Tekil Mesaj gösterimi
  #3  
Alt 01.02.17, 22:08
SiLence SiLence isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 21.12.16
Mesajlar: 10,392
Etiketlendiği Mesaj: 1593 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Bu dörtlügü kitalar arasi güdümlü füzelerin kullanildigi Üçüncü Dünya Savasi olarak yorumlamak mümkün, ancak nükleer baslik olup olmadigi anlasilmiyor.

Edgar Cayce'dir. Cayce esas felaketin Amerika kitasinda olacagini, Los Angeles, San Francisco gibi kentlerin yok olacagini, dogu sahillerinin büyük degisimlere ugrayacagini söylemektedir. Cayce'e göre direkt bir nükleer tehlike yoktur ama uzaklarda yapilacak bir ya da birkaç denemenin çok büyük depremleri tetikleme olasiliginin bulundugunu hatta Dünya'nin eksenini degistirecegini söylüyor.

Ancak Cayce felaket sonrasinda dünya haritasinin çok büyük ölçüde degisecegini ve pek çok yerin su altinda kalacagini söylüyor. Yani kutuplardaki buzlar eriyecek, bir çesit tufan olacak. Ergun Candan Kiyamet Alametleri adli kitabinda Cayce'in hayal ettigi haritayi vermis .

On ikinci yüzyilda St. Hildegard hem kiyameti, hem de kiyametten sonra gelecek tufani haber vermisti. Özetle:

"Zorlu ve kanli savaslar, birbiriyle yarisircasina patlak verecek. Sayisiz insan ölecek. Kentler harabeye dönecek... Toplum bu felaketler sonucunda tamamen arindiktan sonra bir süre dogruluk egemen olacak... (Ancak) Dünya halen yedinci çagi yasiyor ve bu çagin sonunu Son Gün izleyecek..."

Jean de Vatiguerro" 1524 yilinda Liber Mirabilis adli bir kitap yayimladi. Kitapta söyle diyordu:

"Dünyanin pek çok yerinde korkunç depremler olacak, üstünde yasayanlar topragin derinliklerine gömülecektir. Kentler, kaleler, satolar yer sarsintilariyla yikilacak, deniz kükreyecek ve tüm dünyaya bas kaldiracaktir. Hava insanlarin insafsizligiyla bozulacak ve zehirlenecektir." Son cümle ilginç, çünkü günümüzdeki hava kirlenmesiyle direkt baglantili.

St. Malachy'dir. O da on ikinci yüzyilda yasamistir. Kehanetlerini papalik kurumu üzerine yogunlastirmis ve kendinden sonraki dönemlerde gelecek papalarla ilgili çok isabetli tahminlerde bulunmustur. Örnegin bir önceki Papa'nin (Jean Paul I) seçildikten bir ay sonra ölecegini bilmistir. St. Malachy 111 papa saymaktadir. 2005 yilinda ölen Papa Jean Paul II zamaninda Günes'ten kaynaklanan bazi atmosferik degisiklikler ve depremler olabilecegini söylemis, bu pek ciddiye alinmamis ama 11 Agustos 1999'daki Günes tutulmasindan sonra dünyada sik sik deprem oldugu da görülmüstür.

St. Malachy'nin en önemli kehaneti papalik kurumunun 111. Papa'dan sonra ortadan kalkacagidir. Bu kisinin kim olacagini henüz bilmiyoruz, ancak bazi arastirmacilar bunu "Ya dünyanin sonu gelecek, ya da Hiristiyanlik çok büyük bir degisim geçirecek!" seklinde yorumlamaktadirlar.

Diger ilginç husus St. Malachy'riin projeksiyonundaki tarihlerle Nostradamus'un ayni zaman dilimine denk gelmesidir. Bu dilim yirmi birinci yüzyilin ilk çeyregidir... Ve bu Mayalarca yasadigimiz çagin sonu olarak kabul edilen 22 Aralik 2012 tarihine de denk gelmektedir. Nostradamus'un St. Malachy'den esinlendigini kabul edebilir ve tarih benzerligini bu yoldan açiklayabiliriz ama St. Malachy'nin Maya takviminden esinlenmis olabilecegi pek inandirici olmaz.



Maalesef Ispanyol isgalcilerin ve onlari izleyen misyoner rahiplerin hirsi sonucunda elimizde Mayalara ait fazla bilgi kalmamis. Kalanlardan bir tanesi KisMayalar'in kutsal kitabi olan Popol Vuh...26 Ve bu kitapta su satirlar var: "Yine bir asagilanma, yikim ve tahrip geliyor... Gökyüzünden reçine yagmuru geldi. Adina 'Yüzlerin Oyucusu' denen (yaratik) geldi; o gözleri oydu. Sonra 'Birden Kanatan' geldi; o da kafalari kopardi."

Mayalarca korkutucu isimler takilan yaratiklar hem Sümer efsanelerindeki Ninurta ve Erra'yi, hem de St. John'un Apokalips'indeki yok edici melekleri hatirlatiyor. Bire bir baglanti olmasa bile motif ayni!

Mayalarin bundan önce dört çag geçtigine ve simdi yasadigimiz çagin MÖ 13 Agustos 3114 yilinda basladigina inandiklarini görmüstük. Her bir çagin 5126 yil sürdügünü kabul etmis ve buna göre yaptiklari projeksiyonda simdiki çagin 22 Aralik 2012 günü büyük felaketlerle sona erecegini söylemislerdi.

Popol Vutida baslangiçta yerle gögün ayrilmasinin gerçeklestigi yaziyor. Bu Eski Misir'da Su'nun Geb ile Nut'u, yani yeryüzü ile gökyüzünü ayirmasini hatirlatiyor.Bir diger benzerligi "piktograf yazi örneklerinde görüyoruz. MS 1500'lerdeki bir Aztek örnegi ile Misir krallarindan Narmer'in tas tabletindeki örnek sasirtici ölçüde benzer. Bati yarimküresinde yazi gelismemisti. Genelde resimli anlatim yöntemi kullanilirdi. Ayni yöntemi Sümer ve Misir'daki ilk yazi örneklerinde görüyoruz. Ne var ki, Sümerlerde çivi yazisina, oradan da alfabeye, Misirlilarda ise hiyeroglife dönüs evrimini görüyoruz. Bu evrim Amerika'da olmamis ama baslangiçta ayni biçimde bir çikis noktasi var gibi görünüyor. Burada karsimiza bazi sorular çikiyor:

- Amerika kitasi ile Ortadogu'da gelisen uygarliklar arasinda bir

temas var miydi?

- Her ikisinin de ortak bir atasi mi vardi?

Nitekim dünyanin her iki yaninda gelisen efsanelerde de ciddi benzerlikler var. Simdi son 20.000 yillik süre içinde bulabildigimiz tarih benzerliklerine bakalim.

Kayitlarinin neredeyse tamami yok edilen bir uygarliktan kalan tek tük esere bakarak bir kronoloji çikarmak zordur. Bu konuda baslica referans noktasi Azteklerden kalan "takvim tasi"dir.



AZTEK TAKViM TASIGerek bu tas ve gerekse Nahuatl metinleri gibi diger bazi kalintilardan genel hatlariyla söyle bir kronoloji çikiyor:

Birinci Günes 4008 yil (Tufanla bitti)

Ikinci Günes 4010 yil (Rüzgarla bitti)

Üçüncü Günes 4081 yil (Depremlerle bitti)

Dördüncü Günes Halen devam ediyor.

Bu çaglarin süreleri Codex VaticanoLatino 3738 sayili dokümandan alinmistir. Buna göre MÖ 16.000'lere kadar geri gidiyoruz. Ancak burada bir sorun çikiyor. Bazi arastirmacilara göre dört degil, bes çag var ve biz halen besinci çagin içindeyiz. Elimizdeki bilgiler bunu kesinlestirecek düzeyde degil! Bizzat Maya ve Aztek tabletlerinde bazi terslikler var, özellikle Dördüncü Çag'da...

MÖ 11.000'lerde oldugu bilimsel çevrelerce de kabul edilen tufani bir ankraj noktasi olarak kullanir ve Birinci Çag'in sularla sona erdigini yazan Popol Vuh'u dogru kabul edersek, verilen sürelere göre Dördüncü Çag'da olmamiz gerekir. Ancak söz konusu süreler bizi söyle bir kronolojiye götürüyor:

1. Çag MÖ 15.608 11.600

2. Çag MÖ 11.6007.590

3. Çag MÖ 7.590 3.509

4. Çag MÖ 3.509

Ne var ki Mayalar simdiki çagin baslangici için MÖ 12 Agustos 3114 gibi çok kesin bir tarih veriyorlar. Arada 395 yillik bir fark var. Mayalar'in takvim konusunda ne kadar hassas olduklarini hatirlarsak böyle bir yanlislik yapmis olmalari söz konusu olamaz.

Bu durumda yaklasik 4000 yillik üç çagdan sonra her nedense yalnizca 395 yil süren kisa bir dördüncü çag oldugunu kabul edebiliriz. Bu ihtimali güçlendiren baska bir kaynak var; Maneto'nun kronolojisinde Eski Misir'da Menes'in ilk hanedani baslatmasindan önçeki 350 yillik "kargasa dönemi"... Benzer bir dönem Amerika'da da yasanmis olabilir.



Birinci Çag'in baslangici MÖ 15.608; öte yandan son Buz Çagi'nin bitisi ve erimenin baslamasi MÖ 17.000'lerde kabul ediliyor. Ancak Hapgood'un "normal disi etken" düsüncesini ve bu etken için verdigi yaklasik MÖ 16.500 yili tarihini hatirlarsak. Mayalarin baslangici ile buzullarin çözülmesi arasinda bir baglanti çikar.

Öte yandan Mayalar çaglarin Venüs'ün gökyüzünde görünmesiyle basladigini söylüyorlar. Venüs'ün Günes sistemine bir gezegen olarak sonradan geldigini Velikovsky de söylemisti .

Ayni sekilde ilk çagi sona erdiren tufan da dogru zaman dilimine (MÖ 11.600) oturmaktadir.

Dördüncü Çag'in ya da Kargasa Dönemi'nin baslangici Sümer uy garliginin baslamasina, simdiki, yani Besinci Çag'in baslangici ise ayni kargasa döneminden sonra Misir'daki ilk hanedana denk gelmektedir.

Bunlar dünyada tufan öncesi ileri bir uygarligin oldugu ve çesitli felaketlerle sona erdikten sonra kalan tek tük bilge kisilerin yeni bir uygarligi tekrar baslattigi tezini destekler gibi görünüyor.

Bunun baska bir isaretini Peru'da Titikaka Gölü kenarinda bulunan çok eski yazilarin Paskalya Adasi'nda ve Hititler'deki yazi stiline çok benzemesinde görüyoruz .

Dogu ile Bati arasinda uzak geçmiste bazi baglantilar oldugunun bir baska kaniti daha var:

Incil'de, Joshua 10 bölümünde Israilliler Amurriler'Ie savasirken Günes'in durdugu ve gündüzün yaklasik bir gün devam ettigi yazili. Öte yandan dünyanin öbür tarafinda And Daglan yerlileri arasinda gecenin uzadigi ve Günes'in yaklasik 20 saat geç dogduguna dair de bir efsane var!

Burada önemli olan olayin gerçek olup olmadigi degil, dünyanin iki

yaninda birbirini tamamlayan, paralel efsanelerin gelismesi...

Peki bu tarih ve sürelerin simgesel degerleri var mi?

Mayalar karmasik takvim sistemleri içinde bazi anahtar sayilari

kullanmislar. Bu sayilarin en ilginç olani 1.366.560 gün...

Bu sayi pek çok dogal siklusu birlestiriyor. Söyle ki:

1.366.560 = 5256 tzolkin yili (5256x260)

3744 Günes yili (3744x365) 2340 Venüs siklusu (2340x584) 1752 Mars periyodu (1752x780) 72 "Aztek" Yüzyili (72x18980)

Aritmetik islemlerle böyle bir ortak sayi bulmak zor degil ama Maurice Cotterell 1.366.560 rakaminin çok farkli bir anlam tasidigini öne sürmüs. Adrian Gilbert'le birlikte yazdiklari The Mayan Prophecies adli kitapta felaket teorilerini açiklamaya çalisan yepyeni bir tez getiriyorlar.

Cotterell astrolojinin bilimsel yönleriyle ilgilenen bir bilgisayar mühendisiydi. Belli burçlarda dogan kisilerin belli mesleklere sahip olmasi ilgisini çekmisti. Isik yillariyla ölçülen uzakliklarda olan takim yildizlarinin dünyada dogan bebekleri etkilemesi mümkün müydü? Yoksa etkin olan baska bir faktör mü vardi?

Burçlarin degismesi aslinda Günes'in önünde dogdugu takim yildizin degismesiydi. Günes daha yakindi, yaydigi isinlar Dünya'ya enerji yüklüyordu. Astrologlar genelde etkinin arka fondaki burçtan kaynaklandigini kabul ediyorlardi ama Cotterell Günes'in manyetik alaninin dogan bebekleri etkileyebilecegini

düsündü ve bu alani, özellikle Günes lekelerini incelemeye basladi.

Bilimsel çevreler Günes lekelerinin yaklasik 11.1 yillik bir siklus içinde tekrarladigini kabul ediyorlardi. Cotterell arastirmalari sonucu bu siklusun 11.5 yil civarinda oldugunu buldu.

Günes lekelerinin nedeni kitlenin plazma (süper sicak gaz) yapisi nedeniyle kendi çevresinde dönerken "ekvator" bölümünün daha hizli, "kutuplar"in ise daha yavas dönmesidir.35 Çünkü manyetik alan çizgileri bükülür, burulur ve bukle yapar. Bazen bu bukleler yüzeyin disina tasar ve Günes lekelerini olusturur .Cotterell 11.5 yildan baska yaklasik 187 yil süren bir üst siklus bul du. Günes lekeleri 187 yilda bir baslangiç noktasina geri dönüyordu.Öte yanda Günes'in manyetik alani 18.139 yilda bir yön degistirip tersine dönüyordu!Bu süre içinde bes ara dönem vardi; ikisi 20x187 ve üçü 19x187 yil sürüyordu.

Bu noktada Cotterell uzun ara dönemin, yani 20x187 yilin, 1.366.040 gün oldugunu gördü. Bu sayi Mayalar'in 1.366.560 günlük anahtar sayisina çok yakindi. Acaba Mayalar su veya bu sekilde Günes'teki lekelerin tekerrürünü bulmuslar miydi?

Bu asamada Cotterell tekrar biyolojiye döndü ve Günes lekelerindeki yogunlasma ve manyetik alanin yön degistirmesinin dünyadaki canlilar üzerindeki etkilerine bakti. Gerçekten de bu dönemlerde üreme hizi çok düsüyordu. Cotterell bu kez dünyadaki felaketlerle Günes lekeleri arasinda baglanti olup olmadigini inceledi ve bazi iliskiler gördü.

Mayalar'in büyük çag için yaklasik 18.500 yil hesapladiklarini görmüstük. Bu sayi Günes'in manyetik alaninin yön degistirme periyodu olan 18.139 yila çok yakin ve daha da önemlisi, Mayalar'in çagimizin sonu olarak öngördükleri 2012 yili Günes'teki manyetik alanin yön degistirmesine denk geliyor. Öngördükleri felaket ya da degisim acaba bu nedenle mi?

Farkli yerlerde, farkli tarihlerde, farkli kisilerin benzer kehanetlerde bulunmasi bizi ister istemez gizli bir bilgi geleneginin oldugu düsüncesine götürüyor. Kaynagi Hintlilerin Akasik kayitlari da olsa, tufan öncesindeki eski uygarliklarin birikimi de olsa, Hermes Trismegistus'un sütunlarindan da okunmus olsa, uzaydan gelen ziyaretçilerce aktarilmis da olsa, birileri bu bilgilere ulasmisa benzer.

Kim bilir, belki de Nostradamus hakli...



Kaynak : Kayip Tarih (Yalçin ilter)

__________________
Kaybettiklerim arasında en çok kendimi özledim, oysa ne güzel gülerdim..
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147