Celveti nasıl olunur
Celvetiyye tarikatı bilinen en meşhur
Türk – İslam tarikatlarından ve tasavvuf
yollarından birisidir. Kökeni Halvetiliğe
dayanan celvetiyye tarikatının kurucusu
Aziz Mahmut Hüdai'dir. Aziz Mahmut
Hüdai'nin hocası Muhammed Uftade ise
Halveti tarikatının önde gelenlerinden
birisidir. Bu nedenle buradan şu
anlaşılıyor ki Aziz Mahmut Hüdayi
hocasının yolundan farklı bir metot
izleyerek celvetiyye tarikatını
kurmuştur. Buna rağmen Aziz Mahmut
Hüdayi kendi yollarının hem halveti hem
de celveti olduğunu belirtmiştir.
Farkları ise şu şekildedir. Halvetilik
halvetten, celvetilik ise celvetten
türemiştir. Halvet bir yere kapanarak
insanlardan ve toplumdan uzakta sadece
zikir ile meşgul olmaktır. Celvetilik ise
halk içinde olarak bu ekolü devam
ettirmektir. Dolayısıyla Aziz Mahmut
Hüdai'den sonra celveti dervişleri halkın
içinde devamlı tarikat adaplarını yerine
getirerek ve nasihatler ederek
varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Buradan çıkışla celveti
olmanın ilk yolu halk
içinde olmayı bir görev
saymak, halkın olumlu
veya olumsuz bakış
açılarını sineye çekmektir. Bu nedenle
halvetilikten daha zor bir meslektir.
– İkinci kural ise köken olan halvetiliği
unutmayarak zaman ve mekanın uygun
görüldüğü zamanlar kendi kendini
dinlemek babında halvete girmektir.
Celvetilikte zikir çok önemli bir yer
tutar. Bu nedenle celveti dervişleri
kendilerine özel virtlerle zikirlerine
-
devam ederler. Bu ömür boyu sürer.
Celveti olmak isteyen kişi İstihare,
İstişare ve Abdest alma fiillerini yerine
getirir. İstihare iki rekat namaz kılıp
kimseyle konuşmadan yatmak ve rüyada
görülenlerdir. İstişare tarikata girmek
için danışmaktır.
Bunlar yapıldıktan sonra kişi şeyhin
huzuruna çıkıp elini dizine koyarak
oturur ve şeyhi ile beraber üç defa,
"Allah’tan ameli, fiili ve kavli bütün
günahlarımın bağışlanmasını dilerim"
dedikten sonra yine istiğfar ederek
“amentü"yü okur. Ardından şeyh, mürid
adayına şunları söyler: “Her gün 100
defa 'Estağfirullah el-azim’ denmeli. Her
gün peygambere 100 defa selat ve selam
getirmeli. Günde 700 defa la ilahe
illallah’ ve her 20. veya 30. söyleyişte bir
defa 'Muhammedün Resulüllah' demeli,
tövbeye özen göstermeli, sünnete
riayetkâr olmalı, dünya malına tamah
etmemeli, az yemeli, az konuşmalı,
daima zikirle meşgul olmalı.
Şeyhin söylediklerini kabul eden kişi biat
ederek celveti olmuş olur.
__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
|