Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 19.10.20, 18:51
Sadi Sadi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 06.01.20
Bulunduğu yer: Tashkent
Mesajlar: 3,935
Forum Puanı: 4785
Etiketlendiği Mesaj: 593 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart islam'da mizah, şaka ve latifenin ölçüsü nedir?

Evvela İslam, lüzumsuz işlerle ilgilenmeyi hoş görmez. Gördüğümüz kadarıyla insanların gafletini artırmaktan başka bir faydası olmayan profesyonelce sürekli şaka işleriyle uğraşmak, hoş bir meslek değildir. Çünkü böyle bir mizah konusu bulmak için de zaman israfı olur. Bu işin takva tarafı.

Ruhsat tarafına gelince, İslam çerçevesi dışına çıkmadan -özellikle bir gelir temin etmek zorunluluğu da varsa- hiç olmazsa, insanların biraz stres atmalarına yardımcı olmak, özellikle*ibret verici, düşündürücü, dine teşvik edici, hak-hukuka özendirici şeyler*yapılabilir. Eğer bir ekonomik zorunluluğunuz yoksa, ondan uzak durmanızı tavsiye ederiz.
Hz. Peygamber (asv) şaka / latife yaparken belli ölçülere riayet ederdi:

a.Şaka bile olsa sadece doğruyu söylerdi.

b.Şaka da olsa, gereksiz yerde münakaşa etmezdi.

c. İnsanları korkutmazdı.

d.Alay ederek şakalaşmazdı.

Hz. Peygamber (asv) gibi, O’nun engin müsamahasından bir örneği olsa gerek, sahabe de şaka / latife yapardı.

Müslümanın her hareketi, her davranışı, her sözü ölçülü ve ciddiyet yörüngeli olmalıdır, ama ‎ciddiyet ile buz gibi soğuk davranışları da birbirine karıştırmamak gerekir. İslâm, mizaha farklı bir ‎bakış açısı getirmiş, latifenin mümincesine işaret etmiş ve hikmet edalı nüktelere cevaz vermiştir.‎ Bir mümin için nükte ve latife, insanları güldürmek, onların hoplayıp zıplamalarını sağlamak ve onlara kahkaha attırmaktan öte manalar taşır; bir yandan hikmet ifade eder, diğer yandan da ‎insanları tefekkür ufkunda dolaştırır. ‎

Gereğinden fazla olan şaka ve latifeler*lâubâlîliğe, çok gülmeye, kalbin kararmasına, zamanı boşa geçirmeye ve bazen de insanları kırmaya sebep olması bakımından sakıncalıdır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), kahkahaya sebep olan, Allah'ı anmaktan alıkoyan ya da insanların onurunu yaralayarak saygı ve vakarı yok eden latifeleri yasaklamıştır. Müslümanlar arasında,*“Latife latif (nazik, şirin ve ince) gerek.”*anlayışı çok önemli bir düstur olagelmiştir. Ayrıca, latife veya nüktede yalan sözün bulunmaması gerekir. Rasûl-u Ekrem Efendimiz (asv),

“Ben ‎latife yaparım ama doğru konuşurum.”

buyurmuş ve latife yaparken dahi sözlerin doğru olması gerektiğini vurgulamıştır.

Evet, Peygamber Efendimiz aleyhi ssalatü vesselam da yer yer latife yapmıştı. Fakat, O’nun latifeleri ciddiyet televvünlü ve aynı ‎zamanda hak ve hakikat yörüngeliydi. O, bir taraftan, hürmet duygularını davet eden bir vakar ve heybet, diğer taraftan da sevgiyi celbeden bir tevazu ve mahviyet içinde bulunurdu. İnsanları sürekli tebessümle karşılardı
Alıntı


__________________
Insanın dostuda düşmanıda kendisidir
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148