Senden bahsedilince, mahcubiyet sütunlarının ardına saklanıyorum..
Mesajlar geliyor durmadan.
Çokça kitâbi, çokça süslü, çokça aynı.
Bense hayalimi zorluyorum...
Kundaklara sarılmışken Amine'nin sana ilk bakışını, bebek kokunu, parmaklarını, gözlerinde parlayan ışığın sevincini merak ediyorum! Bir de Cebrail kanatlarını!
Sana yazılan Naatlar yanında kelimelerim kör, anlatışım sakat. Susuyorum o yüzden ve hayal ediyorum sadece!..
Bir bakışına, bir gülümsemene, cübbenin eteklerinden savrulan bir nefeslik rüzgara hasretim!..
Sen doğunca kalbime, adın duyulunca alemimde, yıkılmalıydı Kisra misali nefis sütunlarım, sönmeliydi bin yıldır yanan ateş misali şeytanın tutuşturduğu nazarlarım!..
Senden bahsedilince, mahcubiyet sütunlarının ardına saklanıyorum yapıp ettiklerimle!..
Ne çok cümle kuruyor, ne çok söz söylüyorum böyle. Üstelik Sen söylemişken söylenecek her sözü, sesim ne kadar da yükseliyor ahirzamanın cüretkarlığıyla...
Bir gün ashabınla yürürken, bir köpek ölüsüne rastlıyorsunuz. Herkes bakışını kaçırırken, Sen'in, "Ne güzel dişleri var" deyişin geliyor aklıma. Sırf bu yüzden, her hâdisenin içindeki güzelliği arıyorum. Şimdi herkes leş gündemleri tarif ediyor ve konuşup duruyor en kokuşmuş detaylarına kadar!..
Bugün doğmuşsun Efendim!
Hergün doğ kekeme hayatlarımıza!
Her an doğ Efendim!
Aleyhisselatü Vesselam
|