Modern tıp 1400 yıl önce kuranda yazanı bugün nihayet anladı ! Halen anlamayanlara hem selam olsun, hemde geçmiş olsun
And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık. Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik. Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur!" (Mu'minun, 23/12)
Burada dikkat edilmesi gereken ilk incelik, alak (yani Arapça “Alaqa”) kelimesindedir. Eski bazı meallerde bu kelime kan pıhtısı olarak çevrilmiş olsa da; bu kelimenin gerçek anlamı bağlanan, yapışan, takınıp tutunan, emen demektir. Arapça’da sülüğün de “Alaqa” diye adlandırılması, gıdasını emerek, yapışarak alan anlamını kuvvetlendirir.
Ceninin ana rahmindeki ilk evrelerinde sülüğe benzer bir şekilde rahim duvarına yapışarak besin emen bir et parçası formunda olması, Kuran’ın inceliğini ortaya koyar.
Bir diğer incelik, “bir çiğnemlik et” ifadesindedir. Embriyo 1 aylıkken, bir çiğnemlik et boyutunda olmasının yanı sıra, üzerinde diş izini andıran tesbihimsi bir yapı meydana gelmektedir. “Çiğneme” benzetmesindeki incelik, bu açıdan da dikkat çekicidir.
Ancak modern tıbbın imkanlarıyla detaylı incelenebilen cenin gelişimi hakkında bu kadar isabetli açıklamalar barındırması, Kuran’ın kaynağının insan olmadığı konusundaki net göstergelerden biridir.
Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü"
Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür."