Kur'an-I Kerime Göre Velilik
ehl-i sünnet olarak inancımız şudur ki; geçmiş ümmetlerde olduğu gibi, Mu-hammed (S.A.V.) ümmetinde de Allah'ın (C.C.) velî kullan vardır. Valilere inanmak, haktır. Ev-liyaullahı kabul etmemek, Kur'an'm âyetlerini inkâr olur. Bu ise, küfürdür. [212]
«Haberiniz olsun ki, Allah'ın velî kulları için hiç
bir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.
«Onlar, iman edip takvaya ermiş olanlardır.»
Said İbnü Cübeyr'den (R.A.) rivayet edildiği*ne göre; Resulüllah (S.A.V.), kendilerine «Allah'ın velî kullan kimlerdir,» diye sorulduğunda şu ceva*bı vermişlerdir:
«Onlar; öyle kimselerdir ki; görüldükleri zaman Allah (C.C.) hatıra gelir.»[221]
Peygambsrimizin, bu hadisi ile anlatmak is*tediğine göre; velîlerin sadece görülüvermeleri, Allah'ı hatırlatır. Yani onlann siyretlerl ve halle*ri derhal Allah'ı akla getirir.
Müdekkik îslâm âlimlerins göre de; «Velîleri görmek, derhal ahiret İşlerini hatıra getirir. Zira. bu zatlarda huşu ve sonsuz tevazu alâmetleri var dır.» Bu husus, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle ifade edil mistir:
Secde izinden (meydana gelen) nişanlan yüzlerindedir
Ashabdan Ebu Bekr'il-A'sam (R.A.) der ki:
«Allah'ın velîleri Öyle kimselerdir ki. AHahü Teâ-lâ onlara, delilleri göstererek ve hidayetin! vererek, teveccüh eder. Velîler de Allahü Teâlâya bihakkın, kul*luk ve ibadet yaparak Allah'a teveccüh ederler.»
Başka bir deyimle, «evliyaullah o kimselerdir ki, ibadet ve taatla Allah'a yönelirler. Allahü Te-âlâ da onlara kerametle teveccüh eder.
Velîler hakkındaki, «Onlar (Allah'ın velî kul*lan), iman edip takvaya ermiş olanlardır.» [225]âyeti, velîlerin ibadet ve taatla Allah'a (C.C.) te*veccüh ettiklerinin işaretidir. «Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjdeler vardır...» [226]âyeti de, Allahü Teâlâ'mn, velîlere keramst ile teveccüh ettiğinin açıklamasıdır
Velilerin kerameti, haktır
Ebu'd-Derda ve Sclman'dan nakledilenler böyledir.
«Ömerü'l-Faruk (R.A.)'un, Sâriye (R.A.)'yi dağa , çağırması da böyledir. Halbuki, Hz. Ömer ile Sâriye arasındaki uzaklık, iki aylık mesafe kadardı.»
Asaf İbnü Berhiya (daha önce de zikredildiği gibi, Hz. Süleyman'ın veziridir) Ledün ilmine sa-hipMr. Saba Melikesi Belkıs'm tahtını Yemen'dsn Kudüs'e, göz açıp yumuncaya kadar getirmiştir. Bu vaka, Kur'am Kerim'in âyetleri ile sabittir.
Selmani Farisî (R.A.) ile Ebu'd-Derda (R.A.) da, yemek yedikleri kabın, Allah (C.C.)'ı zikretti*ğini gitmişlerdir.
Hz. Ömer (R.A.) İS2; Sâriye (R.A.) kumanda*sında, askerini Nihavend'e göndermişti; Medine ile Nihavend'in uzaklığı iki aylık mesafe idi. Hz. Ömer, uzun zamandır ordudan haber alamamış, ve endişe etmişti. Bir cuma günü minberde hutbe okurken; «Ya Sâriye, dağa çık, dağa» diye bağır*mıştı. Rivayete göre Hz. AH (R.A.), bu konuşma*nın tarihini kaydetmişti. Bir müddet sonra Me*dine'ye gelen ordunun öncüsüne Medineliîer bu*nu sormuş, o da şu esvabı vermişti: «Cuma günü savaşa başlamıştık. Düşman da arkamızdaki da*ğa tırmanmaya ve bizi arkadan vurmaya teşeb*büs etmiş. Bu esnada; «Ya Sâriye, dağa çık, da*ğa» diye bir ses işittik, ve hemen dağa çıktık. Böylece düşmanları mağlûp ettik. Bu ses sayesinde çok büyük ganimetlere kavuştuk.» İşte bu vaka, Hz. Ömer ve Hz. Sariye için bir keramettir
|