Mûsâ Aleyhisselâm Tûr-i Sina’ya Gidiyordu. Bir Adam Gördü; Yarı Beline Kadar Kuma Gömülmüş. Sokuldu, Selâm Verdi:
▬ “Derdin Nedir? Niçin Kumdasın?”
Diye Sordu. Kumdaki, Dışarıda Kalan Çıplak Göğsünü Göstererek:
▬ “Neden Olacak...” Dedi, “Giyecek Hiçbir Şeyim Yok Milletin Ortasında Çıplak Dolaşamam Yâ? Onun İçin Yarı Belime Kadar Kuma Gömüldüm. Utanıyorum...”
Sonra Ekledi:
▬ “Ey Mûsâ! Sen Nereye Gidiyorsun?”
▬ “Allahû Teâlâ ile Konuşmaya Gidiyorum, Tûr-i Sina’ya...”
▬ “Güzel...” Dedi, “Öyleyse Durumumu Anlat O’na, Bana Acısın, Bir Giyecek İhsân Etsin. Bıktım Artık Kumda Durmaktan.”
Mûsâ Aleyhisselâm Söz Verdi ve Tûr’a Vardı. Orada Durumu Anlattıktan Sonra:
▬ “Yâ Rabbi...” Dedi, “Niçin O Kulun Öyledir? Senin Merhâmetin Boldur, Geniştir?”
Mûsâ Aleyhisselâm’a Şöyle Dendi:
▬ “Yâ Mûsâ! Onun da Sebebi Var. Bir Kerre O Adam Şükür Nedir Bilmez. Sonra Fitnecidir. Şimdi Ben Ona Bir Elbise Versem ve Halk İçerisine Girmesini Sağlasam, Gider Fitnesiyle Milleti Birbirine Katar. Onun Öyle Durması Daha Hayırlıdır. Otursun Oturduğu Yerde, Şükretsin Hâline!”
Mûsâ Aleyhisselâm Dönüşünde Adamın Yanına Uğradı:
▬ “Aman Kardeş!” Dedi, “Yerin Tam Sana Uygun, Otur Hâline Şükret. Sonra Dikkat Et, İnsanlara Kötü Lafta Değil, İyi Lafta Bulun!”
Kumun İçerisindeki Adam Birdenbire Parladı:
▬ “Ne Demek? Ben Hiç Kimseye Dalkavukluk Etmem, Hiç Kimseye Tatlı Sözde Bulunma İhtiyacını Duymam. Şükür Ne Demek Oluyor? Benim Şükredecek Ne Durumum Var? Hayır!”
Mûsâ Aleyhisselâm Hakk Teâlâ Hazretlerinin Yaptığı İşin Doğruluğunu Bir Kerre Daha Anladı. Az Sonra Korkunç Bir Kasırga Çıktı, Bütün Kumları Altüst Etti. O Günâhkâr Adam da Orta Yerde Çırılçıplak Kaldı. O Zaman Anladı Şükretmenin Ne Demek Olduğunu.
__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
|