HAMD ; içinde medh ( methetme ) , sena , şükür kavramlarını barındırır. Türkçede tam karşılığı yoktur. Arapçada EL takısı marife yani bilinirlilik takısıdır. Eğer el takısının önünde başka kelime yoksa anlamın kapsamını daraltıp , mahsuslaştırır . Esmaların önüne el takısı getirdiğimizde buradan Allahımızı kastederiz . Cisimleri kastedeceğimiz zaman el takısı ; cismin gözle görüldüğünü veya zihinde bilindiğini veya belilrli bir grubu veya belirli bir cinsi anlarız. Kalem dersek hiçbir özelliğini bilmediğimiz bir kalemi , el kalem dersek bazı özelliklerini bildiğimizi veya belirgin bir kalem türünü kasdederiz.
Elhamdülillah değimiz zaman bu hamd 'ın Allah için , Allaha mahsus olduğunu ( li takısı ) , dolayısıyla mahlukattan hiç kimseye hamd edilmeyeçeğini kastediyoruz ...Fatiha süresinin ilk ayeti bize böle öğretiyor.
Bir ağaç için hamd ederiz .. Çünkü Allah'ın dışında kimse o ağacı yaratamaz ... Allah müsade etmeseydi o ağaç gelişip o güzelliğe ulaşamazdı ... O ağaçtan elmayı koparıp yediğimizde yani nimet bize ulaştığında veya faydalandığımızda şükrederiz.
Başımıza türlü türlü felaketler gelmediğinde ( Allah korumasaydı gelirdi ) , gelen belalardan da ( kendi hatalarımızdan ) ucuz atlattığımızda veya almamız gereken dersi aldığımızda hamd ederiz ...
Hiçbir mahluk Allahımızı kemaliyle bilemeyeği için hamdımız da bu itibarla noksan olur . Acziyetimiz de burada ortaya çıkar. dilimiz döndüğünce saygılar ..
__________________
“gücümü, içimdeki güçsüzlükle boğuşurken tükettim.”
|