Derdine devadır inşallah buyur kardeşim.
Üçüncü Nükte
Dua-yı kavlî-i ihtiyarînin makbuliyeti, iki ci-hetledir: Ya ayn-ı matlubu ile makbul olur; veya-hut daha evlâsı verilir.
Meselâ, birisi kendine bir erkek evlât ister. Ce-nâb-ı Hak, Hazret-i Meryem gibi bir kız evlâdını veriyor. "Duası kabul olunmadı" denilmez. "Da-ha evlâ bir surette kabul edildi" denilir. Hem Bazen kendi dünyasının saadeti için dua eder. Duası âhiret için kabul olunur. "Duası reddedildi" de-nilmez. Belki, "Daha enfâ bir surette kabul edil-di" denilir, ve hâkezâ...
Madem Cenâb-ı Hak Hakîmdir. Biz Ondan iste-riz, O da bize cevap verir. Fakat hikmetine göre bizimle muamele eder. Hasta, tabibin hikmetini itham etmemeli. Hasta bal ister; tabib-i hâzık, sıtması için sulfato verir. "Tabip beni dinlemedi" denilmez. Belki âh ü fizârını dinledi, işitti, ce-vap da verdi, maksudun iyisini yerine getirdi.
Mektubat Bediüzzaman
Tamamı uzun olur bu yeter diye yalnızca bu nukteyi akıntıların. İnşa Ellahur Rahman yarana merhem ola
|