Kıyâmet Günü, Muhammed Aleyhisselâm’ın Kullarından Biri Cehenneme Götürülüyordu. Âdem Aleyhisselâm Bağırdı:
▬ “Yâ Muhammed! Bak, Senin Kullarından Birini Cehenneme Götürüyorlar.”
Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimiz Hemen Koştu; Kulu Cehenneme Götüren Meleklere:
▬ “Ey Allah’ın Melekleri...” Dedi, “Biraz Durun!”
Melekler Şöyle Cevap Verdiler:
▬ “Biz Allah’ın Emir Kuluyuz, O’nun Emrinden Dışarı Çıkamayız.”
O Sırada Meleklere Bir Ses Geldi:
▬ “Muhammed’in Dediğini Yapın!”
Muhammed Sallallâhû Teâlâ Aleyhi ve Sellem’in İsteğiyle O Kulu Tekrar Mizâna Götürdüler. Tekrar Tartıldı, Günâhları Sevâplarından Ağır Geldi. Ona Yine Cehennem Gözükmüştü. Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimiz Tam Bu Sırada Bir Kâğıt Çıkardı ve Bu Kâğıdı Terazinin Sevâp Kefesine Koydu. Sevâp Tarafı Ağır Bastı ve O Kul, Böylece Cehennemden Kurtuldu. Kurtulunca:
▬ “Sen Kimsin?”
Diye Peygamber Efendimizin Ellerine Sarıldı.
▬ “Muhammedim.”
Kul, Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimizin Ayaklarını Öpüp:
▬ “Ey Allah’ın Rasülu!” Dedi, “O Kâğıt Neydi? Hani Benim Kurtuluşuma Sebep Olan Kâğıt?”
Sevgili Peygamberimiz Şöyle Buyurdu:
▬ “O Kâğıt, Dünyâda iken Benim Üzerime Okuduğun Salevât-ı Şerifedir. Seni O Kurtardı...”
▬ ▬ ▬ ▬
Not: Birtakım Çokbilmişler İtirâz Edip Veryansın Yapmadan Önce Gerekli Açıklamayı Yapalım ki, Kıymetli Nefeslerini Boş Yere Harcamasınlar!
Burada “Kul” Sözcüğü, Allah’tan Başkasına Kul Olmak Gibi Bir Manâ Taşımaz. Eski Türkçede de Kul Sözcüğü Farklı Manâlarda Kullanılırdı; Kapıkulu Gibi...
Bizim Kitaplığımızda ise Ekseri Eski Eserler Olduğu İçin, Muhtevalarında Bu Gibi Sözcükler Doğal Olarak Var. Doğal Olmayan, Günümüzün Dil Bilmez Lügât Bilmez Anlam Bilmez İlim Bilmez Ama Her Şeyi Çok İyi Bilir Ayağına Yatan ya da Bilmediği Bir Şeyle Karşılaşınca Küllüm Düşman Kesilen Tuhaf Birtakım Zevklerin Sahibi Olan Kimselerdir. Hâlbuki Kimse Her Şeyi Bilmek ya da Öğrendiği Bir Şeyi Evvelce Bilmediği İçin Ona Düşman Olmak Zorunda Değildir Vesselâm.
__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
|