Özgürlük iradenin, ahlak özgürlüğün rahminde doğar ve büyür. Özgürlük, varlığın hakikatini, hakikatin varlığını arayan insanı varlık âleminin ufkuna yükselten bir değerdir. Özünün özünü bulmak isteyen her insan özgürlük değerini de değerlendirmesi gerekir. Özgürlük değeri sağlam ve sağlıklı bir değerlendirmeye tabi tutulursa, hayatın sırrını bulma arayışının da ahlaki bazı sınırlarının var olduğu görülür. Ahlaki bir varlık olan insanın, sınırlı dünyada sınırsız hareket etmesi özgürlük değildir. Özgürlük, insanın dilediğini yapmakta serbest olması değil, dilediğini dilemekte serbest oluşudur. Yapabilirlik insan için yapmanın meşrutiyeti olamaz. Dolayısıyla ahlakın sırrı özgürlük, özgürlüğün sınırı ahlaktır.
Hakikat arayışının nirengi noktasını özgürlük ve ahlak teşkil eder. Özgürlük ve ahlak meselesi insan var olduğu sürece insan aklını meşgul etmeye devam edecek, seçkin entelektüel tartışma ortamlarının koyulaşmasına hizmet edecektir.
Özgürlüğe, “efradını cami, ağyarını mani” bir tarif yapmak çok zordur. Zira özgürlük, midyesi açılmamış bir inci, düğümü çözülmemiş bir tılsım, daha fethedilmemiş bir kale ve henüz ulaşılmayan bir zirvedir. Kadim tarihten beri aklın oltasına takılan sorulardan biri “Hakikatin özgürlüğü, özgürlüğün hakikati nedir?” sorusudur.
Kendi kendisine ilahi bir emanettir insan. En ağır emaneti üstlenen insan, âlemin sahibi değil, şahididir. Âlemin şahidi olan insanın, sahibiymiş gibi davranması özgürlük değildir. Her şeyin hakkı olduğu gibi özgürlüğün de hakkı vardır. Özgürlüğün hakkı, hakkın özgürlüğüdür.
Hakikat, özgürlüğün mabedidir.
|