukardan Perilerin şarkı söyleyerek geçtiklerini gördü. Kendi dillerinde "Pazartesi" diye bağırdı Perilerden biri, bir başkası "Salı" dedi ve bir an sessizlik oldu. Peri dilini biraz bilen adam "Çarşamba" diye seslendi ve Periler takıldıkları yerden kurtuldukları ve insanın oyunlarına katıldığı için çok mutlu oldular. Buna karşılık olarak onu kendileriyle beraber Periler Ülkesi'ne götürdüler ve sırtında olan kamburu iyileştirdiler. Başka bir zamanda ise Periler şarkı söylerken bir insan yanlış eşlik etti ve Periler sinirlenerek bu insanın kamburunu iki katı büyüttüler.
Perilerin özellikle çok sevdikleri şeyler; Müzik ve dans etmek, at sürmek, avlanmak, cirit atmak ve satranç oynamak. Periler ayrıca ağaçları çok severler ve onlara zarar veren insanları cezalandırırlar.
Düzen, temizlik ve topluluğa çok önem verirler. Sütle verilmiş kekleri yerler ve temiz suda bebeklerini yıkarlar. Doğruluk ve neşeyi takdir ederler.
İnsanlardan "Ödünç alır" ve karşılığını sihirle öderler. Altın saçlı kadınlardan hoşlanırlar.
Hoşlanmadıkları şeyler; izinsiz gözetlenmeleri ve takip edilmeleridir (Bu çok kötü cezalandırdıkları suçlardan biridir). Çanlar (özellikle kilise çanları), horoz sesleri ve kirli sulardan da nefret ederler.
Her ne kadar Karanlık Periler yanlış anlaşılmaya yön verseler de asla yalan söylemezler, bu nedenle Periler'in hoşlanmadıkları başka şey yalan söyleyen insanlardır. İnsanlardan çalmanın gayet normal olduğunu düşünürken, insanların onlardan çalmalarına çok sinirlenirler.
İnsanların Periler tarafından konulan bu tabuları yıkmaları onlara büyük şanssızlıklar ve kötü büyüler olarak geri döner.
Perilerin ihtiyaçları olduğu zaman "Hırsızlık" yaptıkları bir gerçektir. Fakat her zaman iyiliğin karşılığını verirler.
Periler ayrıca kendilerine büyük iyiliklerde bulunan insanlara kendilerinden sihir verirlerdi. Bu sihir ölümlünün bazı olağanüstü güçlerinin olması demekti. Fakat eğer bu insan başkalarına bundan bahseder ve bununla övünürse bu armağan hemen Peri tarafından geri alınırdı. Armağanlarına değer vermelerine minnettar olsalar bile direk yönden "Teşekkürler" demek bile bu hediyenin artık işe yaramaz olduğu anlamına gelirdi.
Periler hakkında bilinen bir iyi şey ise takas etmeye mecbur edilebilecekleriydi. Eğer Peri'ye bir değiş tokuş teklifi sunulmuşsa bunu kabul etmek zorundaydı. Bunu yapmanın yolu "Senin ki benim, benim ki senin olsun" diye yüksek sesle bağırmaktı. Bir efsaneye göre, bir keresinde bir ölümlü erkek birkaç periyi havada ellerinde bir şeyle uçarken görmüş, fakat bunun ne olduğunu görecek zamana sahip olamamıştı. Şapkasını zaman kaybetmeden perilerin arasına atarak "Senin ki benim, benim ki senin olsun" diye bağırmış ve kucağında hayatında gördüğü en güzel kadını bulmuştu.
Netten
|