Gülümsemek böyle bir şeydir işte
GÜLÜMSEMEK ÜZERİNE
Birleşmiş Milletler’in orta Avrupa yöneticilerine bir eğitim veriyorum. Sınıfta dünyanın bir çok yerinden gelmiş insanlar var. Eski Sovyet Cumhuriyetinden gelen birkaç yaşlı yönetici İngilizceyi çok az düzeyde bildikleri için otelin salonunda iki çevirmen , kabinde görev yapıyorlar. Hepimizde kulaklıklar, ben İngilizce anlatıyorum, çevirmen Ruşçaya çeviriyor. Beşinci gün bir uygulama için katılımcılar sırayla hazırladıkları sunumları yapıyorlar , bende onlara not veriyorum. Ermenistandan gelen bir yöneticiye sıra geldi , bana gülerek bir şeyler anlatmaya başladı, ben de onu dinliyorum ve kik kik gülüyorum. Beşinci gün … Yaklaşık otuz saatin sonu… Çok komik şeyler söylüyor. Sonra birden farkettim ki kulaklığım kulağımda değil ve konuşmacı Rusça konuşuyor. Sonra hep beraber daha fazla güldük. Çok ilginç bir şey farkettim , hiçbir şey anlamamama rağmen , onun ağız dolu gülümsememesi beni de güldürmüştü.
Gülümsemek böyle bir şeydir işte : Taşı suya attığımızda yayılan dalgalar gibi , yüzden yüze yayılır.
Gülümsemek size de iç huzuru getirir. Beyin vücut kaslarının hareketlerini takip eder ve hormon dengesini değiştirir. Örneğin sakız çiğnediğinizde , beyin bir şey yediğinizi zannedip mideye asit salgılaması için komut gönderir. Gülümsediğinizde ise mutluluk hormonu salgılar. En mutsuz anınızda gülümseyin, rahatladığınızı görürsünüz.
Gülümsemek iletişime değer katar.
Kendinize gülümsemediğinizde , kimseyle beraber gülemezsiniz. Kendinize gülmediğinizde , herkes size güler.
Kendisi ile barışık olmayan insanlar dünyaya gülümsemezler.
Ne kadar asık yüzlüyüz, birbirimize ne kadar az gülüyoruz ve ne kadar az “ Merhaba” diyoruz dikkat ettiniz mi ? Sakın bana ekonomik kriz, hayat pahalılığı falan demeyin. Çünkü bunları , işsiz kalanları , ne yaşadıklarını ben zaten çok yakından ve içtenlikle biliyorum. Kriz yokken de biz birbirimize gülümsemiyorduk. Beş yıl sonra , ondan sonraki beş yıl sonra da. Batıdaki birileri zengin olsun diye yine kriz olacak. Köylerde şehirlerdekinden çok daha kötü şartlarda yaşayan insanlar sizi gördüklerinde “ Selamünaleyküm” der ve gülümser, biz şehirde birbirimize “ Merhaba “ demeyiz. İnşallah bu davranış köyden kente yayılır, bence ne yazık ki kentten köye yayılacak.
Bu kültürel bir alışkanlık; aynı asansöre binip birbirimize “ Merhaba , iyi günler “ demek ve gülümsemek ya da yollarda , daracık bir koridorda göz göze gelmeden geçmeye çalışmak. “Türk milletini nasıl tanırsınız ? “ diye sorduklarında rahatlıkla şunu söyleyebilirsiniz : “Birbirimize gülümsemeyiz . “
Eskiden oturduğum apartmanda bir akşam iş dönüşü asansöre bindim. Üç bekar çocuk, büyük ihtimalle öğrenciler , ellerinde akşam için aldıkları nevaleler… Buz gibi bir ortam… Onlar , asansörde ben olduğum için konuşamıyorlar. Ben sert bir ifadeyle , “Akşama yemeğe sizdeyim. “dedim. Bunlar Şok ! Sonra ben gülümseyince kahkayı bastılar, “Ağabey , Allah aşkına gel !” Bu keretalar bekar diye kimse bunlara “Merhaba” demezmiş, bunlar potansiyel sapık ya! Gülüştük, fırsat bulup gidemedim; ama onlarda bende asansörden daha mutlu , daha insan ayrıldık…….
“Ne gülüyorsun deli gibi “ deriz ya, aslında psikolojik problemi olanların % 90’ı somurtur.
Bugün, tanımadığınız insanlara “ Merhaba “ deyin.
Gülümseyin ; dünya da sizinle birlikte gülümser…
|