Çiseleyen yağmurun ardında bekler toprak kokusu, uyuşuk dakikalar pişmanlık hediye eder yarına...
Evlerden sokaklara akar yalnızlık, kara bulutlar iner kibirli apartmanların tepesine...
Elektrikler kesilince söner iddialar. Asansörler, lambalar, otomatik kapılar, ekranlar... hepsi susar.
Gök gürültüsüyle sarsılır camlar ve korkar çocuklar. Korkuyu unutup durur şehir, unutturur...
Yağmur ovalar kirini pasını sokakların, tokatlar yarınla sarhoş suratları, çıkmaz kirler yine de katran karası, akıllanmaz bakışlar...
Mevsimlerin sayfalarında yazılı düne dair ne varsa. En çok da yağmurlarda kayıtlı hatıralar. Çocukluğumda yağmış yağmurlar, ilk gençlik yıllarımdakiler ve şimdi yağanlar... Yanaklarıma ilk dokunan damlaların bahsi var şimdi düşen her damlada...
Hüzün bazen çiseleyerek düşer gönüle, bazen de sağanak hâlinde yağar. Bazen saçların ıslanır hafiften, bazen de tepeden tırnağa sırılsıklamsındır...
Sırıtkan sûretler ve düşmeye âşık siretler üşüşürken başıma her metrekaresinde hayatın, tek çarem hüzne banmak bütün rızkımı ve yağmurları gözlemek her mevsim!..
|