Yaratıcılık yoksa yaşam da yoktur. Yaşam hep ileriye gider, yaratmak, değişmek, dönüşmek üzerine kuruludur. Evrenin sistemini anlayıp kabul etmedikçe, oyunun dışında küskün ve mutsuz bekleyeceğiz. O zaman neden yaşamın zekasına güvenmeyelim ? Sonuç muhteşem bir eser olacaksa, neden kendini bir konuma, duruma hapsetmek ? Galiba tek ihtiyacımız biraz cesaret ve güven.
birkaç kere okuyun lütfen...
''Cenabı Hakkın Kaza ve Kaderi var.Kaza ve Kaderde İmanın Şartıdır'' yazmışsınız evet doğru yazdınız lakin “kader” konusunun ne olduğunun iyi anlamamız gerekir.
Doğum anında alınan kozmik etkilerle, bizim irademiz dışında, beynin programlanması (yetenek ve kabiliyetlerin oluşması) değiştirilemez kaderimizdir.
Beyinde oluşan bu kapasite oranında kendi irademiz ile sonsuz sayıdaki alternatif seçenekler içinden (farkında olarak veya olmayarak) yaptığımız seçimlerin bir sonraki anı oluşturması (açığa çıkması) olayı kazamızdır.
Yani, ok yaydan hedefe atılmıştır (kader).Okun durdurulması mümkün değildir. Fakat ok hedefe giderken, hedefin yeri değiştirilerek okun hedefi vurması önlenebilir(kaza).
Açığa çıkardıklarımız kazalarda ancak kaderimizin (ana programımızın) kapasitesinin müsaade ettiği orandadır.
Bu yüzden, evrensel sistemi okuyabilen arifler ''kader kesinlikle değiştirilemez, ama kaza/hüküm değişebilir'' demişlerdir.
Binlerce yıldır mistik düşünürlerin günün şartlarına göre çeşitli mecazlarla ifade ettikleri gerçekleri bugün modern bilim ile çok daha net anlayabilmek mümkün hale gelmiştir.
Gelecek ve kader konusuna günümüzün bilimsel tespitleri doğrultusunda baktığımızda, atom altı/kuantum fiziğindeki son tespitlere göre an da sonsuz sayıda olasılık vardır. Ve insan bu an daki sonsuz alternatif seçenekler içerisinden farkında olarak veya olmadan yaptığı tercihler neticesinde bir sonraki an da (gelecekte) yaşayacaklarını oluşturmaktadır.
Yani gelecek, kişinin yaşamı içerisinde bir önceki an da yaptığı seçimlere dayanarak kendisinin yazdığı bir senaryodur.
Başka bir deyişle, yarın bugünü izlemekle birlikte, şu an da yapacağımız seçimler de yarın doğacak sonuçları içinde barındıran zenginlikteki bir portföyü her an bize sunmaktadır.
Şu an yapacağımız seçim bir sonraki an da yaşamımız da yerini alacaktır. Aslında şu an da yaşadıklarımız bir önceki an da bizim seçtiklerimiz den başka bir şey değildir.
Beynimiz de her an açığa çıkan manalar önce bilincimiz de düşünce (enerji) sonrada yaşantımızda fiil (madde) olarak yer alırlar. Kuantum kuramına göre; Varlık bir enerji alanından türer ve kendisi de yoğunlaşmış enerjidir. Varlık enerji ise enerjinin dönüp değiştiği gibi değişir ve dönüşür.
Bakın Mevlana ne diyor; "Sen düşünceden ibaretsin. Geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsün gülistan olursun. Diken düşünürsün dikenlik olursun."
sevgi ve saygılarımla...
|