İnsan kendini aciz bir dilenci olarak görürse, sultanın kapısında ona verilenleri de büyük bir bahşiş olarak algılıyor.
Lâyık olmadığımız o kadar çok nimetlerle donatıldık ki, şükrederken bile hicap duyuyoruz... Çünkü bu konuda aciziz...
Her nefes alıp vermemiz,
Her sabah yeniden uyanmamız
dünyaya tekrar gelmek gibi. İyilik yapmak, iyi olmak veya geçmişi temizlemek için bahsedilen bir fırsat sanki.
Maddî-manevî zenginlik içinde fakir kalan tek şey şükür...
Burası öyle bir tarla ki,
Sahibi senin her ihtiyacını karşılayarak ürün ekmeni sağlıyor. Ona rahmetini indirip bire on, bire yüz, hatta bin veriyor. Tutuyor ona karşılık cennet bahçelerini seriyor ayağının altına.
Ücret üstüne ücret... Şükür üstüne şükür...
Her şeyi bize bağışlıyor. Kendine ayırdığı bir şey yok. İhtiyacı da yok zaten.
Ve bizim, bu kadar cömert olan varlığa şükrümüz bitecek gibi değil.
Çünkü hep arkası geliyor.
Hangi birini saymalı bilmiyorum ki...
Şükredebilmek de bir nimet...
Bu silsile sonsuza kadar gider...
|