[QUOTE=iron;440487]
Alıntı:
Kekik kokusu Nickli Üyeden Alıntı
Yazınızın sonu beni benden aldı.
Gönül kırdın mi?...
Yaaa ne kadar kolay aslinda pata küta konuşup gönül kırmak. Allah hepimize hidayet versin hepimize merhamet etsin. Robert frager in(amerikali dervis) eserlerinde Muzaffer Ozak efendiden(seýhinden) dinledigi ve anlattigi sohbetlerde yaziyordu.
Kalp kirmak deyince ibrahim Hakkı nın bir hikayesi düştü aklıma, paylasmak istedim.
Ne güzel dediniz.
Gönül Calab in tahti, Calap gönüle bakti...
İyi bir terbiye alması için çocukluğunun mühim bir devresini Fakirullah hazretlerinin yanında geçiren İbrahim Hakkı hazretleri, bir gün eline aldığı bir testiyle çeşmeye gider, doldururken oraya gelen bir atlı:
- Çekil bakayım önümden be çocuk! diye İbrahim Hakkı hazretlerini azarlayarak atını çeşmeye sürer.
O da testisini alıp bir kenara çekilmeye uğraşırken atını mahmuzlayan adam, onu bir köşeye sıkıştırır. Testisini bırakıp kendisini kurtarmak zorunda kalır İbrahim Hakkı hazretleri... Bu esnada at da üzerine basıp testiyi kırar. Ağlayarak hocasının huzuruna gelir ve:
- Çeşmeden su alırken atını koşturarak gelen biri, atını üzerime sürdü. Can havliyle kendimi kurtarmaya çalışırken testimi de tepeletip kırdı! der. Hocası sorar:
- Testini kıran atlıya sen bir şey söyledin mi?
- Hayır, der, hiçbir şey söylemedim.
- Çabuk git ve o adama bir iki laf söyle, der.
İbrahim Hakkı hazretleri gider, çeşmenin başında atını tımar etmeye başlayan adamın yanına varıp bekler. Fakat bir türlü terbiyesini bozup da:
- Benim testimi niye kırdın zalim adam diyemez.
Dönüp geldiğinde hocası Fakirullah hazretleri sorar:
- Ona bir şeyler söyleyebildin mi?
- Söyleyemedim efendim; niyetlendim, lakin bir türlü dilimi çevirip de ağır bir söz sarf edemedim! Hocası bağırır:
- Sana diyorum, çabuk git ve o adama bir şeyler söyle, mukabele et yoksa sonu felaket.
İbrahim Hakkı hazretleri bu defa kararlı olarak koşup çeşmenin başına gelir. Bir de bakar ki, testisini kıran adamı, kendi atı, attığı çiftelerle çeşmenin havuzuna yuvarlamış, ölüsü yatmaktadır! Koşarak gelip, hocası İsmail Fakirullah hazretlerine bu vahim vaziyeti anlatır. Hocası bu hale üzülür:
- Vah vah bir testiye bir adam. Üzüldüm buna doğrusu der.
Huzurundakiler bundan bir şey anlamadıklarını söyleyince, büyük veli şöyle izah eder. O atlı adam, İbrahim Hakkı'ya zulmetti. Zulme uğrayan da tek kelimeyle olsun mukabelede bulunmadı, zalimi Allah'a havale etti. Allah Teala'nın da gayretine dokunup zalimi cezalandırdı.
Şayet İbrahim Hakkı da onun zulmüne karşılık verip, ona bir şeyler söyleseydi, ödeşeceklerdi. Fakat İbrahim, büsbütün mazlum oldu. Bense ödeştirmek için uğraşıyordum, maalesef muvaffak olamadım!
|
Merhabalar,
Sabah sabah sayenizde güzel bir yazı okudum teşekkürler .."Erzurumlu İbrahim Hakkı" !!!! kitabını internetten okumuştum ..... hoş anlayamadığım çok yeri de oldu ama...özellikle" kainatın işleyişini hiyerarşiji melekleri anlattığı ilk bölümdeki yerler bana çok çok inanılmaz bildiğimizden ne farklı şeyler yazmış" dedirtmişti..
meleklerin ettiği duayı çok okumuşluğum var...ayrıca kitabın orijinal nüshasını Hatay müzesinde görmüş çok da etkilenmiştim...
Bizler tabii "İbrahim Hakkı" hazretleri gibi olamayız onlar derya deniz ama bir damla olabilsek onların yaşayışlarından bir nebzede olsun ders çıkartabilirsek yaşantımıza alabilirsek ne mutlu bize...
İnsanlar bazen içlerindeki ,öfkeyi ,hırsı, kini,kıskançlığı yansıma yaparak karşısındakinden çıkarıyor çok acımasızca ama maalesef oluyor böyle şeyler ..ne diyelim Allah affetsin hepimizi doğru yoldan ayırmasın .....
Paylaşımızınız için tekrar teşekkürler.