Önce kamil mürşid başka bir deyişle velinin kim olduğunu bilmek lazımdır. Kur'an-ı Kerim veliyi şöyle tarif eder:''Haberiniz olsun ki, muhakkak Allah Tealanın velileri için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. Onlar ki, iman etmişlerdir ve ittika eder olmuşlardır''(Yunus süresi 62-63) BU ayet-i kerimeye göre veli, iman edip ittika eden yani Allah Teala'nın emirlerini hükümlerini yerine getiren onun rızasına muhalif bir hal olmaması için daima korunan, şüpheli şeylerden sakınan kimsedir. Velilerin kim olduğu sorusunu peygamberimiz :'' Görüldükleri zaman Allah Tela hatırlanan kimselerdir'' şeklinde cevaplamıştır. Ebu Bekr el-Esamm der ki:''Veliler Allahın hidayet verdiği kimselerdir. Onlar da Allaha hakkıyla kulluğu ve ona davet görevini taahhüt edenlerdir.'' Veli kelimesi velayet kelimesinden gelir o da yakınlık yardım manasınadır. Binaenaleyh veli farz kıldığı her şeyle Allaha manen yaklaşan Allah ile meşgul olan Celalullahın marifet nuru ile kalbi kendinden geçen kimsedir. Kuşeyri der:'2İsmet (günahlardan beri olmak) peygamberde şart olduğu gibi hıfz (yasaklanan şeylerden kaçınmak, Allahın muhafazasında olmak) da velinin şartıdır. Şeriattaki ameline itiraz edilen herkes, aldanmıştır ve o aldatıcıdır.'' Yapılan bilumum ibadetler, Sünnette olduğu ve Sünnete uygun bulunduğu takdirde bir kıymet ifade eder. Hülasa önce zahiri ilimleri tahsil etmeli sonra da batınla meşgul olunmalıdır. Zahirsiz batının olmıyacağı aşikardır. Kumaş olmadan astarla elbise olmaz. Süt olmadan kaymak elde edilemez. Maliki mezhebinin kurucusu İmam Malik der ki: ''Fıkıh ilmini öğrenip Tasavvuf ilmini öğrenmeyen kimse fasık olur, tasavvufu öğrenip te fıkhı öğrenmeyen zındık olur, her ikisini de öğrenen hakikata erişir'' (Şerhu Aynil'ılmi ve Zeynil'hılmi, 1/33)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|