Biz sana Seb'u'l Mesani'yi ve yüce Kur'an'ı verdik
Konu bütünlüğü içinde ayetler daha güzel bir anlam kazanıyor.
Örneğin Hicr Sûresi 87'de geçen "Biz sana “Seb’u’l Mesanî’yi” ve yüce Kur'ân’ı verdik" ayeti "Seb'u'l Mesanî" konusuna boğulmuştur. Bu ayet sanki sadece Fatiha Sûresi'nin bir diğer adının ne olduğunu izah etmek için gelmiştir.
Halbuki bu ayeti hemen sonrasındaki 88'inci ayetle birlikte okuduğumuzda muazzam bir mana ortaya çıkıyor. Bir sonraki ayet ise şöyledir:
Bu nedenle kendilerine çeşit çeşit nimetler verdiğimiz kimselerin maddi durumuna gözlerini dikme! Onların akıbeti için üzülme ama müminler için rahmet kanatlarını ger!
Yani ey Muhammed, bizim sana verdiğimize bir bak! Biz sana Fatiha gibi sûre verdik. Yüce Kur'an'ı verdik. Senin sahip oldukların bunlardır. Bunları görmezden gelip milletin sahip olduğu mallara imrenme! Onların zenginliklerine aldırma! Onların sahip olduklarına göz dikme! Senin sahip oldukların, onların sahip olduklarından daha hayırlıdır.
Ey Allah'ın kelamını okuyan, ezberleyen ve okutan kişi! Şunu unutma ki Rabbimiz sana da aynısını diyor! Sen ki Allah'ın kelamını ezberlemişsin! Sen ki Kur'an'la ve sûrelerle müşerref olmuşsun. Senin sahip olduğun bu nimet, iman etmeyenlerin tüm dünyalarına ve tüm imkânlarına bedeldir. Sakın onların malına imrenme! Sakın onların sahip olduklarına aldırma!
|